Kusturica krizinden sonra Türkiye El Beşir'e kucak açabilir mi?
14 Ekim 2010

Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne katılmak üzere Türkiye’ye gelen Sırp yönetmen Emir Kusturica Bosna’daki katliamı desteklediği ve tecavüzleri önemsiz gibi göstermeye çalıştığı gerekçesiyle yerden yere vuruldu. Önce, yönetmen Semih Kaplanoğlu, sonra da Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile tartışmaya girdi. Pek çok kanaat önderi de Kusturica’ya tepki gösterdi. Bosna’yı çok sevdiğini söyleyen Kusturica ise Türkiye’de haksız yere hedef haline getirildiğini iddia etti, Kültür ve Turizm Bakanı Günay hakkında hayli sert sözler söyleyerek ülkesine döndü.

Kusturica olayında kimin haklı olduğunu anlamaya çalışırken Sudan Devlet Başkanı Ömer Hasan El Beşir’i çok kolay unuttuğumuzu fark ettim.

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin hakkında tutuklama emri çıkarttığı El Beşir iki kez Türkiye’ye gelmiş ve en üst düzeyde ağırlanmıştı. ABD ve Avrupa Birliği’nin, El Beşir gibi bir ismi konuk etmenin Ankara’nın imajına zarar vereceği uyarılarına rağmen Türkiye tutumunu değiştirmedi.

[[HAFTAYA]]

Haydi diyelim ki El Beşir ile ilgili soykırım iddiaları o dönemde Batılı ülkeler tarafından abartıldı, El Beşir’in darbeyle iş başına geldiğini, bütün siyasi partileri kapattığını, basını sansürleyip parlamentoyu feshettiğini de Türkiye’de pek kimse konuşmak istemedi. Ticari ve siyasi çıkarlarımız ağır bastığı için gözümüzü kapatıp hafızamızı sıfırlayarak El Beşir’i kucakladık.

Şimdi çok merak ediyorum, Kusturica’ya bu kadar tepki gösterdikten sonra hiçbir şey olmamış gibi El Beşir’i bir kez daha Türkiye’de ağırlayabilecek miyiz?

Sırplara hangi mesajı verdik?

Salı akşamı Bugün TV’de Adem Yavuz Arslan’ın “Temsilciler Meclisi” programında da anlattım. Yugoslavya’nın dağılma süreci büyük travmalara yol açtı. Amerika ve Avrupa Birliği’nin Balkanlar’ı yeniden şekillendirme planının kurbanı olan Yugoslavya’da insanlar bir anda birbirlerine düşman hale geldi. Bu gelişmelerin sonunda birçok yanlış yapıldı. Son olarak Kosova’nın da bağımsızlığını ilan etmesi Sırplar açısından ağır bir yıkım oldu.

Türkiye’de Emir Kusturica’ya verilen tepki, eminim ki Boşnakları memnun etmiştir. Ancak dünyada en çok tanınan sanatçılarının yaşadıklarından ötürü Sırpların büyük hayal kırıklığına uğradığını tahmin etmek zor değil. Bu olay, Türkiye ile Sırbistan ilişkilerinde ciddi ilerlemelerin yaşandığı bir döneme rastladı.

Sırbistan’ın dünya ile bütünleşmesi için en çok çaba harcayan ülke, Türkiye. Zira Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Sırplarla Boşnakların yeniden çatışmaması, Bosna Hersek ile Sırbistan’ın dünyayla entegre olması için samimi çaba gösteren devlet adamları olarak takdir kazandılar. Dışişleri Bakanı Davutoğlu bu bölgede barışın hakim olması için özel bir gayret gösterdi ve pek çok defa Balkanlar’a gitti.

Sırp Cumhurbaşkanı Boris Tadiç son bir-iki yılda çok kez Türkiye’ye geldi. Tam da bu noktada Türkiye ile Sırbistan arasında vizelerin kaldırılması konusunda anlaşmaya varıldı.

Sırp yönetmen Emir Kusturica olayı maalesef Türkiye- Sırbistan ilişkilerini gölgeledi. Boşnaklarla dayanışma örneği gösteren Türkiye, ülkelerinin dağılmasının ağır travmasını üzerlerinden atamayan Sırplara negatif bir mesaj göndermiş oldu. Konunun Türkiye’deki muhatapları, Kusturica krizini yönetirken meselenin farklı boyutlarını göz önünde bulundurabilmeliydi.

Biz benzer şeyleri Gazze olayında da yaşadık. Filistinlilerin haklı davalarına destek olalım derken ölçüyü kaçırdığımız için, İsrail tarafında uyandırdığımız izlenimi pek fark edemedik.