Yeni Yazısı > Kriz, Dubai'yi teğet geçmiş - 15.12.2009

Kriz, Dubai'yi teğet geçmiş
15 Aralık 2009

Hafta sonunu son günlerin ekonomi sayfalarında adı sıkça öne çıkan Dubai’de geçirdim. Sheraton Çeşme Oteli, akıllıca bir promosyon yapıyor, 30 Mart’a kadar otelde bir hafta konaklayana Dubai’de bir hafta sonu armağan ediyor! Emirates’le gidiş dönüş ve Dubai Sheraton’da konaklama, 3 gece 4 gün hediye; bu hediye ve gezinin ayrıntılarını hafta sonu anlatacağım ama Dubai’de kriz haberi bekleyemez. Birleşik Arap Emirlikleri’nin adı en çok duyulmuş emirliği Dubai, Körfez’deki diğer ülkelerin aksine petrol yerine turizm ve finans merkezi olmaya odaklanmış, adı krizle anılmaya başlayana kadar da bunu gerçekleştirmiş ve bu coğrafyanın parlayan yıldızı olmuştu. Kriz haberleriyle birlikte bu ülkeye yatırım yapmış herkesin yüreği hopladı, emlak fiyatları düştü. Ne ki dün itibariyle BAE’nin başı, AbuDabi Emiri, parayı bastı ve Dubai, kritik eşiği atlattı. Bizim gördüğümüz Dubai’de ise zaten kriz mriz yoktu! Daha birkaç on yıl öncesine kadar küçük bir balıkçı kasabası olan yerde, şimdi Türk şirketlerinin kumda çaktığı beton kazıkların üzerinde bir “Batı kenti” yükseliyor: Birbirinin boyunu aşmak için yarışan cam kuleler, Arap zevkiyle birleştirilmiş modern teknoloji ürünü yapay adalar, oteller, iş ve alışveriş merkezleri, lüks konutlar! Zaten Dubai’de, lüks sıradan. Gözümüz lükse alışınca, altındaki gerçeği görmeye başlıyoruz: bu kadar binayı kim dolduracak? Kazakistan’da benzer soruları sormuş ve boş binalardan ürkmüştüm. Burada konutlar dışında doluluk yeterli. Oteller dolu. Alışveriş merkezleri de, dükkanlar da. Hele eğlence yerleri! Böyle çılgın eğlenceyi, bu kadar dekolte genç kadını ne Paris, ne Londra’da görmedim. Dünyanın en lüks gece klüplerinden Cavalli’de 2 bin dolarlık votka şişeleri coca cola gibi açtırılıyor. Dünyanın en pahalı oteli Burj el Arab, neredeyse ful dolu. Yılda üç kez yağan yağmura rastlamak bizim hoşumuza gitmedi ama Dubai’de yaşayanlar sevindirik oluyor; denize girmek isteyene de zaten yağmur engel olmuyor. Kriz, petrol desteğiyle Dubai’yi teğet geçiyor, çölde cam kulelerde eğlence sürüyor!

TBMM’yi bekleyen görev

DTP, kapatılmak için elinden geleni yaptı, sonunda kapatıldı. Şimdi de çoluk çocuğu sokaklara salarak sözüm ona kapatılmayı protesto ediyor. Affedersiniz, kapatılmasaydı ne yapıyor olacaktı? DTP, sokaktan içeri giremedi ki? Ne zaman baksak sokakta, taş söküp cam kapı indiriyor! Dağa çıkarız diye tehdit ediyor, Ayna. Dağdan hiç inemedi ki? Ahmet Türk değil, Emine Ayna’nın milletvekilliği düşürülmeliydi! Bölgenin belediye başkanları “Kürt halkının önderi Apo’nun cezasını evde çekmesini” önerecek kadar sabır zorluyor. Eğer bölge halkı, kültürel ve ekonomik taleplerini dile getirecek, savunacak bir yapıyı, kendisini PKK dışında temsil edecek bir siyasi hareketi kuramıyor, taşıyamıyorsa çok yazık. Şiddet ve kan dökme tehdidiyle bir ülkenin siyasi yaşamı, güven ve istikrar ortamı ne kadar rehin alınabilir? İstanbul sokaklarında kalkışılan eylemlere sivillerin de karşılık vermeye başlaması korkutuyor. Ya konuşulanları, akıllardan geçenleri duysanız dudağınız uçuklar! Hükümet, bu sorunu çözmek ve tırmanan gerilimi gidermek istemekte haklıydı. Yüzüne gözüne bulaştırmakta ve gelinen noktada suçlu aramakta ise bir o kadar haksız. Şimdi çözümü TBMM’de arıyanlara günaydın mı diyelim? Komedi daha yeni başlıyor: kapatılan partinin üyeleri istifa edecek, istifaları kabul edilmeyerek mecliste kalmaları için baskı yapılacak! Olması gereken, suç varsa suçu işleyenleri cezalandırmak değil miydi? TBMM, belki bu kez, elbirliğiyle bu değişikliği yapar da bir “başka” partinin arkasından daha timsah gözyaşları dökmeyiz.