Mizahın hayatımızdaki yeri belli oldu!
02 Şubat 2011

Sanırım Arena (Star TV) en samimi halini önceki akşam yakaladı ekranda. Uğur Dündar, Yılmaz Özdil, Levent Kırca, Müjdat Gezen ve Nedim Şener beşlisi gecenin bir yarısında limitsiz kahkahalarıyla izleyen herkesi ayağa dikti, bu kesin... İktidar politikalarından başlayarak gündemin tüm manşetleriyle kafa bulan muhteşem beşli ekranda benzeri artık hiç görülmeyen bir hiciv rüzgarı estirdi... Gece yarısından çok sonra başlayan programı ve içeriğini düşününce hicvin Türk insanının hayatındaki yerini de anlamış olduk. Gülmek, gülerek eleştirmek tarih olmuştur artık!

Sahi evlenir misin?
Yahu soru hakikaten insanın aklına türlü şeyler getiriyor. Seren Serengil ile Evlenir misin? Ama ne bileyim bir program ismi olunca hakikaten de yaratıcı bir hali var sorunun... Bir arkadaşım sorsa böyle bir soruyu, iki dakika boş bakarım suratına.
Ama Show TV her sabah soruyor izleyiciye artık... İlk iki bölümden anladığım kadarıyla da uzun bir süre daha soracak. İyisi mi ekranda izdivaç programlarının her halini görenler son bir şans olarak ceplerinde taşısınlar bu soruyu. Köprüden önceki son çıkış bu program çünkü... Bundan sonra bir tane daha izdivaç programı çıkar mı, emin değilim hakikaten!
Demek ki neymiş; son şans olarak Seren Serengil ile Evlenir misin?

Ve Nazım da dizi oluyor[[HAFTAYA]]
Dizilerin yıkmayacağı/yıkamayacağı tabu kalmayacak anladığım kadarıyla. Muhteşem Yüzyıl’dan hareketle ne dediğimi düşünün... Şimdi dünyanın en büyük şairlerinden biri olarak kabul edilen ve memleketinden sürgünde hayatını yitiren Nazım Hikmet’in dizisi çekime hazırlanıyor...
Kanalı söylesem ağzınız açık kalır. O yüzden sürprizi onlara bırakıp hikayenin Nazım’ın o dönem genç dostu ve akrabası Refik Erduran tarafından senaryolaştırıldığını not düşürerek bitirelim haberimizi... Kadro çalışmalarına yakında başlanacak olan dizide Nazım’ı canlandırması düşünülen oyuncunun daha önce şaire bir kez daha hayat verdiğini de ekleyelim hadi...

Kimindir o kırık tarak?
Karadağlar (Show TV) dizisindeki olayların yaşandığı var sayılan 30’lu yıllarda Gülali karakterinin saçları o günün Apaçi stili olarak kabul görürdü sanırım...
Öyle bir kesim hangi berberin elinden çıktıysa “geleceği gören kırık tarak” olarak heykeli dikilmeliydi Kaz Dağları’na...
Moda dergilerinin kapağından fırlamış gibi köylük yerde salınan Gülali’yi biraz daha eskitmek lazım anlayacağınız..

Yoğun bakımda çınlayan o ses!
Doktorlar (Show TV) dizisinin son bölümlerine girdik. Giderayak, şöyle bir üstünden bile bakıyor olsanız dizinin ilk serisi kadar çekici olmadığı ortada... Belki yıllarca süren tekrar yayınları, belki hiçbir şeyin eskisi gibi olmaması sonunu getirdi dizinin. Nasıl olmasın? Çok değil, bir sezon önceki izleyiciyle şimdiki izleyicinin arasında bile ciddi bir mantık farklılığı var.
İnsanlar ekran önünde eğitiyorlar kendilerini, kolay beğenmiyorlar, geçmiş beğenileriyle dalga geçiyorlar filan. Neyse... Benim dikkatimi çeken Kurtlar Vadisi’nde Polat’a hayat veren sesin Doktorlar’daki kafa karakter Levent’e de ses veriyor oluşuydu. Bildiğim kadarıyla ilk bölümlerde yoktu... Her iki dizide de hastane ve yoğun bakım odalarında çınlayan bir ses olarak kalacak kulaklarımda bu ses. Polat’ı her gördüğümde Levent’i, Levent’i her özlediğimde Polat’ı duyacağım yani. Geçmiş olsun...

Tefo olur mu Dayı?
Ezel’in (atv) geçen sezona imzasını atan o müthiş final sahnesi önceki akşam yaşandı.
Taraflar aynı o sahnede olduğu üzere bir poker masasında toplandılar...
Kendi adıma sahnenin altı ay önceki hali gibi bir heyecan duyduğumu söyleyemem. Ne yaptıysa Ezel, geçen sezonu hakikaten aratmaya başladı... Belki Ezel’in liseli gençleri andıran ergen halleri, belki Eyşan’ın bir türlü değişmeyen baygın bakışları, belki Ali’nin gücün hırsına kapılarak terk ettiği serseri/aptal halleri gidince; sel de gidip kumu kaldı geriye...
Fakat kim ne derse desin Sarp Akkaya’nın yorumuyla Tefo dizinin neredeyse her bölümünde bir adım daha yukarı taşıdı kendini...
Önceki akşam intiharla oynaştığı o sahnelerde çıkardığı oyunculuk hakikaten zirve yaptı. Bana kalsa, yani eğer Dayı olsaydım koltuğu devredecek adamım Tefo olurdu... Çünkü herkesin ayağına dolanan aşk meselesine bir tek Tefo kurşun sıkma kararlılığı gösterdi hikayede; yalan mı Dayı?

Hangi tür polisiye izleniyor?
Kanıt’ın yeni bölümünü izlerken bir miktar Gerçek Kesit (Flash TV), bolca da Müge Anlı ile Tatlı Sert (atv) havası soludum önceki gece... Ama neresinden bakarsanız bakın, Müge’nin programını karikatürize eden “Seyhan Takipte” isimli reality şov fikri muhteşemdi. Uzun süre güldüm içimden...
Hikaye ne kadar karanlık da olsa, bazı unsurlarıyla izleyiciyi alıp bir anda başka bir boyuta taşıyor Kanıt. Kendinden bir önceki kuşakta yayınlanan Arka Sokaklar’ın (Kanal D) zoraki komikliğiyle uzaktan yakından ilgisi yok...
Ha, makbul olanı bu mudur derseniz; reyting açısından zoraki olanı daha çok izleniyor, kanıttan ziyade boş koşturma ilgi çekiyor demek ki polisiye izleyicisinde.