Medeniyetin ilk şartı adalettir
26 Ekim 2010

Birkaç ay önce ‘Hrant Dink Cinayeti’ ile ilgili bir duruşmaya katılmıştım.

Gördüklerime inanamadım.

Katil Ogün Samast küfürler savuruyordu...

Mahkeme heyetinin gözü önünde Dink Ailesi’ni tehdit ediyordu.

Bırak pişmanlığı, adam her haliyle kendiyle gurur duyar gibiydi!

[[HAFTAYA]]

***

Mahkeme, dün aynı Ogün Samast’ın Hrant Dink’i öldürdüğünde ‘çocuk’ olduğuna karar verdi.

***

Ne 3 sene önce ne de bugün...

Samast’ın ‘çocuk’ olmadığını anlamak için hukuk fakültesi bitirmeye gerek yok...

Aslında okula gitmeye de gerek yok...

İyi gören 2 tane göz yeterdi!

***

Türkiye’de yargı sadece siyasallaşmıyor; aynı zamanda zekasını da kaybediyor!

Ve bu siyasallaşmadan çok daha büyük bir bela... Görmüyor musunuz?

İki ekmek çalan çocuk 10 yıl hapis yatarken, devleti donuna kadar soyan adam Paris sokaklarında cirit atıyor...

Yüzlerce insanın katili, çürük bina müteahhitleri yeni yeni binalar yapıyor...

Tecavüze uğramış ilkokul çocuğuna “ruh sağlığı iyi” raporu veriliyor...

Eli kanlı katiller birkaç yıl yatıp yeniden aramıza karışıyor...

Davalar babadan oğula devrediliyor, kararı ancak torun görebiliyor.

***

Adaletin sadece adliye binalarını yenileyerek sağlanamadığının en büyük ispatıdır Türkiye...

Oysa medeniyetin ilk şartı adalettir.

Mahkemelerimiz taş atanla, kurşun sıkanı ayırt edemez hale geldi.

Düşünün ki anayasasında ‘hukuk devleti’ yazan bir ülkede...

Vatandaş karakolu, hastaneyi geçti...

“Nasıl olsa oralardan bir şekilde çıkarız... Allah mahkemeye düşürmesin” diye dua ediyor.