Kış aylarında astıma dikkat

Havaların soğumaya başlamasıyla astım gibi bazı kronik hastalıklar kendini daha çok hissettiriyor

Kış aylarında astıma dikkat

Medical Park Hastaneler Grubu Göztepe Medical Park Hastane Kompleksi Göğüs Hastalıkları Bölüm Direktörü Prof. Dr. Yalçın Karakoca, temel olarak astımın iki önemli çeşidinin bulunduğunu, bunların "Alerjik astım" ve "Alerjik olmayan astım" olduğunu söyledi.

Alerjik astımda hastanın duyarlı olduğu bir ya da daha fazla alerjenin (ev akarları, evcil hayvanlar, polenler, küfler) mevcut olduğunu ve bu duyarlılığın, alerjik deri testleri ya da kanda "spesifik IgE" ölçümü ile saptanabildiğini anlatan Prof. Dr. Karakoca, alerjik astımın, genellikle ilk belirtilerini çocukluk döneminde verebildiği gibi herhangi bir yaşta da ortaya çıkabildiğini belirtti.

Alerjik olmayan astımda ise hastanın duyarlı olduğu belirli bir alerjen olmadığını, genellikle seyrinin daha kronik ve sinsi gittiğini de anlatan Prof. Dr. Karakoca, bu nedenle tanının daha geç konulabildiğini ve krizlerin daha ağır ve tedaviye dirençli olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Karakoca, astımın kronik bir hastalık olduğuna vurgu yaparak, belirtilerinin hava yollarında daralma olduğu dönemlerde ataklar halinde ortaya çıktığını ve tedaviyle ya da kendiliğinden bu belirtilerin düzelebildiğini, bu düzelmenin de hastalarda yanılgıya neden olabildiğini, bu nedenle tedavilerini kesebildiklerini anlattı.

KIŞ ASTIMI TETİKLİYOR 

Astım hastalarında alerjenler, viral enfeksiyonlar (nezle, grip, farenjit), soğuk hava, kirli hava, sigara dumanı, ilaçlar (aspirin, ağrı kesici ve romatizma ilaçları), gıda katkı maddeleri, boya, cila, vernik, parfüm kokuları, stres gibi faktörlerin astım atakları nedeni olabildiğini de ifade eden Prof. Dr. Karakoca, şunları söyledi:

"Havaların soğumaya başlamasıyla bazı kronik hastalıklarda kendini daha çok hissettirmeye başlar. Özellikle kış aylarında hava kirliliğinin artması, bazı astım hastalarında astım nöbetlerinin geçirilmesine neden olabilir. Kış ayları astımı tetikliyor. Sobaların ve kaloriferlerin yakıldığı, yünlü kazakların sıkça giyildiği kış mevsiminde astım hastalarının özellikle dikkat etmeleri gerekiyor."

ASTIM GENETİK 

Astımın genetik bir hastalık olduğuna işaret eden Prof. Dr. Karakoca, anne ya da babasında astım olan bir kişide astım ortaya çıkma olasılığının, ailesinde astım bulunmayanlara göre daha fazla olduğunu, genel popülasyonda astım yüzde 8-10 oranında görülürken, anne ya da babadan birisi astımlı ise doğacak bebekte astım görülme olasılığının yüzde 20-30’a, anne ve babanın her ikisi de astımlı ise oranın yüzde 60-70’lere çıktığını dile getirdi.

Astımlı hastalarda en sık görülen alerjinin ev tozu akarı alerjisi olduğunu da belirten Prof. Dr. Karakoca, ev tozu akarları ile mücadelede ortamdaki nem miktarının azaltılmaya çalışılması, yatak çarşaflarının her hafta en az 60 derecede yıkanması, yatak, yorgan ve yastıkların özel kılıflarla kaplanması olduğunu anlattı.

Astımı kontrol altına alan birçok ilacın bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Karakoca, astım tedavisinde çok ender kullanılan diğer seçeneğin ise aşı tedavisi olduğunu kaydetti.

BAZI BASİT ÖNLEMLER

Prof. Dr. Yalçın Karakoca, astım hastalarının alabilecekleri basit önlemleri de şöyle sıraladı:

"Astım atağına neden olabilecek eşyaları ev ortamından uzaklaştırın. Tüylü hayvanlarınızı evin dışında tutun. Sigara içmeyin ve içilen ortamdan uzak durun. Tüylü hayvanlarınız yataklarınıza, koltuklarınıza çıkmasına izin vermeyin. Çok uzun tüylü halı ve kilimlerinizi kaldırın. Yatak takımlarınızı toz geçirmeyen nevresim takımları ile kaplayın. 

Çarşaf ve nevresim takımlarını sık sık çok sıcak suda yıkayın ve mümkün olduğunca dışarda kurutun. İçerdeki havayı temiz ve canlı tutabilmek için sıkı sık odanızı havalandırın. Yemek pişirirken pencerelerinizi açık tutun. Dışardaki hava egzoz gazı, araba, fabrika dumanı veya çiçek ve ağaç polenleri ile kirlenmiş ise pencerelerinizi kapalı tutun. Yünlü kazaklar, atkı ve berelerden uzak durun."

AA