Yeni Yazısı > Modanın kalbi burada atıyor - 10.10.2009

Modanın kalbi burada atıyor
10 Ekim 2009

“Moda taşralıları, Parisliler modayı yönetir” demiş Jean-Jacques Rousseau. Modanın kimi yönettiği tartışılabilir fakat modayı yönetenin Paris olduğu su götürmez bir gerçek. Bu yüzden diğer moda haftalarının gerçekleştiği şehirlere nazaran Paris daima en çok fotoğrafçıyı ve blog yazarını çeken şehir oluyor defilelerle yaşadığı günlerde.

                            *****

Moda haftası söz konusu olduğunda Paris’te hayat tamamen değişir. Bütün şehir ayağa kalkar. Restoranlar, barlar, oteller, cafeler, mağazalar ve hatta marketler bile farklı bir yoğunluk ve düzen içine girerler. Hiçbir yerde son dakikada yer bulmanız söz konusu değildir. Alacağınız cevap hep sabittir “C’est la fashion week”, yani “Moda haftasındayız!”

                            *****

İşte tam da bu günlerde, sokaklar bir moda şölenine dönüşür. Özellikle defilelerde gündem podyumda değil konuklardadır. Hayat bir moda dergisinin sayfalarında gezinir gibi geçer. Moda dergileri de bu durumun farkında olduğu için, siz izleyeceğiniz defileye girene kadar fotoğrafçılara poz vermekten zor yürümeye başlarsınız.

                           *****

Herkesin amacı sabit. Hepsi sitesine, bloğuna, dergisine podyumdaki gelecek sezon modasının yanında sokaktaki mevsim trendlerini koyabilmek istiyor. Çünkü Paris’te bir şeyi üçten fazla kişide görmüşseniz sezonun trendini o zaman yakalamışsınız demektir. Ama bu diğer Avrupa şehirlerine bazen bir sezon gecikmeli ulaşır. Evet, böyle bir olgu var Paris’te. Bunun en iyi açıklaması da Coco Chanel’in “Moda, sokağa inmediği sürece yoktur” sözünde gizli.

Trendlerin defilelerde ve dergilerde çıkmasıyla sokağa inmesi arasında bir, hatta bazen iki sezon bile geçmesi gerekebiliyor. Bunun en yakın örneğini de Balmain’in iki sezon önceki defilesinde başlattığı vatkalarla gördük. Markanın tasarımcısı Christophe Decarnin bile bu kış sezonunda, geçen yazın çizgilerinin çok dışına çıkmadan hazırlandığı için eleştirilere maruz kalmıştı.

Bir gerçek var ki herhangi bir ürünün alınabilmesi için H&M, Zara, Mango gibi sokak modasının öncüsü üreticiler tarafından da yapılmış olması şart. Çünkü herkes Balmain’den binlerce lira vererek bir ceketi alamıyor. Alım gücü olanlar da benzer modelleri çevresinde görmeden giyecek cesareti gösteremeyebiliyor.

                        ***** 

İşte kışın ufak ufak kendisini hissettirmeye başladığı şu günlerde de, Paris yaz defilelerine ev sahipliği yaparken kış sezonunun hit parçaları sırasıyla kendini gösterdi.

                      *****

Bu kış alınması şart olan bir şey varsa, o da mutlaka diz kapağının üzerine, hatta bazen kasığa kadar yükselen çizmeler. Geçen kış herkesin giydiği parlak taytların yerini alan çizmeler Louis Vuitton’un koleksiyonunda desenli kumaşa çalışılmış. Prada’nın da yağmur botu gibi çalıştığı modeller var fakat bence mutlaka bacağı saran modeller tercih edilmeli.

Alternatifleri arasında en güzellerden birisinin Gucci’de olduğunu söyleyebilirim. Onun dışında ‘bondage’ adı verilen bağlama modeliyle bütünleştirilmiş bir başka çeşidi de ayakkabı tasarımcısı Nicholas Kirkwood’un Rodarte için hazırladığı şaşırtıcı güzellikteki ayakkabı koleksiyonunda göze çarpıyor.

Paris’te moda haftası boyunca Prada’nın yeleli, Miu Miu’nun zımbalı ayakkabısını giymemiş uzun ve ince bacaklı kadınların hepsi bu çizmelerden giyiyordu.

                     *****

Ayakkabı dendiği yerde akla çantanın gelmemesi olmaz tabii. Üzülerek söylüyorum ki artık Louis Vuitton Speedy çantalar gündemini çoktan yitirdi! Speedy’lerinizin tahtında Louis Vuitton’dan da önce, 1853 yılında kurulmuş olan Edouard Goyard markasının Saint Louis model çantaları çoktandır oturuyor.

Fransızlar’ın Louis Vuitton’a alternatif olarak kullandığı bu aristokrasi markası Goyard çoktan Paris sınırlarını aşıp Amerika’da Hilton kardeşler gibi idoller tarafından kullanılmaya başladı bile. Özellikle bir senedir İstanbul’da da görülmeye başlayan çantaların en güzel özelliği üzerine istediğiniz renk, punto ve desenle, istediğiniz inisyalleri yaptırabilmeniz.

Böylece çantanız sizin için kişiselleştirilmiş oluyor. Louis Vuitton’larınızı çöpe atın demiyorum ama sanırım bir Goyard edinmenin zamanı çoktan geldi de geçiyor!