Merkit: 'Bazen bu işi yapmasam mı diyorum'

Transanatolia Rallisi'nde geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybeden 'Çöl Kaplanı' lakaplı motosiklet yarışçısı Kemal Merkit, POSTA'ya verdiği röportajda böyle demişti...

Merkit: 'Bazen bu işi yapmasam mı diyorum'

Dakar Rallisi... Dünyanın en büyük ve en tehlikeli yasal spor organizasyonlarından biri ama bize sadece mesafe olarak değil, popülerlik açısından da hayli uzak. Orada kamyonlar, motorsikletler ve arabalar sadece kızgın çöl sıcağı, kum fırtıları ve diğer çevresel doğa şartlarıyla mücadele etmiyor. Mola yerlerinde soygunlar, darplar ve hatta yerliler tarafından silahlarla açılan ateşler, sporcuların ‘engelleri’ arasında yer alıyor. Ayrıca sporcular Dakar’da hayatı pahasına yarışıyor.

Şu ana kadar 31 yılda 49 sporcu ‘yarışırken’ hayatını kaybetti. Bu adrenalin tutkusunun en bilinen Türk temsilcisi çöl kaplanı unvanlı Kemal Merkit. 1-16 Ocak tarihleri arasında Arjantin-Şili topraklarında yapılan Dakar Rallisi’ne 7. kez katılarak teknik servis almadan yarışanlar kategorisinde 2.’liğe yükselerek bayrağımızı dalgalandırdı. Kemal Merkit ile Dakar’ın perde arkasını, bilinmeyenlerini konuştuk...

Merve Özaytekin

[email protected]

Dakar Rallisi nedir?

Dünyanın en zorlu rallisi. Her sene ‘Bundan daha zorlusu olamaz’ deniyor, ama hep daha zor bir yarışla karşılaştığımız bir yarış. Burada herkes kendini sınıyor. En büyük özelliği çok uzun olması ve etaplarda coğrafi bakımdan birçok değişkeni bir arada bulundurması. Günde 700-800 km yapılıyor, ertesi gün yeniden bu kadar uzun bir etapla karşılaşılıyor. Bazen çölde, kimi zaman toprakta, bazense çamurda gitmek zorunda kalınıyor. Hava değişimi de yarışı zorlaştırıyor. Kısacası Dakar bir dayanıklılık ve insanlık macerası!

Dakar Rallisi bu yıl Arjantin ve Şili topraklarında gerçekleşti. En zorlu koşulları neydi?

Coğrafi ve hava koşulları. Bunlardan unutamadığım Güney Amerika’nın bütün Batı kıyısı boyunca uzanan And Dağları’ydı. 5 bin metreye çıktım. Hava bir anda çok soğudu. Yüksekliğin insan üstündeki etkileri bu işi çok zorlaştırdı.

Dakar Rallisi’ne 4 kıta ve 33 ülkeden, 151 motosiklet, 25 ATV, 134 otomobil ve 52 kamyon katıldı. Sizse motosikleti tercih ettiniz, neden?

En zoru seçtim. Çünkü iki tekerlek üstündeydim. Fiziksel olarak bir yandan ileri doğru giderken, bir de düşmemek için mücadele verdim. Kamyon, otomobil gibi 4 tekerlekliler motosikletten çok daha rahat yol alıyor. Bir de işi biraz daha da zorlaştırarak hiç mekanik servis desteği almadım. Motorumun tüm tamirlerini ben yaptım.

Destek almayınca kendinizi güçsüz hissetmediniz mi?

Zaman zaman etabın durumuna bağlı benim de kendimi güçsüz hissettiğim oldu. Ama benim gibi yarışanlar aslında yarışın gerçek ruhuna yakın olanlar. Çünkü Dakar Rallisi’nin yapıldığı ilk zamanlarda herkes böyle yarışıyordu. Şimdi belki de bitirmeyi biraz daha kolaylaştırmak için destek alınıyor. 

Dakar Rallisi’nde bir gününüz nasıl geçiyor?

Gün sabaha karşı 3.30, 4 gibi başlıyor. Ertesi güne hazır kalkmak için çoğu zaman bir gün sonra giyeceğimiz kıyafetlerle uyuyoruz. İlk iş bir gece önceden hazırlanmış malzemeleri toparlamak ve kahvaltı faslını halletmek. Ardından hemen zamana karşı yarışacağımız bölüme kadar varıyoruz. Bu yolu gece gidiyoruz. Geri sayım yapılıp start veriliyor.

'BAZEN BU İŞİ YAPMASAM MI DİYORUM'

 

 

Ne zaman ara veriyorsunuz?

Etap 600 km civarındaysa 2 kez benzin molası oluyor. Çünkü motorların benzin kapasitesi 250 ila 300 km arasında. Benzin noktalarında 15 dakika herkes için zaman durduruluyor. 15 dakika içerisinde bir de kendimiz için enerji topluyoruz. Kahvaltı sırasında organizasyon bize kumanya dağıtıyor. Kumanyalar genelde enerji barları, çerezlerden oluşuyor. 15 dakikada toparlanıp yola koyuluyoruz.

15 dakikayı geçerseniz ne oluyor?

Daha çok tamire ihtiyacı olanlar 15 dakikayı geçebiliyor. Ama bu sık sık olan şeyler. Zamandan kaybediliyor ve yarışta arka sıraya düşülüyor. Ama Dakar Rallisi o kadar uzun solukluki kaybedilen dakikalara kafayı takmıyorsunuz. 

Etabın zaman olarak uzunluğu ne kadar? Kaç saat gidiyorsunuz?

Etabın zorluğuna kolaylığına göre değişiyor. Bazen 6 saat bazen de 14 saat sürüyor.

Etap tamamlandıktan sonra ne yapıyorsunuz? Yorgunluğunuzu nasıl atıyorsunuz?

Pek yorgunluk atılmıyor. Yarış her an 15 gün boyunca devam ediyor. Etap sonunda bizi bir kamp sistemi bekliyor. Benim gibi mekanik destek almayan yarışçılara organizasyon lastiklerini ve sandığını veriyor. Sandıkta çadır, uyku tulumu, yedek parça gibi birçok şey var. Hemen motosikletin bakımını yapıyor, ertesi güne hazırlanıyoruz. Servise gideceklerse benim yaptıklarımı serviste hallediyor. 

Yarışta yolunuzu nasıl buluyorsunuz?

Motosikletin bakımı bittikten sonra ertesi gün için yol çalışmalarına başlıyoruz. Çöl gibi iz olmayan yerlerde gittiğimiz için birtakım verilere ihtiyaç var. Süratli şekilde motoru kullanırken bir yandan da yönümüzü bulmak için bu yön göstericilere bakıyoruz. Gece rulo şeklinde kağıda basılı bir yol notu dağıtıyorlar. Gideceğimiz yön, tümsekler, kaç derece sapmamız gerektiği bu kağıtta belirlenmiş oluyor. Yol notunu çalışıyoruz. Akşamdan da o notu motora yerleştiriyoruz. GPS navigasyon sistemini da buna göre ayarlıyoruz. Sonrasında yemek yiyor, ertesi gün için organizasyonun brifingini dinliyoruz

Yemek işini nasıl hallediyorsunuz?

Organizasyon sabah kahvaltısı ve akşam yemeğini hallediyor. Afrika’da yarıştığımda limitli sayıda yemek geliyordu. Bu yılki Dakar’da Arjantin ve Şili’nin yerel belediyelerinden servis aldık. Her an yiyecek ve içecek rahatça bulduk. Tabii Arjantin deyince akla lezzetli et geliyor. Gerçekten de güzel et yedim. Şili’de ise pek çok çeşit yemek var. Karbonhidrat ihtiyacımızı karşılamak için ben bol bol makarna yedim. Yemekten yana hiçbir şikayetim olmadı.

Yarış sırasında suya nasıl ulaşıyorsunuz?

Su ihtiyacımızı karşılayacak 3 litrelik sırtımızda bir depomuz var. Ama bazen yetmiyor, çok susuyoruz. Halk imdadımıza yetişiyor. Arjantin’de hemen su getirip bir de fotoğraf çekiyorlardı. Arjantinlilerle dillerimizi bilmememize rağmen çok rahat anlaştık.

Tuvalet ihtiyacınızı nasıl hallediyordunuz?

Kamp alanlarında seyyar tuvaletler konmuştu. Ama yol kenarlarında sağ sol her taraf bizim için tuvalet. Yıkanmak için de akan su vardı. O da bizim için yeterli oluyor. Çevresi bazen açık bazen de kapalı oluyor. Ben her zorluğa çok alıştığım için artık bana zor gelmiyor.

Rekabet duygusu ne kadar hissediliyor?

Arkadaşlık duygusu ağır basıyor. Çünkü 20 dakikalık ya da birkaç saatlik bir yarış değil bu. 15 gün boyunca devam eden zorlu bir yarış. Kimse ‘benim sorunum olmaz’ demiyor. Muhakkak ya motorda ya da sürücüde bir sorun oluyor. Bazen kaza geçiriliyor, sürücü yaralanıyor, ya da motorda kendiliğinden mekanik bir arıza çıkıyor. Dolayısıyla yarışçıların birbirine yardım etmesi gerekiyor. Dayanışma ruhu hiçbir müsabakada olmadığı kadar yüksek!

Dakar Rallisi dünyanın en tehlikeli yasal spor organizasyonu unvanına sahip. Siz böyle bir ortamda her yıl Dakar Rallisi’ne katılıyorsunuz, korkmuyor musunuz Allah aşkına?

Bazen bu işi bir daha yapmasam mı hissine kapılıyorum. Özellikle kaza yapmış birini gördüğümde bu duyguyu yaşıyorum. Ama üzüntüm en fazla bir saat sürüyor. Bu işi cazip kılan işin içerisindeki risklerin çokluğu!

Siz en son ne zaman ‘bir daha bu yarışa katılmayacağım’ dediniz?

Bu sene Arjantinli arkadaşımı yerde baygın yatarken gördüm. Çevresinde birçok kişi ona yardım etmek için toplanmıştı. Bir an için kendimi çok kötü hissettim. ‘Bu hale gelmek o kadar yakın ki’ dedim içimden. Ama kısa sürede yarışın havasına geri döndüm.

Siz hayati tehlike atlattınız mı?

Atlattım. Copiapo-Chilecito etabında kaza geçirdim. Şansım yaver gitti. Virajda yanlış çizgiden çıktım. Ön tarafta bir kaya vardı. Motoru kayaya çarptım, kayanın da üstünden uçtum. Ben motordan 5-6 metre öteye düştüm. Feci bir düşüştü. Baktım hayattayım. Motorun ön tarafında az kırık vardı, egzos kelepçeleri koptu. Ama motor çalışıyordu, yola devam ettim. Tekrar kalkıp devam ettiğimde büyük mutluluk yaşadım. Eurosport televizyonu podyum dışında genelde herkesi çekmez, bu kazayla Eurosport’a çıktık.

8 ortopedik ameliyat geçirdiniz. Bu sizi korkutmuyor mu? Yine aylarca tedavi göreceğim demiyor musunuz?

Hayır. Yaşadığım sakatlıklar hep bu tarz yarışlarda oldu. Vücudumu tedavilerde giderek daha iyi tanıdım. Bir kez kaza geçirmiş biri korkabilir ama ben korkmuyorum. Zaten vücut kendi kendini tamir ediyor. Antrenmanlarımı da düzenli yapınca vücudumu sağlam tutuyorum.

Aileniz ne diyor?

‘Yeter’ diyorlar. Ama katılınca annemle babam en az benim kadar heyecanlanıyor. İnternet üzerinden beni takip ediyorlar. Gözden kaybolursam çok meraklanıyorlar.

Finişe geldiğinizde ne hissettiniz?

Benden mutlusu yoktu. Podyuma çıktım Türk bayrağını dalgalandırdım. Bir de bu sene Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’ne destek kampanyası düzenledik. www.dakarturk.com sitesine girerek kampanyaya destek verenler oldu. Engelli arkadaşlarımıza akülü sandalye verdik. O da beni her şeyden çok mutlu etti.

Yarışın sonunda ne kazandınız?

Bu çok merak ediliyor, büyük paralar olduğunu düşünülüyor ama sonunda büyük para falan yok! İkinci olarak 2 bin Euro kazandım. Birinci de 3 bin Euro kazandı. Genel klasmandaki birinci de 25 bin Euro aldı. Ama bizim yaptığımız masrafın yanında bu çok az tabii. Dakar Rallisi’ne katılmak için, Ulusal Motosiklet Federasyonu veya Dakar Rallisi’ni organize eden firmanın tanıdığı bir kuruluştan yeterlilik belgesi almak gerekiyor. Sonrasında da yeterli bütçenin olması lazım. Bunun en alt sınırı 30 bin Euro. Motosikletin de olduğunu düşününce 50 bin Euroluk bir bütçe gerekiyor. Bunu da KTM Spormoto, Pancar Motor, Castrol, Solgar gibi sponsorlarım sayesinde hallettik.

Yarışma fikrinin, tehlikenin nesi size zevk veriyor?

Ruhum böyle... Çocukluğumdan beri her alanda yarışmak isterdim. Mahallede misket oynarken bile o oyunu yarışa döndürürdüm. Vazgeçeceğimi de düşünmüyorum.

Hedefiniz ne? Daha ne kadar yarışacaksınız?

7 kez Dakar’a katıldım, 6’sını bitirdim. Bunu 10’a tamamlamak ve tecrübelerimi başka arkadaşlarımla paylaşıp büyük bir Türk takımıyla Dakar’da ülkemizi temsil etmek istiyorum.

Dakar’a 1 yıl boyunca nasıl hazırlanacaksınız?

Haftanın 5 günü, 18.00’den 21.00’a kadar Kanyon Mac’te antrenman yapıyorum. Hafta sonu da Çekmeköy, Polonezköy ve Bergrad Ormanı’nda muhakkak motorla antrenman oluyor.

Bu yazı 30 Ocak 2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır.

3