'Nazım 'Mavi Gözlü Dev'i Latife Hanım'a yazdı'

Atatürk'ün eşi Latife Hanım'ın yegeni Mehmet Sadık Öke, 'Teyzem Latife' adlı kitapta Latife Hanım'ın Atatürk'le tanışmasından, onunla yaşadığı çok özel anılara kadar her şeyi anlatan Öke, birçok bilinmeyen sırrı da ifşa etti

'Nazım 'Mavi Gözlü Dev'i Latife Hanım'a yazdı'

Atatürk’ün 2 yıl 5 ay evli kaldığı Latife Hanım’ın kardeşi Gülümser Hanım’ın oğlu Mehmet Sadık Öke, büyük teyzesi ve Atatürk’le ilgili ailesinde 86 yıldır süren sessizlik prensibini bozdu.

12 Nisan’da çıkacak ‘Teyzem Latife’ isimli kitapta aileyle ilgili yaşananları gazeteci Faruk Bayhan’a anlatan Öke, farklı bir Latife Hanım portresini de gözler önüne serdi. Kitapta birbirinden ilginç anlatımlar yer alırken Atatürk ve Latife Hanım’ın evlilik hikayelerinden boşanmalarına kadar tüm süreç dile getiriliyor.

478 sayfalık kitapta birbirinden ilginç ve merak edilen konu hakkında bilgilerin yanı sıra kitapta belgeler ve fotoğraflar da yer alıyor.

O kitaptan bölümler...

ENGELLENEN BUSE

“Paşa ısrar ederek, aşkını, beğenisini ve düşüncesinini ne kadar derin ve gerçekçi olduğunu göstermek için Latife Hanım’ı öpmek için eğilmiş. Bunun üzerine Latife Hanım, terastaki büyük mermer masanın üzerinde duran esir komutan Trikopis’e beylik tabancasını kaparak havaya üç el ateş etmiş ve Paşa’ya buna devam ederse dördüncü kurşunla kendini vuracağını, zira Paşa’nın bu memlekete elzem olduğunu ancak kendisinin önemsiz olduğunu söylemiş. Paşa hayranlık ve şaşkınlık karışımı bir şekilde, ‘Bunu gerçekten yapar mısınız?’ diye sorunca, ‘Siz savaşlar kazanmış komutansınız, saldırmayı da ricatı da ne zaman yapacağınızı bilirsiniz. Siz durabilirsiniz ama ben sadece genç bir kızım siz durmazsanız ben de duramayabilirim’ demiş.”

FOTOĞRAFTAKİ EVLİLİK TEKLİFİ

“Sonunda resmen evlenmeye karar veren Paşa, bir fotoğrafının arkasına, ‘Bu resme son bir kez daha bak. Hala hayır diyorsan tekrar teklif etmeyeceğim’ diye yazmış. Üzerine de beyaz bir gonca gül koymuş. Latife Hanım’a da, ‘Latif bugün odamı siz toplayabilir misiniz?’ demiş. Akşam Paşa bakmış hiçbir tepki yok demiş ki, ‘Latifçiğim bugün odamı siz topladınız değil mi?’, ‘Evet paşam ben topladım’ demiş. ‘Bir gariplik gördünüz mü?’ diye sorunca , ‘Yatağınızın üzerinde bir resim vardı, onu duvara atım’ diye hınzırca yanıt vermiş.

Bunun üzerine bozulan Paşa son bir gayretle, ‘Peki resmin üzerinde bir gül vardı onu ne yaptınız?’ deyince Latife’nin gözlerindeki müzik ifadeyi fark etmiş. Latife’de yakasına gizlediği gülü göstermiş, aldım, yakama, kalbimin üstüne taktım demiş. Bunun üzerine Paşa, ‘Tamam Latife sen kazandın ama diz çökmemi bekleme zira ben kimsenin önünde diz çökmem. Ne zaman evleniriz onu da bilmem zira memleket işleri, Ankara’ demiş.”

LATİFE HANIM DAYAK ATTI

“O akşam Köşk’te resmi bir davet var. Paşa her zaman olduğu gibi Latife Hanım’a, ‘Piyano çal’ demiş. Latife Hanım da şöyle söylemiş; ‘Şimdi çalamam buradakilerin hiçbiri dinlemiyor yorgunum’. Bunun üzerine Mustafa Kemal çok kızar. Vedat piyano çalar. ‘Hatalı çaldı iyi çalmadı bak kimse anlamadı’ diyor.

Bunun üzerine Mustafa Kemal, ‘Hanımefendi buradakilerin hepsi anlıyor ama siz anlamıyorsunuz’ deyince Latife Hanım yelpazeyi hızla avucunun içine vuruyor ve elini kesiyor. Buna çok sinirlenen Mustafa Kemal tokat atmak için elini kaldırmış. Latife teyzem de gayri ihtiyari elini yüzüne siper etmek için kaldırınca eli Paşa’nın yanağına çarpıyor ve elindeki kan onun yanağına bulaşıyor.

Yanağı da biraz çiziliyor ama Latife Hanım’ın elindeki kan bulaştığı için Mustafa Kemal’in yüzünde büyük bir yara var gibi gözüküyor. Bu olay komutanların ve diplomatik erkanın önünde meydana gelmiş. Bunun üzerine Avusturya ve Amerikan maslahatgüzarları ‘komutanın önünde karısından tokat yedi. Türkiye Cumhuriyeti liderinin karizması çizildi. Her an darbe beklenebilir’ diye ülkelerine kripto yazmışlar.”

ATATÜRK’ÜN OĞLU MU VAR?



Kitapta çok tartışılacak başka bir anlatım da yer alıyor; “Fikriye Hanım Atatürk’ün üvey babası Ragıp Bey tarafından akrabası. Mesela Abdürrahim Tuncak, Mustafa Kemal’e çok benzer. Abdürrahim Tuncak, Mustafa Kemal kabakulak geçirdiği zaman Zübeyde Hanım tarafından Halep’e götürülüyor. Bu kadar küçük bir çocuk bu kadar yaşlı bir kadın oğlu ölecek diye on yaşındaki çocuğu yanında götürüyor, bırakmıyor. Zübeyde Hanım’ın niçin bu çocuğu oraya götürdüğü soru işareti. Bize göre bu Abdurrahim Tuncak’ın Mustafa Kemal’in oğlu olduğununun önemli bir işareti. Aralarındaki benzerliğe bakılırsa onun Fikriye Hanım ile Mustafa Kemal’in oğlu olma ihtimali de var.”

MAVİ GÖZLÜ DEV

“Latife Teyzem küçük bir çocukken dadısıyla birlikte kordon boyunda dolaşıyor. Bir çingene falına bakmak istemiş. Falcı da, ‘senin kısmetinde sarı saçlı mavi gözlü biri var. Başkası da olmayacak. Senin hem sebebi saadetin hem de sebebi felaketin olacak. En büyük mutluluğu da en büyük yıkımı da bu kişiyle yaşayacaksın’ demiş. Küçük olduğu için bu çok yer etmiş Latife Teyzemin aklında. Enteresandır ki hep bahsettikleri biri var. Çanakkale Savaşı’nda vefat ettiği söylenir. Bir de İngiltere‘ye gittiğinde yine sarı saçlı mavi gözlü birisini beğendiği anlatılır. ‘Hep kaderimde sarı saçlı, mavi gözlüler oldu ama bunların hiçbiri değilmiş. Onu gördüğüm zaman anladım ki kaderim o’ demiş Latife Teyzem. Nazım Hikmet de şiirinde mavi gözlü devin ve minicik bir kadının hikayesini anlatır, her ne kadar kendi eşine yazdığı iddia edilse de aslında onu Latife Hanım için yazmıştır. Kendi karısı Piraye Hanım minicik değildi uzun boylu bir kadındı.”

KENDİNİ SİPER ETTİ

Kitapta aynı zamanda Atatürk’e İzmir’de Ocak 1924’de gerçekleştirilen suikast hakkında da bilgi veriliyor; “Bunu Türk basını bilmez. Yabancı basın yazdı. İzmir’de suikast girişimi oluyor. Suikast girişiminin faili Forbes Köşkü’nün bahçıvanı. Rauf Orbay’ın eniştesi tarafından işe alınmış biri ve suikast girişiminden sonra tutuklanıyor. Sonradan yapılan açıklamada suikastin yapılmadığı söyleniyor. Aslında suikast oluyor ve Latife Teyzem elinden yaralanıyor. Latife Teyzem, Mustafa Kemal’in önüne atlayarak elinden yaralanıyor. “
 

2