Moda'da saklı bir köşk

1950'de ölen ünlü karikatürist Cemil Cem'in köşküydü. Antikalarla dolu bu köşkte şimdi müthiş bir yemek keyfi sizi bekliyor. Mutfaktaki şef Hüseyin Usta kimlere yemek yapmamış ki...

Moda'da saklı bir köşk

Moda’da, Cem Taksi’nin bulunduğu Cem Sokak’ta bir köşk vardır. Sokakta ‘saklı’ duran bu köşkü; 1909 yılında Romanya Sefiri Miltiyadi Patos kızı Mari Mesko’ya yaptırır. 1937’de ünlü karikatürist Cemil Cem (1882- 1950) bu köşkü satın alır. Cemil Cem, İstanbul’da hukuk öğrenimi gördükten sonra Dışişlerinde görevli olarak Fransa’ya gider. Fransa’dan dönünce de zamanın ünlü karikatür dergisi ‘Cem’i çıkarır. Cemil Cem, siyasi karikatürler çizer ve devlet adamlarını eleştirmekten hiç çekinmez. Vergileri eleştiren bir karikatürü nedeniyle yargılanır. 1928’de bir karikatürü nedeniyle dergisi ‘Cem’ kapatılır. Ünlü karikatürist Cemil Cem susturulmuştur ve küskündür. Moda’daki köşküne çekilir ve burada zamanını resim yaparak geçirir. Cemil Cem 9 Nisan 1950’de de ölür. Ailesi köşkü yaşatmaya çalışır ama koskoca köşkü ayakta tutmak çok zordur. Köşk 2006’da Cemil Cem’in gelini tarafından içindeki eşyalarla birlikte Dikran Masis’in müzayede evi Eskidji’ye satılır. Dikran Masis tarafından yaptırılan restorasyon çalışmaları tam 2 yıl sürer. Dikran Masis, Eskidji’nin önemli müzayedeleri bu köşkte yapmaya başlar.

Tüm antikalar satılık

Köşkün kapısında sizi Truvalı Helena (Helen) ve Akhilleus’un (Aşil) dev heykelleri karşılıyor. Truva filminden de hatırlarsınız, Yunan mitolojisinin en önemli kahramanlarından olan Aşil, öleceğini bildiği halde Helen’i geri almak için Truva savaşına katılmış ve Truva Prensi Paris tarafından sol topuğundan zehirli okla vurularak öldürülmüştür. (Bu yüzden ayak topuğunda yer alan tendona ‘aşil tendonu’ adı verilir.) Kapı kollarına kadar her şey orijinal bu köşkte. Köşkün içindeki bütün değerli antika eşyalar Dikran Masis’in sahibi olduğu Eskidji Müzayede Evi tarafından satılık. Duvardaki resimlerden tavandaki avizelere kadar. Mesela duvarda asılı 1882-1977 yılları arasında yaşamış ünlü ressam Hikmet Onat’ın kadın portresini beğendiyseniz hemen mekanın işletmecisi Hamdi Coşkunpınar’a başvuruyorsunuz. İşlemler yapılıyor ve 11.000 TL’ye bu değerli resmi evinize götürebiliyorsunuz. Ya da tavandaki 120 yıllık Alman porselen abajuru mu beğendiniz? Üzerinde heykelcikler ve çiçekler olan bu abajur 80.000 TL karşılığında evinizi aydınlatabilir. Orjinalinde mum olan aydınlatma bölümünde şimdi mum şeklinde ampuller var. Ama dilerseniz ampulleri çıkartıp mumla da aydınlanabilirsiniz. Kısaca duvarda asılı kuklalar hariç her şey satılık burada. Kuklalar ise Dikran Masis’in özel kukla koleksiyonuna ait.

Her mutfaktan bir yemek

Köşkün özelliği sadece bunlar değil. Şimdi bu köşkün içindeki ‘Saklı Köşk Cafe Restaurant’da nefis yemekler yemek mümkün. Köşkün hangi odasını tercih ederseniz o odada dostlarınızla biraraya gelip yemek yiyebilirsiniz. Ama bahar ve yaz aylarında köşkün bahçesinin tadını çıkarmak lazım. Huzur dolu bir bahçe; tam önünüzden İstanbul’un iki tramvayından biri geçiyor. Bu da atmosferi tamamlıyor. Hafif hafif çalan ‘Alta Gracia’ şarkısı sizi geçmişe götürmeye bir katkı daha sağlıyor. Padişah fermanı şeklindeki menüde neler yokki. Her ülke mutfağından bir yemek bulabilirsiniz. Aynen alıntı yapıyorum:

Zeytinyağlı yaprak dolma: Böylesini ancak Halep ve civarında yersiniz.

Humus: Hatay’da Saklı Köşk için özel imal ediliyor.

Çerkez tavuğu: Çerkez kadınlarının evlenme vizesi.

Mücver: Aleksandrapoli’de kır lokantalarında öğrendik.

Cheese kroket: Yıllar önce Tarabya’da Hristo’da yediklerimizden.

Tatlılar da çok özel:

Sultana: Dünyada 1 kişi daha yapıyor onun da yerini gizli tutuyoruz.

Galato Böreko: Bizden mi Atina’ya gitti, oradan mı buraya geldi belli değil. Galato Böreko müthiş bir şey. Baklava hamurunun içine özel kreması konuluyor, hamur börek şeklinde sarılıp fırında pişiriliyor. Üstü kızarında çıkarılıp üzerine şerbet dökülüyor. Sıcak sıcak yiyorsunuz.

Dedesi Atatürk’ün, dayısı Menderes’in aşçısıydı...

Şef Hüseyin Usta, yardımcıları ise Ramazan, Zeki ve Efe ustalar. 61 yaşındaki şef Hüseyin Usta’nın meslekte 51’inci yılıymış. Bolu Mengenli. Hal böyle olunca da dedesi, babası, dayısı, bütün ailesi ünlü aşçıymış. “Dedem Atatürk’ün, dayım Menderes’in aşçısıydı. Adnan Menderes Yassıada’ya götürülünceye kadar ona yemek yaptı. Ben de Süleyman Demirel’e yemek yaptım” diye anlatıyor Hüseyin Usta. Kimlere yemek yapmamışki! Süleyman Demirel’den Prens Charles’a, Adnan Kaşıkçı’nın yatından, Çiğdem Simavi’nin Halas yatına, Simavi Ailesi’nin Göcek’deki Domuz Adası’na kadar her yerde... Hüseyin Usta bir anısını şöyle anlatıyor: Prens Charles 25 kişiyle Halas yatına gelmişti. Beraberinde kolilerce yemek ve aşçılarını da getirmişti. İlk gece biz “Hoş geldiniz” yemeği hazırlamıştık. Ertesi gün sabah 11.00’de bizi çağırdı. ‘Acaba akşam bir kusurumuz mu oldu?’ endişesiyle gittik. Prens Charles bize, “Burada 15 gün kalacağım. Bizim getirdiklerimizi atın, sizin yemeğinizi yiyeceğim” dedi.

Saklı Köşk: (0216) 418 26 23.

Bu yazı 3 Nisan 2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır

2