'Müstehcen' sözlere TRT'den veto

Töre cinayetini işleyen 'Duy Sesimi' den sonra, ikinci albümüne adını veren 'Sessiz Olmalıyım' şarkısındaki 'İçime her önüme geleni almamalıyım” sözleriyle TRT Denetim Kurulu'na takılan Efsun, olayı önemsemiyor. Şarkıcı, yasaklardan çok artık aşkın neden yaşanmadığına kafa yoruyor

'Müstehcen' sözlere TRT'den veto

İki şarkınız birden TRT’den veto yedi. Neler söyleyeceksiniz?

Önemsemiyorum, elime resmi bir şey de geçmedi daha. Yazılmamış kitapların bile sansürlendiği bir ülkede böyle bir galeyana gelinmesi de normal. Bence iki şarkıda da sansürlenecek hiçbir şey yok. Sözler öyle duygular içermiyor diye bir şey de söylemiyorum. Sadece savunulacak bir yanı olduğunu düşünmüyorum.

Aldığınız tepkiyi adaletsiz buldunuz mu?

Aslında dikkat çekti, ben ondan çok keyif aldım. Görmezden gelinmesi daha acı verici olurdu. İyi bir işe verilecek en büyük ceza görmezden gelmektir. Bu olaylarla bir şekilde çalışmam fark edildi, ulaşılamamak daha kötü olurdu.

‘İçime herkesi almamalıyım’ derken ne anlatmak istiyorsunuz?

Kelimelere anlamlar yüklersiniz, insanlar kendilerine göre yorumlarlar. Birisi tüm bunlarda niyet arıyorsa, o niyet kendi içinde. Zaten kapanma, örtünmenin de altında yatan anafikir de bu değil mi? Saçınızı açıp baştan çıkarmak niyetiyle hareket etmiyorsunuz ki. Örtünmek istiyorsanız da saklanma çabası olarak da görmek istemem. O kişinin doğal tavrı olarak algılarım.

Şarkı sözleriniz düşünüldüğü kadar kışkırtıcı mı?

Kışkırtıcı olsa, cinsel anlamlar içerse ne olur? Bunlar hayatımızda yok mu? Kaldı ki, bu saatten sonra “Nasıl anlaşılırım?”ın hesabına mı düşeceğim? İşimiz bir parça iğne batırmak, değil mi zaten? Sözlerini yazarken aklımdan çok şey geçti, buna cinsellik ve aşk da dahil. Şarkı sözlerimin ağır ve anlamlı olduğunu düşünüyorum, derli toplu, dürüst çalışmalar. Ben kendimi hep daha hareketli ve hafifmeşrep görürüm, ama şarkı sözlerim daha ciddiyetli ve sert.

Sansür sadece cinsellikle sınırlı da değil. ‘Duy sesimi’ töre cinayetiyle ilgiliydi, o da veto yedi.

‘Duy sesimi’ gerçek bir hikaye; oradaki 14 yaşındaki kız öldürülmedi, daha da kötüsü eline tüfeği alıp, kendini öldürdü. 50 küsur yaşında biriyle zorla evlendirilmişti ve o yaşama dayanamadı. Kendisinin iki katı yaşındaki insanlara bakmak zorunda bırakılan bir kız çocuğuydu. Töre cinayetiyle ilgileniyormuşuz gibi yapıyoruz, ama bir şey yaptığımız yok. Bu durumu gündemde tutmak boynumuzun borcu değil mi, yasaklamak yerine?

Şarkı sözlerine bakınca kalp kırıklığı yaşadığınız hissediliyor...

Yaşanmış tüm üzüntülerin toplamı bu albümde çıktı. Aşk zaten bir hüzün öyküsü. Yaşıyorsunuz, işin içinden çıkarken elinizde çok da mutlu anılar olmuyor. Son yedi, sekiz yılda aşk fobisi başladı. Okuduklarımıza, Hollywood filmlerine bir bakın; Bize bunu dayatıyorlar. Neye inandırılıyorsak, onu yaşıyoruz. Diyorlar ki, erkeklerin üzerine giden kadınlar var. İnanmıyorum buna, ama inanırsak, erkekler bizden kaçar. Kalp kırılacaksa da kırılsın, tekrardan toplarız, ne var yani? Albümümde kırılmaktan korkmayan bir kadın var.

Albümda başka ‘yasaklanacak’ şarkı var mı ?

‘Yok mu?’ şarkısında potansiyel var; “Başka evlerde bambaşka gülüşlerle uyandım” sözleri veto yiyebilir. Aldatılmaya karşı aldatan, kırılmaya karşı ayağa kalkan bir kadın portresi var orada. Düşerim, kalkarım, ama kendime de acımam mesajını veriyorum.

‘Aşk mı sence?’ de yasaklanma potansiyeli yok mu? ‘Sevişirsek aşk geçer büyük ihtimalle’ diyorsunuz.

Oradaki kaygım, yaşanmaktaki ilişkideki git-gel durumu. Bir an hayatınızın merkezi oluyor, sonra bir laf ediyor, “Ne yapıyorum?” diyerek, ilişkiyi sorguluyorsunuz. Partnerinizle yarışmaya başlıyorsunuz. Modern kadınların kendini kaptırmasından doğan bir risk bu, bir rakibe kavuşuyoruz. Halbuki o yarışa girdik mi kaybediyoruz. En kötüsü kadınların erkekleşmesi, içimizdeki katılaşma bence...

Erkekler ve kadınlar aşkı farklı mı yaşıyor?

Onlar ‘anı’ daha fazla yaşadıkları için daha az depresyona giriyorlar. Kadınlar uzun planlar yapıyorlar hep; O an yok, akşamı var, ertesi günü var, sonrası var geçmişi var. Erkekler antropolojik olarak savaşçı. Savaşta ayakta kalabilmek için sadece o anı düşünmeniz gerekir. Biz süreci yaşıyoruz, sanki çok uzun zamanımız varmış gibi... Aslında yok.

Demin bahsettiğimiz modern kadın imajı aleyhimize mi işliyor?

Artık kendimi o kadar güçlü tanımlamıyorum mesela. O güçlü kadın imajı da ne zaman çıktı, 80’lerde miydi? O zihniyet insanlara sahip olmadıkları bir hayata itti,. Mesela şu anda niye feminizm güncel değil, tartışılmıyor bile. Ben ilişkide denk olmak isterim, eşit olmamız gerekmiyor. Pozitif ayrımcılığa inanıyorum. Benim yaptığım işte bu durum çok işime yarardı.

Müzikte pozitif ayrımcılık nasıl oluyor?

Rock sahnesi çok maço bir dünyadır. Daha pratik, kendi işinizi kendiniz görüyorsunuz. Konser vermeye gidiyorsunuz, gitar sırtınızda, kulağınızda kulaklık filan... Zaten taşıması ağır şeyler. Bir de bakıyorsunuz, hazırlanmanız için ayrılmış bir yer bile yok. Siz ite kaka bir şeyler ayarlamaya çalışırsınız. AVM tuvaletlerinde hazırlandığım çok oldu.

Radikal

2