Kuran'da kadın dövmeye izin yok
11 Ekim 2010

Kuran-ı Kerim, getirdiği hükümler ve oluşturduğu iklim ile bütün insanlığı etkiledi; İslam Medeniyeti oluştu ve insanoğluna medeniyet aşıladı. Alman alim Sigrid Hunke’nin ‘Avrupa’nın Üzerinde Doğan İslam Güneşi’ adlı eseri bu gerçekleri güzel anlatır.

Ancak!

Kuran-ı Kerim birinci derecede Müslümanların ana kaynağıdır. Bindörtyüzkırk yıldan beri Müslümanları etkiliyor ve dünya durdukça da etkileyecek. Öyleyse bu Kutlu Kitabı anlamakta yapılacak bir yanlışın, Müslümanların hayatındaki etkilerinin sorumluluğu büyük olacaktır.

Kuran-ı Kerim’de inanç temelleri vardır; kulluk kuralları anlatılır; ahlak ve erdem esasları açıklanır ve insanlar arası ilişkilerde tavsiyeler verilir.

Bu tavsiyelerden biri de Nisa (Kadınlar) Suresi 34. Ayeti’ndedir. Aslında bu ayet (kimi bilginlerce ve bence) “kadının onur ve iffet dışı davranışları sebebiyle” boşanmanın kurallarını anlatır ama bir kelimedeki çeviri yanlışı veya inadı yüzünden, bambaşka bir anlam ortaya çıkarılmıştır.

[[HAFTAYA]]

İslam’da, sanıldığı ve söylendiği gibi öyle “boş ol!” demekle boşanma olmaz. Önce nasihat edilecektir. Sonra yataklar ayrılarak bir deneme süresi yaşanacaktır. Hâlâ düzelme yoksa boşanma gerçekleşecektir. Önce ayetin Türkçe anlamını Dr. Edip Yüksel’in çevirisinden verelim;

“Erkekler kadınları gözetmekle yükümlüdür. Zira Allah her birine farklı yetenekler ve özellikler vermiştir. Nitekim erkek de evin geçiminden sorumludur. Erdemli kadınlar (Tanrı’nın yasasına) boyun eğer ve Allah’ın korumasını emrettiğini (onu ve iffetlerini) tek başlarına bile olsalar korurlar. Onur ve namusları konusunda endişe duyduğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarınızı ayırın ve İDRİBUHUNNE...”

İDRİBUHUNNE kelimesinin fiil kökü DARABA... ‘DARABA’nın Arapça’da 37 anlamı olduğu söyleniyor. Kuran-ı Kerim’de ise seyahat, dışarı çıkmak, vurmak, dövmek, ortaya koymak, örneklemek, muaf tutmak, mahkum olmak, kapamak, örtmek ve açıklamak gibi yerine göre anlam kazandığı biliniyor.

‘DARABA’yı dövmek diye anlamlandırıp bundan erkeklere eşlerini dövme yetkisi çıkarmak asıl sapma noktası.

Ne yazık ki Diyanet İşlerimizin ve başkalarının meallerinde bu yanlış tekrarlanıp duruyor.

Halbuki:

- Zinada bile ceza 100 kere celde (küçük değnek) ile vurmak iken burada sınırı belli olmayan vurma olamaz.

- İslam Ceza Hukuku’nda “bizzat cezalandırma” yoktur. Bu konuda da olamaz. Cezayı ancak kamu kurumları verebilir.

- İslam Peygamberi “Kadınlarınızı dövmeyin; dövdüğünüz kadının koynuna nasıl girersiniz” derken Kuran-ı Kerim’de “dövün” emri olamaz. Kuran-ı Kerim “dövün” demişse Peygamber nasıl “dövmeyin” diyebilir.

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün “Surelerin İniş Sırasına Göre Kuran-ı Kerim Meali”nde ‘DARABE’yi ‘ÇIKARIN’ diye çevirdiğini, Prof. Dr. Hüseyin Atayın ise ‘SEVİŞİN’ anlamını verdiğini de bu arada belirtmeliyiz.

Yani artık, hiç bir Müslüman erkek, Kuran izin veriyor diyerek eşini dövmeye kalkmasın diyorum...

Yine diyorum ki, ya eşiniz sizden daha güçlü veya dövüş ustasıysa ne olacak?

DİYANETE AÇIK BAŞVURU!

Değerli Başkan, lütfen, lütfen, lütfen bu ve benzeri konularda bir bilim kurulu oluşturup bu yanlıştan mealleri kurtarınız. Elbette Hüseyin Atay’ı ve Yaşar Nuri Öztürk’ü de çağırarak...