Kurtarın bizi şu vicdan azabından...
02 Ekim 2010

Herhalde Savarona yatı kadar, devlet mekanizmasının ne kadar abuk sabuk işlediğini gösteren başka bir örnek, bu ülkeye vicdan azabı çektirilen başka bir gemi yoktur.

Yat yıllar önce jilet olmak üzere hurdaya çıkarılmış ve leş gibi kenara atılmıştı. Ne Atatürk, ne de O’nun orada geçirdiği kısa süre devletin umurundaydı. Ne zaman ki, Kahraman Sadıkoğlu Japon ortaklarıyla birlikte yatı 49 yıllığına kiraladı ve baştan aşağı yeniledi, Savarona birden bire kıymete bindi.

[[HAFTAYA]]

Atatürk yatı fazla kullanmamıştı. Öyle müthiş anıları da yoktu. Japonlar belki de yatırımın kötülüğünü görüp ayrılınca, durum daha da ciddileşti ve Savarona kısa sürede “Anıt Gemi” konumuna giriverdi. Zaman geçtikçe, laik Türkiye’nin sembolü olmaya başladı.

Oysa Savarona ticari amaçlarla inşa edilmiş bir yattı. Ancak çok masraflıydı ve kiralanamıyordu.

Kahraman Sadıkoğlu da, sürekli para kaybeden bu yatın devlet tarafından satın alınması için baskı yapar oldu. İster istemez, Anıt Gemi kavramının yaygınlaşması için özel çaba harcadı. Ne yapsın, elinde dev bir beyaz balina ile kalmış, para yetiştiremez duruma düşmüştü. Devlete satmaktan başka çaresi yoktu.

Ancak devlet, Sadıkoğlu’nun istediği parayı ödemeye yanaşmıyordu. Çok pahalı buluyordu. Bu pazarlık yıllarca sürdü. O süreçte askerler de duyarlılık gösterir oldular. 10 Kasım’larda ve 29 Ekim’lerde okullar dolaştırılmaya, özel törenler yapılmaya başlandı.

İşte bu karmaşa içinde, Sadıkoğlu bastırıyor, devlet direniyor, pazarlık sürüyor ve bu arada yata binen herkes sorgulanıyordu. Nihayet, ünlü fuhuş olayı bardağı taşıran damla oldu.

Laik medya ayaklandı.

“Atamızın yatağında fuhuş yapılıyor” saçmalığına kadar giden bir süreç başladı. Şimdi de pazarlık başlayacak. Kahraman Sadıkoğlu, tüm masraflarını geri almaya, devlet ise ucuza kapatmaya çalışacak. Ne olacaksa olsun ve bu vicdan azabı artık bitsin.

Ya Savarona’yı gerçekten Atatürk’ün ruhunun dolaştığı bir Anıt Gemi olarak niteleyelim ve parayı bastırıp müze haline dönüştürelim veya kiralanmak üzere piyasaya çıkarılan bir turistik yat olarak kabul edelim ve kim ne yapıyor, kim kiralıyor titizliğinden vazgeçelim.

Adam günde 50 bin dolar verip kiraladığı özel yatta istediğini yapar. Ne Atatürk ne de Türkiye’nin laik düzenini düşünür.

Kendi kendimizi komik durumlara düşürmeyelim.