Yeni Yazısı > Muhalif olma hakkı kalmadı! - 15.02.2011

Muhalif olma hakkı kalmadı!
15 Şubat 2011

Ben aslında Soner Yalçın’ı severim! OdaTV haber sitesini de dikkatle izliyordum! Bunu özellikle şunun için vurguluyorum; dün twitter ve haber sitelerine OdaTV’nin arandığı, sitenin sahibi gazeteci yazar Soner Yalçın ve arkadaşlarının göz altına alındığı haberi düştüğü andan itibaren bu duruma karşı çıkma cesaretini gösteren yazı ve yorumların çoğu şöyle başlıyordu: “Ben aslında Soner Yalçın’ı sevmem, OdaTV’yi de izlemiyordum ama fikir özgürlüğü açısından..!”

[[HAFTAYA]]

Hangi fikir özgürlüğü? Korkunun ecele faydası yok. Açıkça söyleyelim: Ülkemizin içinde bulunduğu koşullarda muhalif olma hakkı kalmamıştır. Ne hükümete muhalefet, ne sürmekte olan siyasi davalara karşı çıkma hakkı var. Hemen darbeci olarak yaftalanır ve Silivri’ye postalanırsın. Aslında bu koşullarda 3 kuruşluk aklı olan yazı mazı da yazmaz. Hazır iznin bitmemiş... Dünyanın öbür ucundan, Kanada’nın batısından, 25 saat uçup daha yeni gelmişsin... Yol yorgunluğu bir yana vücudun, saat ve iklim değişikliğine uyum sağlamaya çalışıyor. Siner, pusuya yatar, havayı koklar, vaziyete bakarsın... Olmadı dümen kırar, 14 Şubat haftasından istifade aşktan girer, kandilden çıkarsın! Ama yok. İçim isyanla dolu. Hayatım boyu haksızlığa, hukuksuzluğa karşı çıkmışım, başıma ne gelecekse gelir, yeter ki onurlu olsun yaşam. Onun için yazıyorum açık açık: OdaTV, gazetelerin yazamadığını yazıyordu, internet sitesi olarak birdenbire parlamasının nedeni, yorumları değil, haberleriydi. Hiçbir yerde olmayan özel haberleriyle aydınlatıyor, bilgilendiriyordu. Atatürkçüydü, cumhuriyetçiydi. F tipine de karşıydı, cemaate de, illegal örgütlenmelerin ülkenin tüm kurumlarını ele geçirmesine de. Belli ki rahatsız etti, belli ki sesinin bu kadar gür çıkması birilerinin işine gelmedi. Rivayete göre önceki gece siteye yüklenen “Amerikalı uzmanların polisi nasıl eğittiği” konulu bir video bardağı taşıran damla oldu! Bu videoda polislere Amerikalı uzmanların bir bombayla ilgili bilgi verdiği, polislerin de iki gün sonra bu bombaları Zir Vadisi’nde buldukları(!) gösteriliyordu. Silivri’deki dava sanıklarından “Sakıncalı Piyade” diye bilinen 68’li bir yarbayın, ordudaki cemaatçi örgütlenmeye karşı çıktığı için başına gelenlerin anlatıldığı bu haber OdaTV ve Soner Yalçın’la arkadaşlarının sesinin kesilmesi için işaret fişeği oldu.

DELİLLERİ ÇÜRÜTÜYORDU

OdaTV, yaptığı haberlerle Ergenekon dava dosyalarındaki delilleri çürütüyor, açıklarını buluyor, ifşa ediyordu! Artık bundan sonra, bu dava ve bu davayla ilişkilendirilen diğerleriyle ilgili haber yapmak sadece bu davaları desteklemek koşuluyla mümkün olacak. Davayla ilgili her türlü delil, belge, bilgi, açıklamayı, mahkemede bile açıklanmadan önce ele geçirip yayınlayan kimi gazete ve televizyonlara, tüm tepkilere ve mahkeme kararlarına rağmen engel olunamazken karşı olanların sesinin kesilmesi ve örgüt üyeliği suçlamasıyla gözaltı kararının çıkması ne demek? ‘Muhalefet yasaktır’ın bundan daha güzel örneği olabilir mi?

KOMUTANLAR TUTUKLU

Ya “Balyoz Davası” sanıklarının tümü hakkında tekrar tutuklama kararı çıkmasına ne demeli? Çoğu görevde ve üst düzey olan komutanların tutuklanmasının gerekçesi ne? Kimse hukuki gerekçeler olan “delilleri karartmak ve kaçma şüphesi”ni ileri süremeyeceğine göre bu bir ‘28 Şubat intikamı’ ve siyasi operasyon değilse nedir? Bu subaylar hakkında yeni bulunduğu söylenen delillerin çoğu gayrı ciddilikten dökülürken Apo’yu tutuklamış komutan, aynı gün içeri tıkılırken bu neyin kini, neyin hesabının görülmesi diye hiç mi aklınıza gelmiyor

SAVUNMA YOK

Acıklı olan şu: İkide bir “Mesele yargıya intikal etmiştir, adalet en doğru kararı verecektir” filan deniyor ya, artık kimse adaletin tecelli edeceğine inanmıyor. Sanıklar, haklarındaki iddiaların kaynağı olan delillerin haksızlığını, anlatmaya çalıştıkları mahkemenin kendilerini dinlemediğini gördükten sonra son bir tepki olarak savunma haklarını kullanmayacaklarını açıkladı.

Avukatlarını geri çekeceklerini ve kendilerinin de savunma yapmayacağını belirten Balyoz sanıkları haksız mı? Ne acı ki bunlar sürpriz değil. Referanduma konu olan anayasa değişiklikleri bunun için yapıldı. Sonrasındaki hakim ve savcı yenilemeleri de... Bunu göre göre ‘özgürlük gelecek’ diye iktidarla işbirliği yapanlara iktidardan daha çok kızdığımı belirtmeliyim!