"Medya maymunu olmak istemiyorum!"

Roksan Kunter, II. Abdülhamid’in kızı Ayşe Sultan’ın oğlu Osman Nabi Osmanoğlu’nun torunu. Annesi Osmanlı Hanedanı’ndan Ayten Sofia Kunter, babası ise zamanın ünlü basketbolcularından, şimdi Fransa’daki Cholet basketbol takımının antrenörü olan Erman Kunter. ‘Son Osmanlılar’dan Roksan Kunter’le Les Ottomans’da buluştuk... Babası ona bugünlerdeki en ünlü Osmanlı kadınlarından Hürrem Sultan’ın gerçek adı Roksalan’ı biraz değiştirerek vermiş. İsimler karakteri belirler denir ya; Roksan’la Hürrem Sultan’ın benzerliği kuvvetli ve hırslı karakterleri ve aşkı dolu dolu, tutkulu bir şekilde yaşamalarıymış. Üstelik Muhteşem Yüzyıl’daki Hürrem rolü önce Roksan’a teklif edilmiş. Roksan Kunter “Türkan Şoray kanunlarını’ öne sürünce rol Meryem Uzerli’nin olmuş. Şimdi Roksan Kunter başka bir tarihi dizide rol almaya hazırlanıyor...

Seral Cumalı

scumali@posta.com.tr

Adınız günün en popüler Osmanlı kadınlarından Hürrem Sultan’ın gerçek adı Roksalan’dan geliyor. Kim koydu bu ismi?

Babam hem enternasyonal bir isim olsun diye, hem de Roksalan adını beğendiği için biraz daha ‘Türkçeleştirip’ Roksan ismini koymuş bana.

Aile nasıl karşılamış?

Büyükbabam duyduğunda ilk başta “Neden Hürrem’in ismi?” diye biraz karşı çıkmış. Belki “Neden Hürrem’in ismi de Ayşe Sultan ya da onun kardeşininki koyulmuyor” diye. Onun üzerine büyük babamın hoşuna gitsin diye Ayşe Sultan’ın kız kardeşi Refiha Sultan’ın adını da eklemişler. Adım Refiha Roksan Kunter olmuş.

Hürrem Sultan ailede sevilen bir karakter midir?

Aile bütün büyüklerine hürmet ettiği için, aksi bir şey söylenmiyor.

Muhteşem Yüzyıl evde seyrediliyor mu?

Babam Fransa’da Cholet basket takımını çalıştırıyor, annem ve babam Fransa’da. Birlikte izleyemiyoruz. Ama ben izliyorum.

Eleştirilere ne diyorsunuz?

Diziyi beğeniyorum açıkçası. Çok eleştirildi ama ben katılmıyorum. Bu bir dizi...

Hürrem rolü ilk size gelmiş öyle mi?

Hürrem rolüne Meryem Uzerli birçok kişi arasından seçildi. Şamdan dergisinde çıkan röportajımdan sonra Hürrem rolü için beni de aramışlardı; evet.

Neden olmadı?

Ben ailemden dolayı açık sahnelerde oynayamayacağımı belirttim. Daha sonra rol için boyumun da uzun bulunduğunu duydum. Ama muhtemelen ben ‘Türkan Şoray kuralları’nı koyunca onlar da sıcak bakmamışlardır.

Dizi teklifleri alıyor musunuz?

Bir iki dizi teklifi var şu anda. Bir tanesi tarihi dizi.

Kabul edecek misiniz?

Hürrem teklifi geldikten sonra bu fikir aklıma yattı. Benim esas mesleğim sunuculuk. Sky Türk’te spor programı sunuyorum. Ama güzel bir proje olursa neden olmasın? Özellikle tarihi bir dizide oynamak isterim. Kendimi o yere koyunca hoşuma gitti. Aslında sadece dizi oyuncusu değil, oyuncu- sunucu olmak tercihim. Sunuculuğu da sürdürmek istiyorum. Çünkü yolda gelip yanıma, “Bize basketbolu sevdirdin” diyorlar. İyi bir proje gelirse oyunculuk yapmak istiyorum. Hırslı bir insanım, yaptığım şeyin en iyisini yapmam gerektiğini düşünüyorum. Hevesim bu açıkçası, ne yaparsam yapayım beni tatmin edecek noktaya gelmek, en iyisini yapmak. Medya maymunu olmak istemem!

Sadece tarihi bir dizide mi oynamayı düşünüyorsunuz?

Açıkçası tarihe damgasını vurmuş, kuvvetli bir karakteri oynamak isterim. Bu işi sadece laf olsun diye ya da para kazanmak için düşünmüyorum. İnsanlara bir şeyler aktarmak istiyorum.

İyi bir oyuncu olmak için hazırlanıyor musunuz?

Korhan Abay’dan oyunculuk dersi almaya başladım. Aldığım oyunculuk dersi şimdiden ekran önünde daha rahat davranmamı sağladı. Korhan Abay benim için Türkiye’nin en önemli sunucularındandır. Bana çok şey kattı. Oyunculuk derslerimi daha da genişletmeyi düşünüyorum.

İsim bilimciler, ismin insanın karakterini de belirlediğini savunuyor. Sizin karakterinizde Hürrem Sultan’a benzeyen yanlar var mı?

Tarihte her şeyin ne kadar doğru, ne kadar yanlış aktarıldığını bilmiyoruz ama yazıldığı kadarıyla Hürrem gibi entrikacı değilim. Hürrem Sultan güçlü bir karakter ama. Ben de güçlü bir karakterim. Masaya elimi vuran biriyim, karakterim serttir. Bu açıdan kendimi Hürrem Sultan’a benzetiyorum. Hırslıyım, bu yanım da çok benziyor. Dizide, duygularını, aşkı dolu dolu, tutkulu yaşayan bir karakter olduğunu görüyorum. Ben de öyleyim.

Şu anda aşkı dolu dolu yaşadığınız biri var mı?

Hayır, şu anda yok.

Nasıl bir erkeği hayal ediyorsunuz?

Ben dürüst bir insanım, bir erkekte en çok aradığım şey de dürüst olması. Ayrıca aileme uygun olması, ailemi ve beni taşıyabiliyor olması lazım.

Evlenip aile kurmak gibi hayalleriniz var mı?

En çok istediğim şey. Final noktam; kendi anne babamın aşkı gibi bir aşk yaşayıp onlar gibi bir aile kurmak. Hala birbirinin gözlerinin içine bakarlar. Ben aşk çocuğuyum, İnşallah aşk çocukları yaparım...

Muhteşem Yüzyıl’da Osmanlı’nın şaşaalı dönemini izliyoruz. Ama sizin aileniz, Aile anılarında sizi en çok hangisi etkiler?

II. Abdülhamit’in kızı Ayşe Sultan’ın Fransa’ya sürgüne giderken Çamlıca toprağını alıp yanında götürmesi. Yıllarca geceleri başucunda kavanozun içine koyduğu Çamlıca toprağıyla uyuyor. Beni bu çok etkiliyor, şu an bile tüylerim diken diken oluyor... Paris’te ailenin birçok bireyi bir aradaydı ve evde hep burası anlatılarak büyüdüler. Çok hasret çektiklerini biliyorum. Yasa değiştiğinde, yasak kalktığında Fransa’daki düzenini bırakıp bütün çocuklarını alıp Türkiye’ye ilk gelen de benim dedem Osman Nabi Osmanoğlu oluyor.

Osmanlı tarihine meraklı mısınız, bu konuda kitaplar okur musunuz?

Özellikle II. Abdülhamit dönemi ile ilgili kitaplar çok okuyorum. Doğruyu bulmak için tarihi birçok yazardan okuyorum. Büyükannem Rotaud Müşfika Nami Osmanoğlu çok meraklıdır, İstanbul’a ilk geldiklerinden beri her yeri tek tek dolaşmış, her şeyi araştırmış, okumuş. Babası gazeteci olduğu için de çok meraklı sanırım. Şimdi yurtdışında tedavi görüyor; ama dönünce onun bildiklerini detaylı bir şekilde öğrenmek ve yazıp saklamak istiyorum. Belki de onların anılarını yazarım...

Biz de sizi ilk kez dedeniz Osman Nabi Osmanoğlu’nun cenazesinde tanıdık. Ertesi günkü gazeteler, “Kim bu Osmanoğlu?” diye başlık atmıştı. O gün gazeteleri görünce ne hissettiniz?

Şok oldum. Çünkü fotoğrafımın çekildiğinin farkında değildim. O kadar üzgündüm ki. Babam yatmadan internette gazetelere bakar. O fotoğrafı da ilk babam gördü internette. Şaşırdı o da.

Tanıştığımızda, ‘Okulda Osmanlı Hanedanı’ndan olduğumu söyleyemedim” demiştiniz. Nasıl bir çocukluktu?

Lise ve ortaokulda basket oynuyordum ve herkes beni Erman Kunter’in kızı olarak tanıyordu. Çok göz önünde biriydim. Ve biz çok mütevazı yetiştirildik. Çıkıp da ‘II. Abdülhamid’in torunuyum” diyemedim. Utançtan değil...

Aile eskiden daha kapalıydı. Şimdi daha açık davranıyor; neden?

Birkaç sene önce Osmanlı bu kadar merak edilmiyordu. Bir süredir Osmanlı ile daha fazla ilgilenilmeye başladı. Biz de konuşmaya başladık.

Bir yandan babanız sizi basketbolcu yetiştirirken diğer yandan bir prenses eğitimi gördünüz mü?

Aynen öyle oldu, ama ne çok prenses ne de haldur huldur sporcu yetiştim. İkisinin ortası ve bu zor bir şeydi. İki taraf da çok disiplinliydi. Annem daha zarif davranmamı sağladı, şöyle yemek ye, şöyle otur, şöyle dur tarzı eğitim verdi. Babam da sporcu yönümü güçlendirdi. Evde her zaman anne tarafımın getirdiği bir düzen vardı. Oturup kalkmada, konuşmada, büyüklere saygıda anne tarafından eğitildim.

İstanbul’da yalnız mı yaşıyorsunuz?

Evet...

Nasıl bir yaşamınız var?

Çocukluğumdan beri sporla, özellikle basketbolla yaşıyorum. Basketbol maçlarını takip ediyorum, hiç üşenmeden trafiğin en kalabalık olduğu saatte 4. Levent’ten Ataköy’e gidip maç izliyorum. Bunun dışında yürüyüş yapıyorum, koşuyorum. Çok film seyrediyorum. Kitap okuyorum. Ve bir işim var; işe gidip geliyorum. Yani herkes gibi normal bir yaşantım var.

Daha çok nasıl giyinirsiniz?

Sade ve spor giyinirim. Giysi sponsorum Leyla Çiçeker sürekli bana renkli bir şeyler giydirmek istiyor. Ama ben renkli giyinmeyi sevmiyorum. Ne kadar sade o kadar iyi, ne kadar doğal o kadar iyi, ne kadar az makyaj o kadar iyi!

Saraydaki yaşamı sürdürmek ister miydiniz?

Kim istemez ama bunu hayal etmiyorum. Doğal bir insanım, bu şekilde mutluyum...

Bu yazı 6 Şubat 2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır.

3