Kimse Öcalan'ı dinlemek istememiş...
18 Şubat 2011

Öcalan, 1999’da Kenya’da yakalanıp İmralı’ya konduğu günden itibaren, ben dahil bu ülkenin büyük çoğunluğu “Artık bu iş bitti. Hem Öcalan defteri kapandı, hem de PKK dağılma sürecine girdi” kanısındaydı.

Açıkça söylemem gerekir ki, Cengiz Kapmaz’ın kitabını okuduktan sonra, Öcalan’ın bu mucizeyi nasıl yarattığını daha iyi anladım. Kitap tümüyle avukatlarla yapılan görüşmelere dayanıyor. Ne de olsa tek tarafın görüşlerini yansıtıyor. Kontrol etme imkanımız yok. Bu yazıdaki değerlendirmeleri, kitaptaki verilere dayandırdım... Öcalan tüm gücünü Kürt toplumundan almış ve bunu da son derece dikkatli kullanmış. Daha da ilginci, İmralı’ya adımını attığı andan itibaren, kendini değiştirmesini bilmiş.

[[HAFTAYA]]

Bunu 10 yıllık hapis yaşamı içinde çok net şekilde görebiliyorsunuz. Yetmemiş, küçük odasından PKK’yı yönetmiş, düşünce şeklini değiştirmeye zorlamış, kurulan partileri yönlendirmiş, yapılan hataları düzeltmiş. İnanılır gibi değil. Böylesine bir gücü elinde tutabilmesi ve bütün bu çalışmaları bazen ayda bir defa, bazen iki ayda bir defa görüşebildiği avukatları vasıtası ile yapabilmesi, insanı hayrete düşürüyor. 10 yılın inişli çıkışlı mücadelesini okurken, kaçırılmış fırsatlara üzülüyor, deveyi hendekten atlatmanın güçlüğünü ilk elden duyuyorsunuz. Öcalan, 10 yıllık hapis hayatında ilk günden itibaren, avukatlarıyla konuşmalarında sürekli şekilde kendi çözümünü arayan bir lider olarak karşımıza çıkıyor. Tek korkusu da, bir Türk-Kürt savaşı. Bir yandan devlet temsilcilerini ikna etmeye, öte yandan PKK’nın kontrolden çıkmamasını sağlamaya çalışıyor ve örgütü siyasete çekmeye uğraşıyor. Sürekli şekilde, tartışmaları demokratik bir zemine oturtmaya çabalıyor. Kitaptaki bilgilere göre, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise, son derece iniş çıkışlı bir tutumla, Öcalan’ı ya doğru dürüst okuyamıyor veya okumak istemiyor. Sanki savaşın sürmesi işine geliyormuş gibi bir yaklaşımı var. PKK’yı silahla yok etmeye, Öcalan’ı da bıktırmaya çalışıyor. Ortak bir çözüm bulmak ile pek ilgilenmiyor. Kendi çözümü ise, cezalandırmak, sindirmek. Bu sündürme politikasında başarısız olunmasına rağmen, Öcalan’ın notlarına göre, kendi çözümünü dahi ortaya koyamıyor.

AK Parti ile de yıldızı hiç barışmadı...

Kitaptaki görüşme notları, Öcalan’ın AK Parti ile ilişkilerine de ışık tutuyor. Aslında AK Parti, şimdiye kadarki iktidarlar arasında Kürt sorununda olumlu adım atan nadir siyasi partilerdendi. Neresinden bakılırsa bakılsın, bu sorunu hafifletme konusunda son derece önemli adımlar attı. Ancak, Öcalan’a göre “hafifletmeyle” yetinmeyi tercih etmiş, daha ileri gitmemişler.

Öcalan, bıkmadan mektuplar yazmış, Erdoğan’a mesajlar yollamış ancak Başbakan’ın dikkatini çekmeyi başaramamış. Kitap, bir başka konuya da açıklık getiriyor. Türkiye’deki genel kanı veya topluma söylenen “Kürtlerin ne istedikleri belli değil. Her kafadan farklı sesler çıkıyor. Doğru dürüst liderlik yok” idi. Oysa, İmralı’da geçen 10 yıl içinde Öcalan, hem bu sorunun gerçek liderinin kendi olduğunu göstermiş, hem de çok ayrıntılı çözümler üretmiş.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise, Öcalan’ı ciddiye almamış, kalıcı bir çözüm yerine, sorunu makyaj yaparak geçiştirme peşinde koşmuş.

Kimlik kartı...

Son derece önemli yeni bir kitap çıktı. Adı: Öcalan’ın İmralı Günleri. Yazarı: Cengiz Kapmaz. Yayın evi: İthaki (ithaki@ithaki.com.tr) Eğer Kürt sorunuyla ilgileniyorsanız, son 10 yılda perde arkasında neler konuşulduğunu ve en önemlisi Abdullah Öcalan’ın konumunu merak ediyorsanız, bu kitabı mutlaka okumalısınız. Cengiz Kapmaz, Kürt sorununu Kürtlerin penceresinden izleyen genç (38 yaşında) bir gazeteci. Halen Günlük Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapıyor. Abdullah Öcalan’ın İmralı’ya girdiği günden 2009 sonuna kadar avukatlarıyla yaptığı görüşmelerin notlarını inceleyerek, eminim bu görüşmeleri yapan avukatlarla da konuşarak kitabı yazmış. Elimden bırakamadım. Hiç abartısı olmayan anlatımını, düzgün ve sade dilini, kurgusunu çok beğendim. Kapalı kapılar ardında nelerin konuşulduğunu, Öcalan’ın günlük yaşamını ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile yapılan müzakerelerde neler konuşulduğunu bu kitapta bulabiliyorsunuz. Kitaptaki bilgiler Kürt sorununun neden hâlâ çözülemediğini de çok iyi anlatıyor. Tabuları yıkıyor, eski klişelerimizi bozuyor ve Abdullah Öcalan’ın ne yapmak istediği daha iyi anlaşılıyor.