Yeni Yazısı > Nasıl bir adam bu Polat? - 18.12.2009

Nasıl bir adam bu Polat?
18 Aralık 2009

Nasıl bir adam bu Polat Alemdar?

Bürosuna bakıyorsun, ne pencere ne de gün ışığı. Evine gidiyorsun tam bir elektrik zayiatı, lambaların hepsi yanıyor. Bu adam maaşlı bir devlet memuru değil mi (!) nasıl yetişiyor o faturaya?..

Bir de dekorasyonu var ki evin, deri büro koltukları, iş yeri sehpaları filan derken adam sürekli sopa yutmuş gibi dik oturmak zorunda evinde bile...

Uyku desen, uyumuyor. Sevişmek desen, öpüşmüyor bile. Tuvalete gittiğini hiç görmedim, çaydan başka besin aldığını da...

Tüm bu koşullara rağmen sekiyor, uçuyor, kaçıyor.

Sahi nasıl bir adam bu Polat Alemdar; hangi dünyada yaşıyor?

Orman katliamından iyidir...

Programımda ulan lafı geçtiği için sayfalar dolusu bir açıklama metiniyle Türk diline zarar vermekten uyarı cezası kesmiş RTÜK. Sokakta saray Türkçe’siyle konuşuyoruz ya; aman toz konmasın hijyenimize. Bu tamam... “

‘Sen pe..... misin, karı mı satıyorsun?’ diye suçladılar beni” diyordu genç adam. Önceki akşam tam da ana haber bültenlerinin başladığı saatte tenhalaşan izleyici pazarına denk geldi bu sözler...

Kanal 7 ekranındaki İkbal Gürpınar ile Hayatın İçinden programında, psikolojik rahatsızlığı nedeniyle karısına işkence eden adam telefondaydı ve hiçbir süzgeçten geçmeyen kelimeler sarf ediliyordu...

İkbal’i bilirim. Duysa hemen alırdı yayından o telefonu. Ama stüdyoya da ses gitmiyordu anlaşılan.

Ne yapacaktı sahi? Neyse...

Canlı yayın ateşten gömlek. Giyeni yakıyor işte. RTÜK’ün de bu türden yayınları ayrı bir statüde değerlendirmesi gerekiyor belli ki...

Türkiye’de canlı yayın başına en az beş tane benzer gaf/laf düşüyor. Teknik olarak bazıları süzgeçten geçirilebiliyor. Bazıları da İkbal’inki misal, saldım çayıra mevlam kayıra durumu...

Memleketin sesini kısamayacağımıza göre, uyarı levhasını asalım canlı yayınlanan programların boynuna; “Dikkat küfür çıkabilir, dil kirlenebilir”...

RTÜK’ün uyarı cezalarını kağıda dökmek için ağaçları kesip, orman heba etmekten bin kat iyidir; haksız mıyım?...

Kursağımda kaldı...

Bildiğim kadarıyla yayından kalkan diziler familyasının son kuşağında yer alıyordu Yalancı Romantik. Fox TV’nin az sayıdaki sit-com’undan biriydi...

Önceki gece yeni bölüm fragmanlarını görünce direkten döndüğünü düşünüp, sevindim. Bazen ölümü gösterip sıtmaya razı edebiliyordu kanallar yapımcıları...

Neyse. Tekrarları iş yapınca yeniden çekilmeye başladığını sandığım dizinin son dört bölümü içinmiş bu duyuru meğer. Boşa heves etmişim...

Yerine bir Plato (Sinan Çetin) işi sit-com gelecekmiş. Bu da bonusu olsun yazının!

Mali şahlandı...

Ana haber bültenlerini izleten bir faktör de önündeki programlar. Bugüne kadar o kuşakta aksayan tek ayak Star TV’deydi. Ama dedim ya, bugüne kadar... Yola çıktığı sulu formatını değiştirip, Aileler Yarışıyor’un yeni düzenlemesi Birimiz Hepimiz İçin ile seyirci karşısına çıkan Mehmet Ali Erbil haber önüne resmen can suyu oldu... Yarışma, kademeli bir yükseliş göstererek, dün rakipleriyle arasını açmayı başardı. Bu noktadan sonra eski haline düşüremezsiniz Mali’yi... Gaz aldıktan sonra yüz metreyi en iyi koşan motor onunki çünkü. Yolu açık olsun diyelim...

Figüran değil oyuncu...

Gözlerim beni yanıltmıyorsa -ki yanıltmaz- önceki akşam Aşk-ı Memnu’da (Kanal D), Ezel dizisinde (Show TV) Cengiz’i ayartan kadın oyuncu figüran olarak çıktı karşımıza...

Her iki dizinin de yapımcısı aynı. Ama ne bileyim, ikisi de dikkatle izlenen diziler için ortak oyuncu havuzundan yararlanmak makul bir şey değil...

Ezel giderek hız kazanıyor, Aşk-ı Memnu yavaş da aksa hiç hız kesmiyor. İzleyici eskisinden bin, eleştirmenler yüz kat dikkatli...

Ezel, nasıl Ziyagil konağının kapısını çalmıyorsa; ekibinin de civarda dolaşması hayırlı değil. İstanbul küçük ama hayal dünyası büyük, kullanın efendim!

Perşembe gecesi uyku tutmaz

Haber programlarının gecesi netleşti; perşembe. Tek kusurları aynı konular etrafında turlamaları. Yani önceki gece olduğu gibi pişti olmaları...

Uyumak istiyordum. Ve kesintisiz uykuya giriş için birebir olan laflamaları izleyeyim dedim. 32. Gün’de kadın aydınlar DTP’nin kapatılmasını tartışıyorlardı. “Neden sadece kadın aydınlar?” diye düşündüm; meselenin romantik bir yanı yoktu çünkü... Gerçi başta Avukat Kezban Hatemi olmak üzere konukların düşüncelerinin çok da romantik olduğu söylenemezdi ya, neyse...

Yine de Siyaset Meydanı’nda olduğu gibi (Show TV) fazla erkek erkeğe dönen aynı meseledeki siyaset geyiğinin de lezzetli olmadığını gördüm aynı gece. Atlamayayım...

Ama en kıllı kuburlu haber tartışma programı KanalTürk’te çıktı karşıma. Ters Cephe isimli yeni programda, Rasim Ozan Kütahyalı, Prof. Ümit Özdağ, Fikri Akyüz ve Ümit Zileli sallayıp duruyorlardı birbirlerine. Bunu sindirmesi iyice güç oldu...

Haber programlarının gecesi için bu turlamadan elde ettiğim tek sonuç; üstü kalsın oldu. Uykum kaçtı vallahi!