Meclis 'tur'ban'a çıktı ama türban '2011 Sandığı'na kalktı
30 Ekim 2010

Bu türban meselesinin ‘Brezilya dizileri’, Yaşar Ağabey’in (Kemal) ‘İnce Memed’ i, Reşat Nuri Güntekin’in Karacaahmet 7. adadan yazmaya devam ettiği ‘Yaprak Dökümü’ gibi ‘Arabın yalellisi’ olacağı ‘Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur!’a (Medreselerde okutulan ‘Bina’ adlı ‘Arap gramerindeki fiil çekimlerini içeren kitabı bitiremeyip, tekrar okuyanlar) dayanacağı başından beri belliydi.

‘Anadol’ Kemal

AKP, ‘komisyon kurma önerisiyle’ önce CHP’nin kapısını çaldı. Hal hatır, üç, beş derken ‘Anadol’ Kemal, ‘yılbaşı hediye sepeti’ gibi içinde her şeyin olduğu ‘türban, YÖK, İsviçre çikolatası, dokunulmazlığın kaldırılması, Hollanda peyniri, seçim barajının düşürülmesi, Fransız şarabı, başörtüsünün tapusal alana girmemesi ve havyar’ bulunan bir paketi sundu misafirlere.  ‘AKP türban timi’ pakete elini sürmeden, ‘6 oktan’ ayrılıp, ‘9 ışığın’ ipini çekmek üzere MHP’ye gitti.

Türban, puşi, çatkı


MHP
’de Meclis’te mutabakat istediklerini, komisyondan yana olduklarını vurguladı. Meclis’te ‘komisyon’ demek, milletvekillerine ‘ek iş’ demek… ‘Alın, verin, ekonomiye can verin’ misali… BDP’de ‘Bu meseleyi, demokratikleşme paketi içinde, azınlık hakları, yeni bir anayasa ile birlikte ele alınması şartıyla’ destekleyeceğini belirterek, türbandan tavşan yanında bir de ‘puşi’ ve trafik ışıkları misali ‘çatkı’ çıkarmayı planlıyordu.
Tüm bunlar ön görüşmesi olamayan, sadece kamuoyu karşısında yapılabilen pazarlıklar sanki… Hesapta iyi niyet gösterisi, ‘bak biz de çözüm istiyoruz, aman ha yanlış anlamayın’mesajı… Seçmen karşısında konsensüs provaları adeta… Başbakan Erdoğan, ‘CHP’nin türbanda samimi olmayan yaklaşımı yüzünden bu sorunun çözümünün 2011 Seçimleri sonrasına kaldığını’ açıkladı. ‘Bu türban burada bitmez’ demedi. Biteceği de yok zaten. 

Ebcet hesabına göre Erbakan


2011 seçimlerinde Kılıçdaroğlu meydanlarda ‘artık türban yasağını kaldırıyoruz’ mu der? Yoksa dili sürçüp ‘CHP olarak türbanı tamamen kaldıracağız’ gafını mı yapar, kestiremiyoruz. MHP lideri Devlet Bahçeli, kürsüden bu kez ip yerine, başörtüsü mü fırlatır bilemiyoruz. Yaptığı ‘ebcet hesabına’ göre 9 ay sonra iktidara gelecek olan Saadet Partisi müzmin lideri Necmettin Erbakan da, ‘astronot kıyafetiyle’ seçmenin karşısına geçip, ‘Bunlar içi saman dolu kuş, bizse canlı kuşuz’ diyerek ‘İktidar olur olmaz istikametimizi fezaya çeviriyoruz. Bakalım Samanyolu’nu da ‘kamusal alan’ ilan edebilecekler mi bu beynamaz takımı?’ şeklinde mi fırçasını atar, öngöremiyoruz.

‘3 çocuk+1 türban’


“Kadınlar başörtüsü ile Meclis’e giremiyor. Bu konuda adım atmayacaksanız, siyasi tercihimi değiştireceğim”
diyen AKP kurucularından Fatma Ünsal’a “Bebek bile 9 ay 10 gün sonra doğar, bekleyin” karşılığını veren Başbakan Erdoğan da seçim stratejisini ‘3 çocuk+1 türban’ üzerine mi kurar, onu da zaman gösterecek. Bilebildiğimiz bir şey varsa o da ‘Omurgasızsın’, ‘Sen de yüzkarasısın’ şeklinde başlayan girizgâhlar, ülkenin çoktan seçim sathına girdiğinin bir göstergesi…

Ordu ‘alfabeye’ el koydu!


Bu türban yasağı da, Türkçedeki sesli harflerin üzerine konan düzeltme işaretlerini andırıyor. Bir bakıyorsun şapka konuyor, bir bakıyorsun şapka kalkmış. 1929-65 arası imlâ kuralları hiç değiştirilmezken, 1965’te plân, klâsik gibi kelimelerden şapka kaldırılıyor. Ben ilkokuldayken şapka vardı, orta-2’de şapka kalktı. Lise-1’de şapka geri geldi.
12 Eylül 1980 darbesiyle alfabeden şapka men edildi. Sanırsın sesli harflerle, sessiz harfler arasında bir ‘sınıfsal mücadele’ vardı, bu ‘imlâ anarşisine’ son vermek için ordu ‘alfabeye’ el koydu! Barış Derneği gibi 12 Temmuz 1982’de Türk Dil Kurumu da güme gitti.

‘29 Ekim içki zammı’


Türkiye’de her şey ikiye ayrıldığı gibi ‘29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu’ da bu ‘fraksiyondan’ payını aldı: ‘Recepsiyona’ katılanlar ile ‘konfeksiyondan’ dolayı ‘Recelpsiyon’ u tercih edenler… İkisine de ‘reaksiyon’ gösterip, ‘seleksiyonunu’ halktan yana kullanarak,  vatandaş ‘organizasyonlu’ ve ‘mobilizasyonlu’, fekat ‘distilasyonsuz’ düzenlenenKemalsiyon’ gerçekten 29 Ekim’in ‘sansasyonu’ oldu.
Mustafam.. Kemalim...
Varlığına içiyoruz bu akşam… Senin, benim, hepimizin rakısını çok görüp ‘29 Ekim zammını’(!) yapanlara da duacıyız bu akşam…

1. Cumhuriyet Bayramı kutlu ve umutlu olsun.