Yandex.Metrica
Murat Yalçıntaş artık şövalye
27 Şubat 2010

Fransa Dış Ticaret Bakanı Anne-Marie İdrac, Türkiye ziyareti sırasında İstanbul Ticaret Odası Başkanı Dr. Murat Yalçıntaş’a Fransa’nın en büyük nişanı Legion d’Honneur’ü bizzat takarak onu şövalye ilan ediyor. Aynı zamanda Akdeniz ülkeleri Sanayi ve Ticaret Odalarının da başkanlığını yapan İstanbul Ticaret Odası’nın genç başkanı için büyük bir onur ve önemli bir haber. Ancak Fransız heyetinin aklına takılan başka, bu haber medyada yer alabilir mi? Bu toz duman ortasında Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy gelse kimin umrunda olurdu diye bir düşünce de yok değil doğrusu! Fransız Bakan, Yalçıntaş’a yaptığı sıcak ve övgü dolu hitabını güzel benzetmelerle de süslüyor, Prof. Nevzat Yalçıntaş gibi ünlü bir babanın oğlu olmasına gönderme yaparak, siz kendinize bir isim yapmışsınız diyerek elde ettiği başarılarla oğlun babasının gölgesinde kalmadığını vurguluyor. Gerçekten de Dr. Murat Yalçıntaş, Fransız ve Anglo sakson okullarında iyi bir eğitim aldıktan sonra iş hayatının basamaklarını kısa sürede tırmanıp 40 yaşında girdiği seçimlerde İTO’nun en genç başkanı oluyor. Başkanlığı sırasında da İTO’yu dış dünyaya açma konusunda çalışmalarını sürdürüyor. Fransa’daki Türk Mevsimi konusunda da etkin çalışmalar yapan Dr. Murat Yalçıntaş’ın Fransızların dikkatini çekmesi şaşırtıcı değil. Türk yatırımcılarını ülkelerine çekmek ve Türk-Fransız iş hacmini artırma çabasındaki, kendi de başarılı bir iş kadını ve dünyanın en güçlü üç kadınından biri olan Bn. İdrac, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy adına Murat Yalçıntaş’ı şövalye ilan ederken değerli bir partner bulduğuna inanıyor. MÜSİAD’lı ve AKP kurucusu Murat Yalçıntaş’ı kutluyor ve yükselişinin süreceğine inanıyorum. Hep söyledim, ayrı kamplardan olsak da olacaksa mutlaka böylesi olsun diyor ve kendisini takdir ediyorum.

Bari ucundan acıcık...

Bir haftayı altüst eden “fırtına”dan geriye ne kaldı? Biraz sel suyu, biraz çamur, kirlenmiş, hırpalanmış, arızalanmış “mağdur”lar. Ve bitmeyen spekülasyonlar! Bu cümleyi yazıp ödül törenini izlemek üzere İTO’ya gidip geliyorum ki… Ohooo, fırtına geri dönmüş, yeni bir gözaltı furyası başlamış. Anlaşılan o ki, savcılar, şimdiye kadar en az 80 soruyla sorguladıkları üst düzey komutanların “asla, kata, haşa, hiç öyle şey olur mu, hiç 167 kişiyle bir araya gelip darbe planı yapılır mı, bunun bir kısmı çalışmaydı, diğeri tamamen uydurma” ifadelerini hiç ciddiye almıyor. Bavulla gelen dosyanın içindeki belgelerin doğruluğuna ve askerlerin kendi camilerini bombalayıp, kendi çocuklarını öldürüp, kendi uçaklarını düşürebileceklerine inanıyor. Topluyor da topluyor! Üstelik toplananlar tutuklanıyor da; bakmayın siz iki kuvvet komutanının serbest bırakıldığına! Benim anlamadığım, bir darbe yapılacaksa sorumlusu en tepedekilerdir, onların bir kısmı sorgulanmıyor bile, bir kısmı serbest bırakılıyor, ama örneğin Edirne’den emekli astsubay tutuklanıyor. Konya’dan, Batman’dan gözaltına alınan astsubay, subaylar var. Olsa olsa görev verilmiştir onlara, onlar mıymış darbeyi yapacak olan? Gerçekleşmiş darbelere dokunan yok, madem eskileri kurcalıyoruz, varsayalım ki bu gerçekten bir darbe planıydı, yapılamamış, darbenin hesabı soruluyor! Ve daha güzeli, bunun adı hukuk işliyor oluyor. Eğer arkasında aslanlar gibi durmasa hükümet, hangi savcı bir hafta içinde yüze yakın askeri derdest edebilirdi ki? Eğer iki güç kafa kafaya çarpışmıyorsa memleketin üzerindeki kara bulutların müsebbibi denizler ötesi güçler mi? Ve bu kurban törenleri “normalleşiyoruz”, “düzeliyoruz”, “iyileşiyoruz” söylemleri arasında yapılmıyor mu? Çocukları sünnet ederken acıyı duymasın diye hokkabaz oynatıp tencere çalarlar ya, o hesap. Dua edin de ucundan kesmekle kalsınlar, hepsini götürmesinler! Maksat iktidarsızlaştırmaksa yaparlar vallahi!