Kişinin eksikliği güçlü tarafı olabilir
18 Nisan 2011

Japonya’da bir çocuk 10 yaşlarındayken trafik kazası geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş. Oysa çocuğun büyük bir ideali varmış. Büyüyünce iyi bir judocu olmak istiyormuş. Sol kolunu kaybetmesiyle, bu hayali de yıkılan çocuğunun büyük bir depresyona girdiğini gören babası, Japonya’nın ünlü bir judo hocasına gidip yapılacak bir şeyin olup olmadığını sormuş. Hoca “Getir çocuğu bir bakalım” demiş.

Ertesi gün baba-oğul gitmişler hocanın yanına. Hoca çocuğu süzmüş ve “Tamam” demiş, “Yarın eşyalarını getir, çalışmalara başlıyoruz” diye de eklemiş. Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş ve “Bu hareketi çalış” demiş. Çocuk bir hafta aynı hareketi çalışmış. Sonra hocasının yanına gitmiş ve “Bu hareketi öğrendim, başka hareket göstermeyecek misiniz?” diye sormuş.

[[HAFTAYA]]

Çalışmaya devam...

Hocanın cevabı “Çalışmaya devam et” olmuş. 2 ay, 3 ay, 6 ay derken çocuk okuldaki 1 yılını doldurmuş. Çocuk bu bir yıl boyunca hep o aynı hareketi tekrarlamış. Hocanın yanına tekrar gitmiş. “Hocam, 1 yıldır aynı hareketi yapıyorum bana başka hareket göstermeyecek misiniz?” demiş. Hoca “Sen aynı hareketi çalış oğlum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz” diye cevap vermiş. 2 yıl, 3 yıl, 5 yıl derken çocuk judodaki 10’uncu yılını doldurmuş. Bir gün hocası yanına gelip “Hazır ol. Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın!” demiş. Delikanlı şok olmuş. Hem sol kolu yok hem de judoda bildiği tek hareket var. Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir şansının olmayacağını düşünmüş ama hocasına saygısından ses çıkarmamış. Turnuvanın ilk günü delikanlı ilk müsabakasına çıkmış. Rakibine bildiği tek hareketi yapmış ve kazanmış. Derken ikinci, üçüncü maç, çeyrek, yarı final ve final... Finalde delikanlının karşısına ülkenin son 10 yılın yenilmeyen şampiyonu çıkmış. Tam bir üstat. Delikanlı dayanamayıp hocasının yanına koşmuş “Hocam hasbelkader buraya kadar geldik. Ama rakibime bir bakın hele. Bende bir kol eksik ve bildiğim tek bir hareket var. Bu kadarı bana yeter. Bari çıkıp da rezil olmayayım, izin verin turnuvadan çekileyim” demiş. 

‘Namusunla yenil’

“Olmaz” demiş hocası. Kendine güven, çık dövüş. Yenilirsen de namusunla yenil” diye de eklemiş. Delikanlı çıkmış müsabakaya. Maç başlamış. Delikanlı yine bildiği o tek hareketi yapmış ve tak! Yenmiş rakibini şampiyon olmuş. Kupayı aldıktan sonra hocasının yanına koşmuş, “Hocam nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket var. Nasıl oldu da ben kazandım?” diye sormuş. Hoca “Bak oğlum, 10 yıldır o hareketi çalışıyordun. O kadar çok çalıştın ki, artık yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok. Bu bir. İkincisi de o hareketin tek bir karşı hareketi vardır. Onun için de rakibinin, senin sol kolundan tutması gerekir!” Bunu anlatan dostumuz bir de şunu ekledi: İnsanların eksiklikleri bazen, aynı zamanda en güçlü tarafları olabilir. Ama yeter ki bu eksiklik kafalarında olmasın...

[email protected]

Almanya ve biz

“Sevgili Yavuz, sana, Alman Tekerlekli Sandalye Sporları Federasyonu’nun 21 bin üyesinden ve Alman Engelliler Spor Federasyonu’nun 550 bin üyesinden en içten selamlarını getirdim.” Bu sözler 18 Şubat 2011 tarihinde Almanya’da Federal Almanya Cumhurbaşkanlığı tarafından şahsıma verilen ‘Devlet Liyakat Nişan Töreni’nde Alman Tekerlekli Sandalye Sporları Federasyonu Başkanı Ulf Mehrens’ın yaptığı konuşmanın başlangıcı. 1948’de Engelliler Spor Federasyonu’nu kuran Almanya için yukarıda okuduğunuz rakamlar şaşırtıcı değil. 1990’da ülkemizde kurulmuş Engelliler Spor Federasyonu, 2000’de Bedensel Engelliler Spor Federasyonu olarak ayrıldı. Bu kurumda sporcu sayısı 3.100. Bedensel engelliler sporunda engelli gençlerin spor yapmaya başlaması tesadüflere kalıyor. Çünkü, İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelliler Spor Kulübü hariç, bizim bildiğimiz hiçbir kulübümüzde alt yapı çalışması yok.

 Okullara yayılmalı

Umudumuz, Galatasaray ve Beşiktaş’ın tekerlekli sandalye basketboluna girdikten sonra, ki aradan 6 ile 8 yıl geçti, alt yapıdan oyuncu yetiştirmeleriydi. Ama bu da gerçekleşmedi. Okullarda engelliler sporunun bilinmemesi sporcu sayımızın azlığında önemli bir rol oynuyor. Türkiye Milli Paralimpik Komitesi’nin geçtiğimiz mart ayında başlattığı ‘Paralimpik Okul Günleri’ belki bu çabalara biraz destek olabilir. Ancak, özendirici ve eğitici programlarla esas görev Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu’ndadır. Bugün elde edilen başarıların, eğer alt yapıya bağlı olarak sporcu yetiştirilmezse bir süre sonra duraklama dönemine gireceği kesindir. Bunun için de Bedensel Engelliler Spor Federasyonu’nun engelli okullarında bir an önce yetenek testlerine başlaması gerekir.

ÇENGELLİ PANO

‘Sayın Kadir Topbaş’a’

Türkiye’de engelli olmak gerçekten çok zor. Bunu bir örnek ile anlatacağım. Ben 9 yaşında Hollanda’ya tedaviye gitmiştim. Oradaki engelli yurtlarını, okullarını gezdim, gördüklerime şaşırdım. Gerçekten çok modern. Her engel türüne göre haklar var. Kısacası bir engelli rahatça yaşayabiliyor. Ülkemizde ise bunca yıl geçmesine rağmen yasalar sonuç veremiyor. Örneğin; ben birçok dernek veya vakıf olmasına rağmen evden çıkamadığım için aktif görev alamıyorum. Çünkü beni evimden alacak getirip götürecek bir araç bulamıyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi biz engeller için özel ekip kurdu. Ben engelli olarak bu hizmetten yararlanmakta zorluk çekiyorum. Kuaför isteyince gelmiyor (geliyorsa da 5-6 ayda bir). Araç istiyorum, zamanında gelmiyor. Pek çok engelli vatandaşımız olanaktan yararlanamıyor. Sev

gili devlet büyüklerimizden ricam, daha sistematik çalışmaları ve engelliye daha çok değer verilmesi.

ERSİN ATA [email protected]

‘Engelliler Bakanlığı kurulmalı’

TOKİ yurdun pek çok köşesinde ev yapıyor. Bu yapılarda gazi ve malullere öncelik tanınmış. Ben, Sayın Başbakanımıza sormak istiyorum, engelli camiasının bu haklardan faydalanma şansı neden yok? Bunu gözden geçirmeniz gerekmez mi? Zaten engelli hayatını zor idame ettiriyor. İşi gücü yoksa bu da ayrı engel. Sesimizi ancak siz duyar, anlarsınız.

Ayrıca bu evler için diyelim ki hak sahibi olduk, peşinat için toplu ödeme gerekir mi? Şayet ödenecekse bizler bu rakamı bulamayız. Bizlere kolaylık sağlarsanız hayır dualarımız sizinle olur. Sizden hayırlı bir açıklama bekliyoruz. Şunu da kimse unutmasın 3’üncü sınıf değil, 1’inci sınıf vatandaş olarak yaşamak istiyoruz. Erdem Ateş/Bursa Tel: 0554 382 82 55

‘Başbakanım sesimizi duyun’

Türkiye’de resmi kurumların yaptığı araştırmalara göre, 8.5 milyon engelli var. Genel nüfus ile birlikte değerlendirildiğinde ise nüfusun yüzde 12’si engelli. Engellilerin hayatın her alanına dair sorunları ve çözüm beklentileri var. Ancak icracı bir bakanlık olmayan Özürlüler İdaresi Başkanlığı sadece önerilerde bulunuyor ve mevcut bakanlıklar arasında mekik dokuyor.

Yapılacak yeni yasal düzenlemelerle yeni bakanlıklar kurulacağı kamuoyuna duyuruldu. Bizler 8.5 milyonu aşkın bir kitlenin sesi olarak ‘Engelliler Bakanlığı’ kurulmasını bekliyoruz. Engellilerin her alandaki hak ve özgürlüklerine dair yasal düzenleme ve işlemlerin bu bakanlık bünyesinde toplanmasını istiyoruz.

İsmail Çevikbaş [email protected]