Kraliçenin çikolata aşkı ilham verdi!

Kraliçenin çikolata aşkı ilham verdi!

Rojda ve Ruken Demirer iki oyuncu kardeş. Ancak şimdilerde ikisinin de bambaşka bir tutkusu var: Çikolata. Nişantaşı’nda ‘Marie Antoinette Chocolat’ adlı bir butik açan kardeşler ev yapımı çikolatalar satıyorlar. Taze, katkısız çikolataların satıldığı mağazanın başında daha çok abla Ruken Demirer duruyor. ‘Geniş Aile dizisinin Zeynep’i Rojda Demirer de fırsat buldukça ablasına yardıma geliyor. Geçtiğimiz günlerde sevgilisi Erhan Ünal’dan evlenme teklifi alan Rojda Demirer: “Ablamın en büyük hayali Marie Antoinette Chocolat’yı bir dünya markası yapmak. Bense bir aile kurmak istiyorum. Tabii ki mesleğime son vermeyeceğim. Kariyer de yapacağım, çocuk da!” diyor.

Merve Özaytekin

[email protected]

İkinizin de oyuncu olması tesadüf mü?

Ruken: Tesadüf denebilir. Rojda TRT’nin dizilerinde oynarken bir dizi bizim evde çekiliyordu. Hiç aklımda yokken kendimi sektörün içinde buldum. Rojda: Aslında benim de hiç aklımda yoktu. Çünkü henüz 8 yaşındaydım ve hayallerime yön verecek yaşta değildim. Piyano dersleri alıyordum. Hocamın isteğiyle Ankara Radyosu Çocuk Korosu piyano sınavlarına girmeye karar verdim. Ancak araştırdığımızda sınavın TRT Ankara Radyosu Çocuk Saati seslendirme sınavı olduğunu gördük. 5 aşamalı sınavdan geçerek bin kişi arasından seçilen 30 kişiden biri olmayı başardım. Daha sonra çok önemli hocalardan diksiyon dersi alarak uzun seneler radyo tiyatrosu, TRT’de dublaj yaptım. Aynı zamanda da TRT’nin çocuk dizilerinde oynayarak bu işe başlamış oldum.

İlk hanginiz İstanbul’a geldi?

Ruken: İlk ben geldim. Bir reklam filmi teklifi aldım. Sonrasında kamera arkasında çalışmak istedim. Ama tekrar kamera önüne geçtim, birçok dizi ve reklamda rol aldım.

Rojda: Benim aklımda İstanbul’a gelmek yoktu. Konservatuarı bitirdikten sonra Ankara Devlet Tiyatrosu’nda sözleşmeli çalışmaya başladım. Yusuf Kurçenli ‘Gönderilmemiş Mektuplar’ filminde Türkan Şoray’ın kızını oynayacak 20 yaşlarında birini arıyormuş. Ankara Devlet Tiyatrosu’ndan beni önermişler. Deneme çekimlerinden sonra İstanbul’daki ilk işimi aldım. Bir de Trabzon Devlet Tiyatrosu kadro sınavlarını kazandım. Ama yoğunluk nedeniyle Trabzon Devlet Tiyatrosu’ndan istifa ettim.

Birlikte mi yaşıyorsunuz?

Rojda: Hayır 2 sene önce ben ayrı bir eve taşındım ama evlerimiz çok yakın. Annemle Ruken birlikte yaşıyor. Neredeyse onlardan çıkmıyorum. Tabii bunda annemin yemeklerinden vazgeçemememin etkisi büyük. Kendi evimi otel gibi kullanıyorum!
Ruken: Bir de iki köpeğimiz var. Rojda’nın set yoğunluğundan onun köpeği de artık bizde.

Karakterleriniz nasıl? Hanginiz akıl veren tarafsınız, hanginiz daha baskın?

Ruken: İkimiz farklı karakterleriz. Benzer yanımız baskın karakterler olmamız. Eskiden bazen tartışırdık, anlaşamadığımız zamanlar olurdu. Ama yaş ilerledikçe birbirimizin en iyi dostu olduk.
Rojda: Bir tarafın üstünlük sağladığını söylemek zor. Ablam benden daha girişken.Ben işlerin biraz daha kendiliğinden gelişmesini isterim.

Siz hiç birbirinizi kıskanmaz mısınız? Örneğin Rojda Hanım oyunculukta şanslı günler yaşıyor...

Ruken: Hayır, hiçbir zaman. Şimdilik benim hayatımda zaten çikolata işi oyunculuğun önüne geçti. Çikolatacılığı çok daha iyi yerlere taşımak istiyorum. Genelde kardeşler arasında çekişme olur ya işte bizde o yok.
Rojda: Aksine biribirimize hep destek oluyoruz. Ben hep Ruken’in fikirlerini alıyorum o da benim. Aramızda kıskançlığa yer yok.

Doğulu olmanın ve aşiret kızı olmanın ne gibi özelliklerini taşıyorsunuz?

Rojda: Biz Raman aşiretindeniz. Büyük sevgi gördük. Nerede, nasıl, ne yapmamız gerektiğini çok iyi bilerek büyütüldük.
Ruken: İnsanın hayattaki duruşunu ve yaptıklarını mensup olduğu aşiret ya da aile baskısı belirlememeli. Kendi değer yargıları olmalı. Eğer duruşunuz baskılarla şekilleniyorsa eninde sonunda bir açık verirsiniz.

Gece hayatıyla aranız nasıl?

Ruken: Gece hayatını ikimiz de sevmiyoruz. En sevdiğimiz şey arkadaşlarımızı evimizde ağırlamak. Dışarıda yemek yemek.
Rojda: Erkek arkadaşım aynı zamanda müzisyen. Fırsat buldukça onu dinlemeye Kadıköy’deki Buddha Bar’a gidiyorum.

İsimlerinizin Kürtçe anlamı ne?

Ruken: Rojda güneşin doğuşu demek. Ruken de güleryüzlü.

Hanginiz annenize hanginiz babanıza benziyorsunuz?

Ruken: Rojda annemin kopyası bense babam ve teyzeme benziyorum.

Sevgiliniz Erhan Ünal’la tanışma hikayeniz ne?

Ruken: Rojda’nın müstakbel eşiyle tanışmasına aslında ben vesile oldum. Çok sıkı spor yaparım. Rojda ise işlerinden dolayı spora fırsat bulamıyordu. “Gel en azından pilates yap” diyerek pilates hocamız Erhan’a götürdüm.
Rojda: Benim için spor her zaman külfetti. Makinelerin üstünde saatlerce yürüyüş yapmak yerine doğada bisiklete binmeyi tercih ederim. Ruken’in baskılarından kaçamadım, spor şart oldu, iyi ki de olmuş! Böylece Erhan’la tanıştım.

Erhan Bey size evlenme teklif etmiş. Çok romantikmiş hikayesi nedir?

Evlilik teklifi başlı başına çok romantik bir olay. İlişkimizin başlarına özgü, bizim için çok anlamlı, o günleri hatırlamamı sağlayacak birtakım öğeleri kullanarak bana evlenme teklif etti. İkimiz de çok heyecanlıydık. O heyecandan bütün kelimeleri birbirine karıştırdı. Bense heyecandan hiçbir şeyi anlayamayacak durumdaydım. Sevincim gözyaşım birbirine karıştı.

En büyük hayaliniz ne?

Ruken: Marie Antoinette Chocolat’yı bir dünya markası yapmak.
Rojda: Kariyer de yaparım çocuk da! Tam bir çekirdek aile olup mutlu yuvamı kurmak istiyorum. Bu işlerime son vereceğim demek değil. Elimden geldiğince ikisini de yürüteceğim. ‘Başbakan bizim çikolatamızın tadına baktı’

Çikolatacı açmak nereden aklınıza geldi?

Ruken: Fikir benden çıktı. Çikolata bende bir tutkuydu. Bir gün bu işin en iyisini yapmak istiyordum. ‘Gece Gündüz’ adlı dizinin çekimleri yeni bitmişti. Fethiye’de tatildeyken eskitilmiş kutular yapıyordum. O kutulara en çok kaliteli, şık çikolataların yakışacağını düşündüm. Ve artık bu işi yapmaya karar verdim, hemen Rojda’yı aradım.
Rojda: O sırada ben de tatildeydim. ‘Melekler Korusun’un birinci senesi bitmişti. Ruken telefonda “Bir çikolatacı açalım, adını da Marie Antoinette koyalım, her şeyi dönemine uygun yapalım” dedi. Fikir çok hoşuma gitti. Hemen işe giriştik.

Neden Marie Antoinette?

Ruken: Fransa’nın efsanevi kraliçesi Marie Antoinette çikolataya çok düşkünmüş. Hatta yanında özel çikolatacısıyla dolaşırmış. Onun bu özelliğini bilenlerin aklına hemen iştah kabartan çikolata ve pastalar geliyor. Biz de burayı Marie Antoinette’in gizli çikolata odası gibi yapmak istedik, öyle de oldu. Özellikle Fransız müşteriler butiğimize geldiğinde çok hoşlarına gidiyor. “Burası tıpkı Fransa gibi” diyorlar.
Rojda: Hatta dükkandaki detaylara da çok önem verdik. Paris’teki Versailles Sarayı’nın duvarlarının süslemesinin aynısını dükkanın bir duvarına da yaptık. 4 ressam bir araya gelerek, 3 haftada duvarlara kalem işi süsleme yaptı.

18. yüzyıla merak nereden geliyor?

Ruken: Benim eski olana, geçmişe çok merakım var. Özellikle rönesans, barok ve rokoko dönemlerini çok seviyorum. Hatta 18. yüzyıl dönemine ait kıyafetlere bayılıyorum. Rojda’nın fotoğraftaki kıyafetleri de benim. Onları çekim için biraz kabarttık modelinde ufak değişiklikler yaptık ve çekimler için kullandık.

Çikolata yapımı için ders aldınız mı?

Ruken: Hayır. Ama işler çok rayında gitti. Fethiye’de tatil yaptığım yerin şefleri bana bu konuda tecrübeli, ünlü bir Belçika çikolata markasının uluslararası şefini önerdiler. Danışman şefim Recep Karakabak beni çok iyi yönlendirdi. Malzemelerin en iyisini kullanarak, en iyi lezzeti, şekli oturtmak için de günlerce birlikte çalıştık. En lezzetli olan tatları bulduk. Şimdi ben de yavaş yavaş çikolata yapmaya başladım.
Rojda: Mütevazılık yapamayacağız. Bu işin en iyisini yapıyoruz. İkimiz de oyunculuktan geliyoruz. Bu işi ticari olarak hiç düşünmedik. Kar marjını düşük tuttuk, piyasadaki çikolatalardan daha pahalıya satmıyoruz. Sadece sevdiğimiz için yapıyoruz. Ruken zaten bu konuda çok titiz. Gerçekten her şeyin en ince detayına kadar araştırdı ve en iyisini yaptı. Hatta aramızda onun titizliği espri konusu bile oluyor, çünkü bazen abartıyor.

Marie Antoinette’te satılan çikolataların özelliği ne?

Ruken: Marie Antoinette’te yapılan çikolataların hepsi taze. Bir hafta içinde tüketilmesi gerekiyor. İçeriğinde katkı ve koruyucu madde yok. Gerçek çikolata aslında bizim yaptığımız. İyi çikolatayı inceliğinden anlayabilirsiniz. Yaptığımız çikolatada Venezuella, Costa Rica, Peru gibi tropik yağmur alan bölgelerde yetişen theobrama cacao ağacından seçilmiş kakao çekirdekleri kullanılıyor. Çikolataların kuvertürleri Belçika’dan geliyor. İçeriğinde kullandığımız meyve özleri Fransa ve İtalya’dan geliyor.

Rojda: Yaklaşık 20 çeşit çikolata yapıyoruz ve hepsi özel çikolatalar. Örneğin menekşe özü Türkiye’de yok. Menekşe özünü kullanarak çikolata yapıyoruz. Bir de Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da çok sevdiği altın çilekli çikolata yapıyoruz, o da çok seviliyor.

Başbakan sizin altın çilekli çikolatanızdan tattı mı?

Ruken: Bir iftar davetinde kendisine ve kardeşine armağan edilmek üzere bizden altın çilekli çikolata alındı.
Rojda: Altın çilek aslında aşk meyvesi. Aşk ve çikolata bir arada, daha ne isteyebilirsiniz ki! Ruken’in de benim de favorimiz bu çikolata. Bir de ben portakal dilimli çikolataya bayılıyorum. Ruken’in favorisiyse trüf ve yaban kirazlı çikolata.

Ünlü kişiler bu tarz yerler açtığında şatafatlı açılışlar yapar. Ancak siz açılış yapmadınız neden?

Ruken: Açılış yapmak istemedik. Marie Antoinette Chocolat’yla reklam yapmadan ilgi çekebiliyor muyuz görmek istedik. Öyle büyük ilgi gördü ki; böyle bir şey hiç beklemiyorduk.