Ne döndüğünü anlayan var mı?
02 Ekim 2010

Bu ülkeyi kim yönetiyor? Cemaat mi? Devlet mi? Devleti ele geçirmiş cemaat mi? Sizin de kafanız karışmadı mı?

1. Hanefi Avcı çıkıp “Kral çıplak!” dedi. Daha önce de söyleyenler vardı, onlar ciddiye alınmadı, içeri alındı, Silivri ve Hasdal’ı doldurdu. Ama halen görev yapan, üstelik de cemaatle ilişkisi olan 40 yıllık Emniyet Müdürü, muhafazakâr, işkenceci bir polis yazınca ezber bozuldu. Haberin kaynağı, haberin değerini arttırır. Söyleyen Avcı olunca tehlike ciddiye alındı. Cemaati yazdığı kitap, bir anda 100 bin satınca Avcı’yı içeri atıp susturdular. Durum bu kadar basit mi? Ekranda süren kavgalara bakarsanız, değil!

[[HAFTAYA]]

Zaten ikiye bölünmüş olan medyada saflar netleşti, cemaat yanlısı olanlar Avcı’yı suçlamak için inanılmaz komplolar ortaya atarken (mesela birine göre Avcı özellikle tutuklanmak istemiş, bu tuzakmış), olaya tarafsız bakmak isteyen ama mecburen taraf olan Nedim Şener gibiler de Avcı’nın avukatı konumuna düştü! Üstelik Şener’in savunmaya çalıştığı Avcı, sol örgütleri çökertmekle ün yapmış, işkenceci olduğu bilinen, zaman içinde değişim geçirdiğini söyleyen ve işkence yaptığı örgüt üyesi ile dost olduğu için şimdi sol örgüte yardım ve yataklıkla suçlanan Avcı!

2. İçişleri Bakanı Atalay, PKK etkisi altında olan Doğu ve Güneydoğu illerimizi ziyaret etmeye başladı. Ne tesadüf, ben de bir kaç yıldır gitmediğim Hakkari ve Şırnak’a gitmeye niyetleniyordum. Yani benim bile akıl ettiğimi İçişleri Bakanı yeni yapıyor ve üstelik gittiği yerden “Bütün bunlar CHP’nin ülkeyi kötü yönetmesinden ötürü başımıza geldi” diyor! El insaf, şimdinin gençleri ülkeyi CHP’nin yönettiği bir dönemi görmedi bile. Otuz yıldır ülkeyi, adı farklı ama aynı zihniyet yönetiyor.

3. İçişleri Bakanı Atalay’ın ziyaretinin hemen ardından onu pek sıcak karşılamış olan Geçitli köylüleri Emine Erdoğan’ı protesto eden pankartların ardından açlık grevine başladı! Aynı köylüler mayına çarpan minibüste kaybettikleri on kişinin ardından ülkeden göç etmeye kalkmış, BDP tarafından engellenmişti, hatırlarsınız. Acıları ağır ama Geçitli Köyü, BDP, yani PKK’nın emrinden çıkamadı, sahneye koyulan tiyatroda oyuncu olmaya devam ediyor. Oysa benim gözümün önünden Zeynep bebek kadar, korucu olan kocası minibüste havaya uçtuğu için ailenin tek geliri de uçan, tam 8 çocuğuyla beş parasız kalan o köylü kadının fotoğrafı da gitmiyor!

4. Terör sorununun çözümü için yürütülen çalışmalarda ‘terör örgütü ile işbirliği yapılır, geçici de olsa kan durdu’ diye sevinilirken Urfa ve Şırnak’da PKK propagandası yapmak, devlete karşı taşlı gösteri düzenlemek vb. suçlamalarla BDP belediye başkanı, il başkanı ve yerel yöneticiler göz altına alındı. E yine el insaf! Sadece orada mı? Bu yeni mi öğrenildi? BDP’nin PKK’nın siyasi kalkanı ve meşru örgütü olduğunu sokaktaki çocuk biliyor. Sokakta “İmralı’yla Kandil arasında kırmızı telefon hattı çekilsin” diye geyik yapılıyor. Sırf akan kan dursun diye her şeye göz yumulmuken ve terör örgütünün başkanıyla neredeyse legal bir pazarlık yürütülürken bu operasyonlar işe limon sıkmak değilse ne? Bu tabloya baktığımız zaman ülkeyi kim yönetiyor diye sormak yanlış mı? Hükümet mi, cemaat mi, devlet mi, derin mi, sığ mı, ABD mi, ABD’den Fethullah mı? Ve ille de Hoca Efendi yönetecekse, niye gelip buradan yönetmiyor? Oradan yönetilerek yönetmek daha mı kolay oluyor?