Konuk bombardımanı programı öldürüyor!
24 Ekim 2010

“Nerede o eski talk şovlar?” dediğim çok oluyor. Dikkat ederseniz, ekranların en çok izlenen ikilisi Beyazıt Öztürk ve Okan Bayülgen son birkaç sezondur her bölümde onlarca konuk ağırlıyor çünkü... Bir dönem gelen konuğun ne dediğini merakla dinlediğimiz programlar olmaktan çok, her kafadan minik ve çoğunlukla da anlamsız seslerin çıktığı panayır yerleri hissi veriyor artık talk şovlar... Birinin bu işe fren koyması şart. Artık Beyaz mı olur, Okan mı bilemiyorum ama konuğun da kendini değerli hissedeceği bir platform yaratsalar iyi olur!

[[HAFTAYA]]

Yeni adresine ısınıyor

Şen Yuva yeni yuvası olarak Fox TV’de ortaya çıktı. Küçük bir tatilde olabilecek en büyük değişiklikler vardı sevimli dizide... Bana daha muhafazakar bir görüntü çizen atv ekranına göre bir hayli rahatlamış geldi sahne ve diyaloglar. Ancak müşterisinin azaldığını da gördüm reytinglere bakınca... Umudumu hiç kesmiyorum. Bu sezona en sıkı giriş yapan işlerdendi ve sakatlığına rağmen yeniden fırtına gibi esecektir reyting sahalarında... Nurettin Şenyuva bile tek başına yeter yahu!

Canan'a açık mektup

Canan Hoşgör, bir dönem oyunculuğunu yakından takip ettiğim hatta küçük bir projede birlikte çalıştığımız iyi bir oyuncu... Bilmeyenler için oyuncu/yönetmen Hamdi Alkan’ın eşi olduğunu hatırlatalım. Zaten halen Arka Sıradakiler’de oynadığını da not düşelim...
Twitter gibi kamuya açık bir ortamda Arka Sıradakiler hakkındaki eleştirilerime “Diziye b.k atıyor” tanımlamasını yapacak kadar şuurunu kaybetmiş olamayacağını düşünerek buradan bir küçük bilgilendirme yapmak istiyorum... Sevgili Canan, oyuncu, eleştirileri madalya olarak kabul eder ve gömleğini renklendirir giderek. Senin de böyle düşündüğüne eminim...
Ağzını bu kadar bozacağını düşünmediğim için Twitter’daki profilinin sahte olduğuna inanmak istiyorum. Tersi durumunda geçmiş olsun sana da arkadaşım...

Hasret ile Eyşan aynı evde

Hoppala. Önceki gece Gönülçelen’e göz gezdirirken bir de baktım ki bizim Hasret (Tuba Büyüküstün) Eyşan (Cansu Dere) ablasını ziyarete gitmiş... Hasret’in Ezel dizisinin içinde ne işi var (ya da tam tersi) diye düşünürken mesele anlaşıldı. Meğer Hasret kızımızın aldığı ev Ezel’de tuvaletine kadar bildiğimiz Eyşan ve Cengiz ikilisinin eviymiş... Dizilerde kullanılan ortak mekanlar çok da fazla değil anlaşılan. İstanbul platoya döndü diyoruz ama kentte dizi çekilen mekan sayısı bir elin parmakları kadar... Kısacası evler dizilerden daha değerli ve şöhretli. Ben bir evi beş dizide birden izleyince bunu anlıyorum!

Rüzgarı dindirsek mi acaba? 

Kavak Yelleri’ndeki (Kanal D) büyük buluşmadan umudu kestim. (Efe ile Aslı’dan söz ediyorum.) Ama özellikle son bölümde hemen her oyuncunun sahnesinin aşırı uzatılarak klip tadını alması da senaryo hakkındaki umutlarımı iyice zayıflattı...
Dizi süreleri uzadıkça, hikaye de belli bir noktada kilitlenince “gençlik dizisiyiz” örtüsünün altına gizlenip “ver müziği yürüyelim” denmesi işi ucuzlatıyor...
İlk bölümlerini nasıl da heyecanla izlerdim oysaki. Urla, İzmir, gençlik heyecanları filan derken yörüngesinden çıkan dizi geriyor artık beni. Rüzgarı dindirsek mi artık diyorum..

Başka bir kanalda uçardı sanki...

Şu bir gerçek ki her kanalın bir alıcısı var. Show TV’de içinde aksiyon olan ne varsa tutuyor, izleniyor. Bu konuda beni şaşırtan yegane örnek Türk Malı. O kadar ağır akmasına rağmen dizinin müptelalarında dramatik bir azalma yok...
Aynı durumu Deli Saraylı için söyleyemeyeceğim ama. Ertem Eğilmez filmlerinden kopmuş da gelmiş gibi neşeli bir dizi olmasına rağmen kanalın genel görüntüsü içinde sırıtıyor dizi...
Ne bileyim belki Star TV, belki böyle neşeli işlere açık başka bir ekranda mevcut reytinginin iki mislini yakalayacak...
Bu arada dizinin başlarında paşa olduğunu anladığımız Çetin Tekindor tenzili rütbeye mi uğradı?
Son olarak bir albaya selam çakıyordu da... Neyse. Son zamanların eli yüzü en düzgün işlerinden olan bu dizinin adres yanlışlığı dolayısıyla heba olmasından korkuyorum. Bildiğim bir şey yok ama korkuyorum işte!