Kurtulmuş'tan ekonomi eleştirisi

Kurtulmuş'tan ekonomi eleştirisi

HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye’nin yanlış ekonomi programlarına uyduğu için bugünkü noktaya geldiğini, tamamen dışa bağımlı bir ekonomik politikayla karşı karşıya bulunulduğunu belirterek, "Komünizm, siyaseti, devleti esas aldığı için, insanı ihmal ettiği için çöktü. Size yemin ederim ki vampir kapitalizm de insanı ötelediği için önümüzdeki 10 yıllarda çökecektir" dedi.

İstanbul Üniversitesi İktisat Kulübü tarafından, İstanbul Ticaret Odasında gerçekleştirilen, "Ekonomi Zirvesi 2011" başlıklı toplantıda konuşan Kurtulmuş, 2. Dünya Savaşı ile birlikte dünyanın yeni bir döneme girdiğini vurguladı. Kurtulmuş, "Birinci savaşta dünyayı paylaşamayanlar, ikinci savaşta küresel bir paylaşım içerisine girdiler. Soğuk savaşın ardından yani 1990’dan sonra dünya ekonomi politiği yeni bir yapılanmanın içine girdi" ifadelerini kullandı.

Yeni dünya düzeninin, yeni bir küresel paylaşım sistemi olduğunu savunan Kurtulmuş, "Ama ortaya çıkanın yeni dünya düzeni değil, yeni dünya düzensizliği olduğunu görüyoruz" şeklinde konuştu.

Numan Kurtulmuş, yeni dünya düzeninin Batılı devletlerin altın çağı olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:
"Bize 1990’lardan beri dediler ki (Dünyada artık yoksulluk kalmayacak, küresel kaynaklar adil bir şekilde paylaşılacak.) Aradan geçen 21 yıllık sürede Batılı siyasetçiler, neyi vaat ettilerse bunun tam tersi olmuştur. (Savaşacak bir şey kalmadı) diye ortaya çıkanlar, 1990’lı yıllardan beri icat ettikleri savaşlarda, 2. Dünya Savaşı’nda ölenler kadar insanın ölmesine sebep olmuştur. Hani savaşlar sona erecekti? Bu savaşların tamamına bakın, tamamında bir paylaşım savaşı vardır. Tamamında dünyanın kaynaklarını yönetme, ele geçirme iştahı vardır. Dolayısıyla savaşların sona ereceği meselesi tamamen yalandır. İşte bugün Libya’daki gelişmeler de budur.

Libya’da savaşın başladığı ilk iki hafta hangi Batılı petrol şirketleri, Kaddafi’nin o kanlı elleriyle servis ettiği petrolleri alıp dünya pazarlarında pazarladılar? Dolayısıyla ortadaki mesele bir insan hakları meselesi değil, tam tersine Libya’nın petrolünü ele geçirme meselesidir. Savaşın bilinmeyen 2 yönü daha var. Libya’nın, Fizan’daki su kaynaklarının boru hatlarıyla çıkarılarak, Avrupa kıtasına pazarlanması. Ne hikmettir ki bu boru hattının geçiş yeri de Bingazi’ye yakın bir bölgedir. İkincisi de Libya, dünyanın en büyük güneş enerjisi merkezlerindendir. Orada yapacakları güneş pilleri tarlalarında üretecekleri bol miktardaki enerjiyi yine hatlarla Bingazi üzerinden Avrupa Kıtası’na servis yapacaklardır. Bu projenin maliyeti 450 milyar avro civarındadır. 1990’dan beri çıkan savaşların tamamı, bazılarının kalkınması için kaynak olarak kullanılması için çıkarılmış savaşlardır."

-"12 EYLÜL SADECE SİYASİ BİR MÜDAHALE DEĞİLDİR"-

Numan Kurtulmuş, Türkiye’nin de 1980 sonrası dünyadaki gelişmelere uygun hareket ettiğini belirterek, şöyle devam etti:
"24 Ocak 1980 kararları, Türkiye’nin uluslararası küresel ekonomik sisteme entegrasyon kararlarıdır. Ancak bu kararların uygulanabilmesi için Türkiye’nin önünde iki önemli zorluk vardı. Sosyolojik bağları olan partiler ve çok önemli bir sendikal hareket vardı. İşte 12 Eylül 1980 askeri ihtilali sadece sokaklardaki anarşiyi ortadan kaldırmak için değil, Türkiye ekonomi politiğinin, uluslararası sistemin içine düşürülmesi için yapılmıştır."

12 Eylül 2010’da yapılan referandumda kendilerinin de "evet" dediğini hatırlatan Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"İktidar partisi (evet) ile ilgili, (12 Eylülcülerle hesaplaşacağız) dedi. Ama aradan 7 ay geçmiş olmasına rağmen 12 Eylülcülerle nasıl hesaplaşılacağına ilişkin bir tek adım atılmadı. Çünkü, 12 Eylül’le hesaplaşmak için önce 12 Eylül’ün siyasal sistemini çöp tenekesine atmanız gerekiyor. Türkiye’deki siyasal sistemin içine eden bu yapı, olduğu gibi duracak, 12 Eylül Anayasası duracak, siz 12 Eylül ile hesaplaşacaksınız. 12 Eylül’le hesaplaşmadan, Türkiye’nin demokratikleşmesi mümkün değildir. 12 Eylül’den bu yana, 12 Eylül rejimine karşı olduğunu iddia ederek iktidara gelenler de 12 Eylül siyasi rejiminin köleliğini yaptılar. Türkiye’nin 200 sene sonra ekonomi politik tarihi yazıldığında, 24 Ocak ve 12 Eylül 1980 birlikte anılacaktır."

-"28 ŞUBAT DARBESİ ÖNCEKİLERDEN DAHA UYANIK VE SİNSİCE YAPILMIŞTIR"-

Numan Kurtulmuş, 1997 yılında da önce askeri daha sonra ekonomik müdahale yapıldığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
"28 Şubat (1997) darbesi, öncekilerden daha uyanık ve sinsice yapılmıştır. 28 Şubat, Türkiye’de parlamento açık tutularak, buradaki sivil generaller aracılığı ile yapılmıştır. Millet zannetti ki irtica geliyor. 28 Şubat sonrası, Türkiye yeni bir ekonomik düzenlemeyle yeni bir adımın içine atıldı. Türkiye yanlış ekonomi programlarına uyduğu için bu noktaya getirilmiştir. Maalesef Türkiye tamamıyla dışa bağımlı şekilde bu ekonomik koşullarla karşı karşıyadır. Komünizm siyaseti, devleti esas aldığı için, insanı ihmal ettiği için çöktü. Size yemin ederim ki vampir kapitalizm de insanı ötelediği için önümüzdeki 10 yıllarda çökecektir."

Daha sonra, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu üyesi İsrafil Kuralay, Kurtulmuş’a plaket takdim etti.
Program çıkışı gazetecilerin sorularını cevaplayan Numan Kurtulmuş, başörtüsü takanları rahibeye benzeten afiş skandalı dolayısıyla kesin ihraç talebiyle disiplin kuruluna sevk edilen CHP Avcılar Belediye Başkanı Mustafa Değirmenci hakkında "kınama" kararı verilmesine ilişkin, "Onlar ister kınasınlar, ister ihraç etsinler, millet böyle düşünenleri gönüllerinden de zihinlerinden de ihraç ediyor" dedi.
Kurtulmuş, bir soru üzerine de seçimde ittifak yapmayı düşünmediklerini belirtti.