Kılıçdaroğlu: Bunlar telekulak iktidarı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "AKP'nin kulakları çok büyük unutmayın, bunlar telekulak iktidarı, vatandaşın derdini değil, telefonda ne konuştuğunu merak ediyorlar" dedi.

Kılıçdaroğlu: Bunlar telekulak iktidarı

Kılıçdaroğlu, partisinin Gence Artı Projesi kapsamında Düzce’de bir düğün salonunda düzenlenen ilk etkinliğine katıldı.
Kendilerini daha önce proje üretmemekle suçladıklarını belirten Kılıçdaroğlu, "Ama yeni bir CHP var, geleceği, halkını düşünen bir CHP var" ifadelerini kullandı. Kurultayda 41 proje açıkladıklarını anımsatan Kılıçdaroğlu, iktidar partisinin bu projelerden korktuğunu savundu. Bu projelerin içerisinde yer alan aile sigortasını açıkladıklarını, kendilerine "kaynağı nereden bulacaklarının" sorulduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Hesabını kitabını yaptık, toplam kamu harcamalarının yüzde 1.7’si kadar payı aile sigortası kurumuna aktarırsanız mesele çözülür, biz hesabımızı kitabımızı biliriz. Milletin önüne çıkarken bir söz verdim, ’dürüst, namuslu siyaset yapacağız’ diye. Biz doğruya doğru, eğriye eğri diyeceğiz. Bu kardeşiniz sizin için çalışacak, eğer 2.5 aylık bir çocuk, annesinin kucağında açlıktan ölüyorsa bu hepimizin ayıbıdır, hepimizin derken siyasetçilerin ayıbıdır, hele hele iktidardakilerin ayıbıdır. Nasıl olur da bir çocuk anne kucağında açlıktan ölür, nasıl olur da Manisa’da bir gazi yatağında açlıktan ölür, nasıl olur da Afyonda bir köyde insanlar bebeklerini satarlar? Bu ayıbı 21. yüzyılın Türkiye’sinde tarihe gömeceğiz, aile sigortası ile gömeceğiz."

-"YENİ CHP, AŞ VE İŞ DEMEKTİR"

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP iktidarında herkesin onurlu bir birey olarak sosyal devletin güvencesi altında olacağını söyledi. "Yeni CHP aş ve iş demektir" diyen Kılıçdaroğlu, "Aşın işin partisi olacağız, kimse aşsız ve işsiz kalmayacak" ifadelerini kullandı.

İktidarlarında yeşil kart sisteminin kaldırılmayacağını tam tersine daha da güçlendirileceğini belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye’de 9 milyon emeklinin bulunduğunu ve bunların hiçbirinin hayatlarından memnun olmadığını savundu.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"9 milyon emekliye sesleniyorum; hayatınızdan memnun değilseniz, iktidardan bunun hesabını soracaksınız, beraber soracağız. Ben sizin parlamentodaki, sokaktaki, meydandaki, tarladaki, fabrikadaki sözcünüzüm ve sizin sözcülüğünüzü yapacağım. Türkiye aydınlığa kavuşsun, herkesin karnı doysun diye mücadelemizi yapacağız, mücadele sadece aş ve iş değil, özgürlüğü de getireceğiz bu memlekete.
Düşünebiliyor musunuz 21. yüzyılın Türkiye’sinde vatandaş telefonla konuşmaktan korkuyor, telefonda insan niye korkar, ’acaba bir şey söylersem birisi beni dinliyor mu?’ diye. AKP’nin kulakları çok büyük. Unutmayın bunlar telekulak iktidarı. Vatandaşın derdini değil, telefonda ne konuştuğunu merak ediyorlar. Meydanlarda ne söylediğinizi değil, telefonda ne konuştuğunuzu merak ediyorlar. Onun için zaman zaman söylerim, derdiniz varsa telefonla anlatın da belki Recep Bey Ankara’dan duyar."

Kılıçdaroğlu, Düzce’nin en az oy aldıkları illerden biri olduğunu, kente daha fazla gelerek halkın sorunlarını dinleyip, çözüm yollarını anlatacaklarını kaydetti. Kılıçdaroğlu, Düzce milletvekillerinin parlamentoda, Düzce’nin sorunlarını dile getirmediklerini savunarak, halktan bunu iyi bilmelerini istedi.

Avrupa’da en küçük ülkede kişi başı gelirin 20-25 bin dolar olduğunu ancak Türkiye’de halkın yerlerde süründüğünü öne süren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Türkiye’de kişibaşı gelir 2 bin 500 dolardı, bir gece kalktık 7 bin 500 dolar olmuş, sonra bir hesap yaptılar 10 bin dolar olmuş, ben merak ediyorum ve emeklilere sormak istiyorum, Düzce’de sizde kişi başına gelir 10 bin dolar mı? Nerede demeyin, nerede derseniz, Recep Bey diyecek ki, ’nereden nereye’ şimdi aynı şeyi söylüyorum, sizin durumumuz ’nereden nereye’ geldi. Şimdi bir laf ediyorlar ’emekliye 60 lira verecektik, CHP Meclis’te itiraz etti, tasarının görüşülmesi sırasında maddelere itiraz etti emekliye para veremiyoruz’ Şimdi buradan soruyorum emekliye 60 lira değil, 100 lira verilsin diye önerge verdik, ısrar ettik, kavgasını yaptık, niye kabul etmediler. Sonra bize dönüp ’niye önerge verdiniz de bu tasarılar geçikti’ diye. Biz daha fazla ödenmesini istiyoruz, intibak yasasının çıkmasını istiyoruz, emeklinin milli gelirden pay almasını, onuruyla yaşamasını istiyoruz."

Kılıçdaroğlu, Düzce’nin takipteki konut kredilerinde Türkiye’de birinci, kredilerdeki takip de de Diyarbakır’dan sonra ikinci sırada olduğunu belirtti. Düzce’nin önemli bir fındık üretim merkezi olduğunu, ancak iktidarın yanlış politikalarla Fiskobirliği devredışı bıraktığını savunan Kılıçdaroğlu, CHP iktidarında Fiskobirliği yeniden ayağa kaldıracaklarını, fındık borsasını kuracaklarını, fındık fiyatlarının da Türkiye’de belirleneceğini kaydetti.

-"TÜRKİYE’DEKİ HER NAMUSLU VATANDAŞI, CHP ÇATISI ALTINA BEKLİYORUM"

Cumhuriyet tarihinde ilk kez kurbanlık koyunların ithal edildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Daha da diyorlar ki, biz memleketi iyi yönetiyoruz. Sizin yönettiğiniz ortada, siz köşeyi döndünüz, yedi sülaleniz döndü, ama milletin hali perişan. Beraber mücadele edeceğiz, ben sizin derdinizi dile getireceğim ama sizde derdinizi her yerde söyleyiniz, halk en büyük güçtür bunu unutmayın. Türkiye’deki her namuslu vatandaşı, CHP çatısı altına bekliyorum. Bu çatıda herkese yer var, bölünmeyelim birleşelim, biz sizin derdinize talibiz, AKP ise rantınıza talip. Aramızdaki fark bu" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, CHP iktidarında herkesin rahat nefes alacağını, bunun sözünü verdiğini belirterek, halkın her katmanının desteğini beklediğini bildirdi. Türkiye’yi düzgün, doğru siyasetle buluşturmak istediğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, "İktidar olmak için kul hakkı mı yemek lazım? Bir de kul hakkı yemeyenleri, doğru birini iktidar yapın. Eğer iktidarı bunlara teslim ederseniz haliniz ortada, ezilmeye razıyız diyorsanız, bir şey demiyorum ama gönlüm razı değil" dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, kendi iktidarları döneminde taşeronlaşmaya da son vereceklerini bildirdi.
İktidar sözcülerinin sürekli olarak Türkiye’nin dünyanın 20 büyük ekonomisinden biri olduğunu anlattıklarını belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Eyvallah güzel, ama 1987’de 14. sıradaydık, 2011’de 16. büyük ekonomiyiz, başkaları ilerledi biz iki sıra geriledik. Aile sigortasında her yoksul ailede, kadının banka hesabına en az 600 lira yatıracağız diyoruz. Kaynağı nereden bulacaksınız diyorlar, peki kardeşim sen demiyor musun dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biriyiz diye. Madem bu kadar büyük bir ekonomi, sen kalkıp da gariban yoksula makarna kömür dağıtırsın, onun yoksulluğunu sömürürsün, ama adam gibi parasını bankaya yatır, ister makarna alsın ister kömür. Niye bunu yapıyorlar biliyor musunuz? Orada da yolsuzluk yapıyorlar onun için. Sadece kömür işinde yaptıkları yolsuzluk 1 milyar lirayı aştı, eski parayla 1 katrilyonun üzerinde."

Kılıçdaroğlu, hükümetin kullanmadığı doğalgaz için İran’a 1 milyar 600 milyon dolar para ödediğini öne sürerek, "Millete gelince kaynak yok... Türkiye’de her şey var, eksik olan ise temiz siyaset" dedi.

CHP Parti Meclisi (PM) üyesi Aylin Nazlıaka da yaptığı konuşmada, Gence Artı Projesi kanalıyla gençlerin bireysel donanımlarını artırmayı hedeflediklerini söyledi.

İlçede esnaf ziyaretlerinde de bulunan Kılıçdaroğlu, Kaymakam Nuri Gezici’yi de makamında ziyaret etti.
Kılıçdaroğlu, kaymakamlık binası çıkışında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

-SORULAR-

Bir gazetecinin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bugünkü konuşmasında "ODA TV’ciler düşüncelerinden dolayı değil, başka bir eylemden dolayı tutuklandılar" dediğini anımsatarak görüşünü sorması üzerine Kılıçdaroğlu, "Sayın savcı böyle bir açıklama yaptığına göre, bir bildiği vardır. Biz ayrıntıları bilmiyoruz. Ayrıntıları kamuoyuna açıklasaydı daha iyi olurdu. Belki iddianameyi de herhalde hazırlıyordur şu anda. Onu bilmiyoruz, açıklasın görürüz" cevabını verdi.

Kılıçdaroğlu, bir başka gazetecinin, dün yaptığı konuşmasında yasa dışı dinlemelere ilişkin kaygılarını dile getirdiğini hatırlatarak, "Daha önce de ’Adalet Bakanlığına başvurdum’ demiştiniz. Bugün bir açıklama yapmışlar, ’biz görevimizi ihmal etmedik, bugüne kadar bu incelemeler yapıldı’ deniliyor" ifadeleri üzerine, şunları söyledi:

"Adalet Bakanı’na şu soruyu sormak isterim. Benim bir gazeteci arkadaşla yaptığım telefon konuşması, olayla hiç ilgisi olmamasına karşın dava dosyası içerisine konuluyor. Yasaya aykırı olarak konuluyor. Normalde onun imha edilmesi lazım. Ben Adalet Bakanı’na suç duyurusunda bulundum. Adalet Bakanı neden gereğini yapmadı? Hangi gerekçeyle gereğini yapmadı? Onun için onların yaptığı açıklamaların hiçbir önemi yok, gerçek meydanda. Adalet Bakanlığının soruşturma açması gerekiyor. Benim yaptığım telefon görüşmesi özel telefon görüşmesi. Dava dosyalarına aykırı giriyorsa o savcı hakkında soruşturma açması gerekir. Savcıyı koruması değil. Eğer savcıyı korursa savcı yasa dışı her işlemi rahatlıkla yapabilir anlamına gelir ki, bu doğru değil. Bu hukuk devletine yakışmaz."

-"DİKTAYI KİM UYGULUYOR?"-

Kılıçdaroğlu, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin üç generalin terfi ettirilmesine yönelik kararının hatırlatılması üzerine, yargının verdiği kararlara herkesin saygı göstermesi gerektiğini söyledi.

Bir başka gazetecinin Başbakan’ın bugünkü konuşmasında "Bizi dikta ile suçlayanlar kendileri dikta yönetiyorlar" dediğini anımsatarak, görüşünü sorması üzerine de Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:

"Bu sözü Sayın Erdoğan’ın söylemesine doğrusunu söylerseniz şaşırdım. Dikta ile ben neyi yönetiyorum? Bütün arkadaşlarım düşüncelerini özgürce dile getiriyorlar, ben hiçbir zaman şunu söylemedim... Bir Başbakan çıkıyor, ’Bakanlar Kurulunda konuşan o 6 bakanı bulsam kapının önüne koyacağım’ diyor. Şimdi diktayı kim uyguluyor? Ayrıca Sayın Başbakan 1960’lı yıllara gitmiş, bırakın 1960’lı yılları üzerinden bir kuşak geçti.

Sokaktaki vatandaş telefonla konuşamıyor. Niye Türkiye bu halde? Hiç kendisine dönüp soruyor mu Sayın Başbakan? Korku toplumu yarattı. İnsanlar korkuyorlar. Bir iş adamı çıkıp cesaretle Sayın Başbakanı eleştirebiliyor mu? Biz konuşmuyor muyuz toplumun her kesimiyle? Konuşuyoruz. İş adamı korkuyor, esnaf korkuyor ama 12 Hazirana az kaldı. Korku toplumunu yıkacağız. Herkesin özgürce düşüncelerini dile getirdiği bir Türkiye’yi halkla beraber kuracağız.

Tayyip Bey ne kadar baskı uygularsa uygulasın, ne kadar şiddet uygularsa uygulasın biz demokratik, özgür Türkiye’yi kurmakta kararlıyız."

Türkiye’nin darbe dönemlerini aştığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "O darbe edebiyatıyla da artık milleti kandıramazlar. Ne darbesi? Hangi darbeden bahsediyorsunuz siz? Hangi çağda yaşıyoruz biz? Türkiye’yi 1960’ların, 1970’lerin Türkiye’si mi sanıyorlar? Türkiye darbe dönemlerini aşmıştır. Halkı darbeyle kandırmasınlar, halkın derdi başka. Gitsinler esnafa, çiftçiye sorsunlar bakalım, buradaki fındık üreticisine sorsunlar bakalım, durumu nedir? Besicilere sorsunlar bakalım, durumu nedir? Onların derdi, Başbakan’ın derdi ne" diye konuştu.

-"MISIR’DA HALK İKTİDARA MI GELDİ?"-

Başbakan’ın kendisinden Irak’a ve Ortadoğu’ya gitmesini istediğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"Ben Ortadoğu’ya Sayın Başbakan gitmeden önce de gittim. Sayın Başbakan öyle anlaşılıyor ki bir şeyden çok alınmış. Irak’ta binlerce Müslüman kadına tecavüz edilirken sen Amerikan askerlerine başarılar diledin mi, dilemedin mi? Ben bu soruyu sordum. Niye buna yanıt vermiyorsun sen? Sen madem ki Ortadoğu halklarını kucaklıyorsun, madem ki Ortadoğu halkları şöyledir, böyledir, diyorsun.
Ortadoğu halklarının demokrasi ve özgürlük bağlamında yanındayız. Mısır’da devrim oldu deniliyor. Mısır’da ne oldu? Halk iktidara mı geldi? Gelen kim? Mısır ordusu. Sen ordunun iktidara el koymasına devrim mi diyorsun? Sayın Başbakan’ın özlemine bakın. Biz halkın yanındayız, Ortadoğu halklarının da yanındayız. Özgürlüğü, bağımsızlığı, demokrasiyi savunuyoruz. Ortadoğu’da da savunuyoruz, Uzakdoğu’da da savunuyoruz. Türkiye’nin, dünyanın her yerinde savunuyoruz. Bizim felsefemiz bu. Siz kalkacaksınız o ayıplarınızı örtmek için başka şeyler söyleyeceksiniz. Sorum çok net ve açık; Irak’ta binlerce Müslüman kadına tecavüz edilirken, sen de Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanı iken Amerikan askerlerine başarılar diledin mi, dilemedin mi? Bu kadar basit. Fransızca sormuyorum, İngilizce sormuyorum, Almanca sormuyorum. Onun anlayacağı dilden, yurttaşımın anlayacağı dilden soru soruyorum. Bana bunun yanıtını versin."

Barış Gündoğan / AA

2