Mezar taşındaki tarih doğru mu?
09 Şubat 2011

Hanımın Çiftliği’nde (Kanal D) Muzaffer Bey’in ölüm tarihi 1951 olarak veriliyor. Onun katili Hamza ise mezar taşında yazdığına göre 1968 yılında idam ediliyor... İyi da aradan geçen o 17 yıl içinde neden kimse yaşlanmıyor? Neden Güllü’nün çocuğu hiç büyümüyor? Neden bu göz içine çalışan hatalar hep sevdiğimiz işlerde başımıza geliyor; hakikaten anlayamıyorum.

ALİ AĞAOĞLU’NUN TELEVİZYONU

Panasonic firmasının amatör kullanıcı için hazırladığı 3 boyutlu kamera hakkında bilgi almak için uzmanlarla bir araya geldim. Modern zamanda TV yazarlığı filan yapıyorsan sadece ekranın içindekilerle değil bizzat ekran aygıtıyla da iyi olacak aran. Şu kadarını öğrendim. Artık TV aletlerine bağlanan kameralarla kendi yaptığı üç boyutlu çekimleri izleyecek vatandaş...

[[HAFTAYA]]

Ve bu yılın sonuna doğru bizzat TV aygıtı marifetiyle internetten alışveriş bile yapacak. Teknoloji çok fena bir yere koşuyor. Hızını yakalayabilmek zor... Bir de Türkiye’deki en büyük televizyonun kimde olduğunu söyledi uzman Panasonic yetkilileri. Ali Ağaoğlu’nda iki tane birden varmış. 262 ekranmış her biri. Fiyatını söylemeyeyim isterseniz; “Ben yaptım oldu” dediği dairelerden birkaç tane birden alacak bir etiketi var çünkü...

Anadolu’da güzel ama...

Hala yeğenine Halacığım diye hitap ediyor. Abla kardeşine Ablacığım diyor. Dede torununa Dedem diye sesleniyor. Dayı yeğenine “Hanimiş Dayısı” diye soruyor... İlginç bir hitap şekli oluştu dizilerde. Yer Gök Aşk ve Bitmeyen Şarkı’da giderek dikkat çekiyor. Biliyorum Anadolu’nun sevgi telaffuzları bunlar. Ama Anadolu’da güzel, dizilerde sakil duruyor.

Eski yerinde iyiydi

Ece Erken bavulu eline aldı yine. Cuma gecelerine taşınıyor Fox TV’deki programı. İki hafta ara ondan sonra pazartesi akşamlarına veda... “Çok sıkı bir dünya starını ağırlayacağım” diyor Ece yeni yerindeki ilk programda. İsmi duyunca hak da veriyorum kendisine. Ama tam da Beyaz Şov’un karşısında olacak bundan sonra. O starlardan onlarca getirmesi gerek yani. Bana göre pazartesi çılgın kalabalıktan uzak saatinde iyiydi. Ateş üstünde yürümek olacak cuma gecelerindeki hali...

Hesaplaşma günü geliyor...

Ve ne dediysek o. Behzat Ç. ve ekibi İstanbul’a geliyor. Elbette Ercüment denilen seri katilin izini sürerek. Ve hesaplar görülüyor. İki hafta içinde olacak bir meseleyi not düşüyorum ben. Siz de bir kenara not alın. İki hafta önce gelecekler dedim geldiler, şimdi Ercüment’in defterini dürecekler diyorum; dürecekler... İki hafta sonra diyeceğim şey de yazının giriş cümlesinde duruyor zaten. Saygılarımla.

Tabutta rövaşata dizi mi olacak?

Kerem’i canlı mezara soktular Arka Sıradakiler’de. Ve ben bunu gereğinden fazla dile getirdim. Geçen yılın gişe filmlerinden birinden esinlenmiş diye düşünüyordum. Oysa mesele taa Yalan Rüzgarı dizisine kadar uzanıyormuş. Esinlenme çok daha tarihiymiş anlayacağınız. Aslı da girdi canlı halde mezara. Kavak Yelleri de rakibinden esinlendi yani. Gençlik dizilerinde bu seri esinlenmeler sürerse çok yakında Deniz Yıldızı ve Küçük Sırlar’dan da çıkar ölmeye yatacak birileri. Ve belki kim bilir yeni bir seri çekilir; “Tabutta Rövaşata Reloaded” adında. Kadro şimdiden sağlamlaştı çünkü...

Okan Bayülgen kahin mi?

Okan Bayülgen Muhabbet Kralı’nda (Kanal D) son günlerin popüler salgını grip meselesini konuştu. Virüsle bakteri arasındaki farkı, gribin bulaşması için yeterli mesafenin bir metre kadar yakınlaşmak olduğunu, maske takarak dolaşmanın hastalıktan korunma anlamına gelmeyeceğini filan hep o muhabbetten öğrendim. İlginç olan ise Okan’ın da ağır bir hastalık geçiriyor oluşuydu. Sesi resmen gitti gider bir durumdaydı. Bildiğim kadarıyla Muhabbet Kralı’nın konuları en az bir hafta öncesinden seçiliyor. Okan’ın içine doğmuş olmalı hastalanacağı ki bu onu kahin filan yapar. Ya da konuya konsantre olabilmek için “çeken bilir” diyerek bizzat hastalandı. Hangisi acaba?