Yeni Yazısı > Minare gölgesi, davul tozu! - 03.12.2009

Minare gölgesi, davul tozu!
03 Aralık 2009

İsviçre’de yapılan referandumda çıkan “minare istemezük” sonucuna en çok tepki veren ülkenin insanlarının daha bir ay önce yapılan bir ankette “Yahudi komşu istemezük, Ermeni komşu istemezük” demesine ne buyrulur? Daha dün “kurbanda hayvanlara eziyet etmeyin, kurumlara para verin, onlar kessin” dedim diye, “sen de yılbaşını kutlama, Hıristiyan adetidir” diye insanların köpürmesine ne denir? Yıllardır kavgası koptuğu halde Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nu devletin açmamasına ne denir? Misyoner diye Malatya’da kıtır kıtır adam kesen kimdi, Trabzon’da papaz bıçaklayan, kurşunlayan kimdi? Türkçesi şudur: Kimse kendisinden farkı olandan, onunla birlikte yaşamaktan hoşlanmıyor! Hele o farklı olanların yaşama biçimi çok farklıysa! Hele o farklı olanlar yaşadıkları ülkeye uyum sağlamak için fazla bir gayret sarfetmiyorsa, dilini bile öğrenmiyorsa, kendi mahallesini, bakkalını, kasabını, kahvesini, lokantasını kuruyorsa. O ülkenin insanları da böyle farklı koloniler oluşturanlardan hoşlanmamak bir yana, ürküyor, korkuyor. Kendi kızları şortla dolaşırken senin kızının saçı başı sımsıkı örtülüyse, erkek arkadaşıyla dolaştı diye babası tarafından öldürülüyorsa (İsviçre’de böyle bir vaka ortalığı nasıl da ayağa kaldırmıştı!) kurban bayramı diye evin banyosunda koyun kesiliyorsa, ibadet edeceğiz diye cami yapıp orada siyasal örgüt kuruyorsa, bir tane daha yapayım mı dediğinde hayır diyor! Sor bakalım Fatih’de, Üsküdar’da, Trabzon’da buraya bir kilise kurulsun mu, çanları çalsın mı diye? Yüzde kaç hayır çıkar? Bana sorarsanız mimari olarak minareler güzeldir, ama kavga semboller üzerinden yapılıyor! Ya da bizimkiler, İsviçre bankalarında yatan petrodolarları İstanbul’a çekebilir miyiz diye kızım sana söylüyoruz, gelinim sen anla yapıyor!

‘Fişek atan çocuklar!’

“Taş atan çocuklar” terfi etti, işaret fişeği atıyor! Kuruluş yıldönümü kutlamaları için ayağa kalkan terör örgütü, Hakkari, Mersin, İstanbul’dan sonra İzmir ve Ağrı’da yürüttüğü ‘kutlama programında’ semt karakollarını ve belediye otobüslerini hedef alarak havai fişek gösterisi düzenledi! Bir belediye otobüsünü de yakan militanlardan, pardon “çocuklardan” otobüs yolcuları zor kurtuldu! “Taş atan çocuklar”ı cezaevinden ve yargılanmaktan kurtarmak için kurulmuş özel grupların isim değiştirmesi gerekiyor şimdi; “fişek atan çocukları kurtarma girişimi!”. Terör örgütü, Kandil ve Habur’dan gelen “barış elçileri”ni DTP otobüsüyle dolaştırıp siyasi propaganda yapar, Öcalan serbest bırakılmalı mesajı verirken örgüt de çocukları kullanmayı sürdürüyor. Güvenlik kameralarına yakalanların eminim yaşları 18’in altında olacaktır, ağabeyleri kapalı mekanlardan talimat veriyor ancak! Bir okurum, Kürtler sana ne fenalık yaptı, niye kızıyorsun diyor. Ne kızdığım var Kürtlere, ne alıp veremediğim, tam tersine bu rezillikte en çok onlar adına üzülüyorum! Çünkü terör örgütü, bu eylemleri Kürtler adına yaptıkça, olan onlara oluyor, toplumun öfkesini paratoner gibi onlar üstlerine çekiyor, huzurları kaçıyor. Benim derdim ne Kürtlerle, ne dindarlarla. Bu hassasiyetleri kullanan, kaşıyan, toplumu birbirine düşürenlerle! Bir de “demokrat” geçindikleri için oyuna gelen salaklarla.