Muhteşem Yüzyıl'ın tuhaf renkleri
29 Nisan 2011

Hürrem yine doğuracak. Yavrulayacak desek ağır mı kaçar? Belki de kahrından büyüyemiyor Şehzade Mustafa. Öyle ya bebekler padişahın gözdesi hep... Bu arada suya düşen Mehmet üstünden bir şey damlamadan çıkıyor sudan. “Bebeği ıslatmamışlar ayazda” diyerek avunuyor insan ama dizi bu, eleştireceğiz bir yandan da... Pargalı İbrahim’e saray yaramıyor.

[[HAFTAYA]]

Şive giderek Venedikli’den daha Venedikli oluyor son birkaç bölümdür. “Tez dili törpülene” diyor insan izlerken... Ve daha neler. Muhteşem Yüzyıl (Show TV) oyunculuklarıyla döktüren, içeriğiyle dökülen bir hal alıyor ve izliyoruz çıtır, çerez, eğlencelik hesabı... O değil de sponsor firmanın reklamına göre yazıldığını düşünmeye başladım dizinin. Öyle ya, hangi objeye odaklanıyorsa dizi, reklama giderken boya firmasının o objenin renginin de koleksiyon içinde bulunduğunu anons etmesi tesadüf değildir sanırım; ne dersiniz?

FASULYEYE ZULÜM ETTİLER!

Suşi diye bir Japon yemeği var. Çiğ balık, pirinç ve yosun ağırlıklı. Hayatımda hiç denemedim, hiç de merak etmedim öte yandan. Ama bizim Master Chef (Show TV) tayfası sanırım fazla tutkun suşi lezzetlerine... Öyle ki önceki gün yarışmacılardan birisi bizim geleneksel kuru fasulyeyi ezip genişçe bir pastırma diliminin içine sürdükten sonra pilavı da üzerine basıp suşi gibi yuvarladı... Yok artık. “Yaratıcılıkta son nokta bu olmalı” diye geçirdim içimden.

Ve Batuhan şefin bu tuhaf yaratıcılığa, yarışmacının karşısında kuru fasulye pilavı geleneksel bir şekilde tabaktan kaşıklayarak yanıt vermesini bekledim. Vermedi... Ah dedim sonra, Vedat Milor orada olacaktı ki, “ne yaptın evladım sen” diye tencereye kepçeyi sokup kuru fasulyeyi indirecekti mideye. O suşileri de ne yapardı artık, sizin hayal gücünüze bırakıyorum... Hazır böyle füzyon, vizyon mutfağından girmişken meseleye; Türk damak tadının en efendi bilgelerinden hocamız Arman Kırım’ı yitirdik önceki gün. Rahmeti ve lezzeti bol olsun gittiği yerde...

O son reklam ne iş?

Reklam sürelerinin ilk kuşaklarda 4 dakikaya sabitlenip sona doğru sürelerinin artmasını anlayamıyor izleyici. Şöyle söyleyelim o zaman; bir saat içinde sadece 12 dakika reklam yayınlayabiliyor kanallar... Program bir saati aştığında diğer saatin reklamından istediği kadarını kuşağın içine koyabiliyor yayıncı. Bu normal...

Ama şu değil; son kuşak reklamı dizi bittikten sonra yayınlayıp geri döndüğünde dizinin daha önce yayınlanan 30 saniyesini tekrar ekrana getirmek... Orada kötü hissediyor izleyen kendini. Aldatıldığını düşünüyor ki, öyle. Muhteşem Yüzyıl’da, Ezel’de ve çok izlenen diğer dizilerde hep görülüyor bu illüzyon. Yazık vallahi...

Ortak yayın gibi oldu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Çılgın Proje olarak tanımlanan Kanal İstanbul projesini açıkladığı saatler, hemen her kanalda yayınlanan Ulusa Sesleniş formatındaydı... Ancak tam proje açıklandığı sırada NTV helikopterini havada görmek iyi bir refleks gibi geldi bana. Öyle ki helikopter tam da Başbakan’ın açıkladığı alanları yukarıdan resmedip durdu... Ortak bir haber çalışması gibi geldi durum bana. Kötü niyetli söylemiyorum, aman yanlış anlaşılmasın. Zekiceydi hani...

Bir koyup üç alıyorsunuz...

Nuri (Kanal D) yine gün değiştirdi. Çarşamba geceleri yaramamıştı. Kuvözde doğan bebek gibi biraz müşahede altına alındı. Şimdi bebek odasında... İlginç olanı da Nuri ekibini hiçbir şeyin yıldıramıyor oluşu. Ne devamlı yolculuk hali ne de gün yüzü görmeyen izlenme oranları... Ekipteki neredeyse her oyuncu artık iki karakteri birden canlandıracak. Geçmişe dönüşleri de eklersen etti mi üç. Bir koyup üç veren kaç dizi var baksanıza bir ekrana?

İkili kurtuluş mümkün!

Komedi Dükkanı için bir kurtuluş reçetesi varmış. Bunu gördük önceki akşam. Azeri takıntısını bir kenara bırakan Hakan Yılmaz esas adamımız Tolga Çevik’le birlikte döktürdü hakikaten de... Bu formatın ilk hali ikiliydi hatırlarsanız. Ve Star TV’ye geçtiğinde bir süre farklı ünlülerle sürdürüldü bu ikili format. Neden sonra Tolga Çevik yalnızlaştı sahnede. Belki bu yüzden ezbere girdi Komedi Dükkanı... Önceki akşam bu ezber bozulunca gördük ki, yüksek ihtimal, bir ikili çalışmayla kurtarılabilir program. Tersini düşünmek bile istemiyorum doğrusu...