Mısır ve Suriye arasında sıkışmak
06 Haziran 2014

Mısır’da darbeci yönetimin lideri Abdulfettah El Sisi, Suriye’de ise diktatör Beşar Esad yeniden seçildi. ABD’nin, Mısır seçiminden sonra yaptığı ilk açıklama “Sisi yönetimiyle çalışmaya sabırsızlanıyoruz” oldu. Türkiye hakkında çok sert demokrasi ve insan hakları eleştirileri getiren Washington’ın, ülkenin seçimle işbaşına gelmiş ilk lideri Muhammed Mursi’yi cezaevine atan, taraftarlarına da idam cezası veren Mısır’a kucak açmasını nereye oturtacağımızı merak ediyorum. Mısır’da Sisi, Suriye’de ise Esad’ın gideceği üzerine politikalar kuran Ankara için çok sıkıntılı bir dönem başlıyor. Üstelik Irak merkezi hükümetiyle ilişkilerin hâlâ kötü durumda olduğunu, İsrail’le de normalleşmenin sağlanamadığını unutmamalı.

[[HAFTAYA]]

Geniş bir coğrafyada Türkiye’nin hesaplayamadığı şeyler olurken Kıbrıs’taki gelişmeler bir kat daha önem kazandı. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile gittiğim Lefkoşa’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile sohbet etme imkânı buldum. Başkent’teki başkanlık sarayında ziyaret ettiğim Eroğlu, Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis ile görüşmeden yeni çıkmıştı. Sıcağı sıcağına bilgileri ve izlenimlerini aldım. Eroğlu, sıkıntılı günlere tanıklık etmiş çok deneyimli siyasetçi; bu nedenle temkinli konuşuyor. Rum tarafının bazı taktik yaklaşımlarından rahatsız fakat umutlu. Eroğlu “Anastasiadis masada sesini yükseltmeye çalışıyor ama aynı dilden karşılık görünce geri adım atıyor” diyerek görüşmelerin zorluğunu anlattı. Kıbrıs’ta tartışmalar; yönetim, güç paylaşımı, mülkiyet, toprak taksimi, Avrupa Birliği, nüfus yapısı, ekonomi, güvenlik ve garantiler konusunda düğümleniyor. Rum Kesimi, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’e üye olduğu için masaya 1-0 üstün oturuyor. ABD, Avrupa Birliği ve Rusya da Rum tezlerine daha yakın. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun tezi şu: “Ada’da refah artar ve bunun ortaklık yoluyla büyüyeceği inancı güçlenirse kalıcı barış daha kolay gelir.” Ben de aynı görüşteyim; zira bunun somut örneği Ege’de yaşandı, ticaret katlanarak büyüdü. Türkiye, Yunanistan’ın en çok ihracat yaptığı üçüncü ülke oldu. Türkiye-Güney Kıbrıs ticareti ise sadece 350 bin dolar! Yani lüks bir spor otomobil bile alınamayacak kadar küçük bir meblağ. KKTC’de yıllar içinde refah bir oranda artmış ama dış ticaret çok düşük düzeyde kaldığı için ekonomi hakkında reel verilere ulaşmak güç. Güney Kıbrıs’a yılda 2,5 milyon dolayında yabancı turist giderken bu sayı KKTC için 200 bin dolayında. Türkiye’den gidenler eklendiğinde bile sayı 1 milyona güç ulaşıyor. Ekonomi-siyaset denklemindeki gelişmeler şunu gösteriyor: TOBB’un evsahipliğinde 14 Eylül’de İstanbul’da yapılacak zirveye kadar, iş dünyası, Kıbrıs’ta çözüm için çok asılacak.