Mercimeği yeterince biliyor musunuz?
17 Ekim 2009

Hayatımıza bu kadar erken girip de bıkmadığımız yegane yiyecek varsa o da herhalde mercimektir. Daha henüz bebekken püresi sayesinde hem proteinini, hem de içerdiği inanılmaz miktardaki demiri vücudumuza alarak bağışıklık sistemimizi güçlendirmeye başlarız. Büyüdükçe mercimek daha farklı halleri ile temel gıdalarımız arasındaki yerini korur. Afiyetle yudumladığımız mercimek çorbası bazen içerdiği tüm malzemeleri ile bir araya geldikten sonra süzülerek haki renkli, pürüzsüz bir içim vaad eder. Kimi zaman ise içindeki patatesi, soğanı, havucu dişlerimizin hissetmesine izin vererek kıvamlı bir ana yemek yerine geçebilir. Kırmızısından yapılan mercimek köftesinin tadına doyum olmadığı gibi tüketilen sayıya dikkat etmek gerekir. Lakin, kendisini sarmalayan marul yaprakları ile 10, 15, 20 tane yendiği fark edilmez ve sonunda midede şişen mercimekler yüzünden sandalyeden kalkamayacak bir ağırlık çöküverir. Yeşil mercimeğin eşlik ettiği lezzetlerden biri de şüphesiz makarna ve eriştedir. Özellikle birbirine karıştırıldığında hem yemesi zevkli, hem de birbirini tamamlayan enfes bir ikili ortaya çıkar.

 

Gelelim sarışın, kızıl, ve yeşil mercimeğin bilinmedik yönlerine. Şahsen en çok hoşlandığım ve son derece uyumlu bulduğum kullanım şekli beyaz etli balığın yanıdır. Derisi tek tarafını halen örterken fırında pişen, kalınca bir levrek filetosu mercimek ile olağanüstü bir uyum gösterir. Zaten çabuk pişen mercimeği tereyağında biraz soğan ile kavurup, limon kabuğu rendesi takviyesi ile levreğin altına yaydığınızda ortaya çıkacak vazgeçilmez lezzeti garanti edebilirim.

Mercimek ile balık bir araya geldiğinde bir üçüncü tat devreye girebilir mi dersiniz? Cevap veriyorum, kesinlikle! Mercimeğin içine minik parçalar halinde doğranmış, daha sonra da az tereyağında pişirilmiş dana bacon eklediğinizde balık ile mercimek arasında nefis bir bağlayıcılık yaratır dana bacon. Mercimeğin topraksı tadına zenginlik katar, balıkla ise lezzet kontrastı oluşturur. Son yıllarda hayatımızda önemli bir yer edinen kafe akımında mercimek ile yapılan salatalar sıkça boy göstermektedir. Keçi sütünden yapılan peynir ile muhteşem uyumunu keşfeden kafe sahipleri menülerinde mutlaka mercimekli salataya yer vermeye başlamışlardır. Bu salatanın içine at ne atabilirsen! Semizotu, portakal dilimleri, avokado vs. Kısacası hem sağlıklı beslenerek doymak isteyenler için, hem de vejetaryenlar için birebir çözüm!

 

İlginç bir uyum özelliğine sahip olan mercimek balık ve şarküterinin yanı sıra av etleri ile yanyana geldiğinde bambaşka bir lezzet patlaması yaratır. Bugüne kadar av eti niteliğinde sadece ördek ile birlikteliğine şahit olmuş ve bu fikre sahip olmuştum. Ancak geçtiğimiz hafta İstanbul Mövenpick Otel’de bambaşka bir av eti ile tatma şansım oldu. Mövenpick Otel’e kısa bir süreliğine gelen, İsviçre’de hoş bir restoranın sahibi ve aynı zamanda aşçısı olan Robert Speth, çok özel bir gecede bizleri unutulmayacak lezzetlerle tanıştırdı. Bu tatların hepsinden ve beraberinde 2008 yılında dünyanın en iyi ‘sommelier’si ünvanını alan Gault Millau’nun eşleştirdiği İsviçre şaraplarından bahsetmeye kalksam sayfalarca yazı yazmak gerektiği için Şef Speth’in ‘Beluga mercimekli geyik etini’ anlatmakla yetineceğim.

Evet, benim de bildiğim ‘Beluga’ bir havyar çeşidine verilen isimdir. Ancak siyaha yakın renkteki ve pişirildiğinde dişe gelirliğinden birşey kaybetmeyen bu isim Fransız mercimeği olarak da bilinen mercimek çeşidinden ibaret. Şef Speth, pişirilmesi son derece zor olan geyik etini tecrübesi sayesinde yumuşacık bir madalyon haline getirmiş, üstelik tabağa bir de geyik ciğeri ekleyerek şarap sosunda pişirilmiş Beluga mercimeğinin mükemmel uyum göstereceği bir yemeğe imza atmıştı.