Kılıçdaroğlu: Bıktık darbe edebiyatından

Kılıçdaroğlu: Bıktık darbe edebiyatından

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "darbe edebiyatından bıktıklarını" belirterek, "Sayın Başbakan, eğer bu ülkede darbe olacaksa o tankın önüne önce Kemal Kılıçdaroğlu, çıkacaktır" dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 8 yıldır "darbe lafı tutturup gittiğini" belirtti.
Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Bıktık darbe edebiyatından. Şunu söyledim: Sayın Başbakan, eğer bu ülkede darbe olacaksa o tankın önüne önce Kemal Kılıçdaroğlu, çıkacaktır. Ne korkuyorsun? Ne darbesi? Hangi çağda yaşıyoruz da ’darbe geldi’ diyorsun. Milletin gündemini çalmak istiyor. Sen darbeden söz edeceğine çık milletin önüne ben işsizliği şöyle yeneceğim, yoksulluğu şöyle bitireceğim de. Bunları söylemiyorsun. Siz hiç Başbakanın ağzından ’işsizliği şöyle azaltacağız’ diye bir söz duydunuz mu? Duyamazsınız. Onun derdi o değil. Efendim darbe olacakmış... Ne darbesi, nereden çıktı bu işler? Milleti korkutuyorlar. O açıdan her yerde rahatlıkla söyleyebilirsiniz. Biz demokrasiden yanayız.

Bir de kalkmış rahmetli Menderes’i sömürmeye kalkıyor. Sen kim, rahmetli Menderes kim? Sen daha Menderes’in vasiyetini bile okumamışsın. Çocuklarına vasiyetini bir oku bakalım. Darbeymiş, şuymuş, buymuş diye milleti korkutuyorlar. Yok öyle bir şey. Biz demokrasi istiyoruz. Halkımıza güveniyoruz. Halkımızın iradesine de güveniyoruz. Bize oy veren, vermeyen bütün milletimize saygı duyuyoruz. Kim darbe yapacakmış? Sayın Başbakan, halkın gündemini çalmak istiyor. Tipik örneği Kars’taki heykel. Sanki milletin derdi yok, Kars’taki heykele kilitlendi. Yıkılsın mı, yıkılmasın mı? Ucube mi, değil mi? Ya bu milletin derdi işsizlik kardeşim."

Başbakanın "yıkacağım" diye tutturduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, "Kendisini arabadan kurtaran balyozla gitsin Kars’a yıksın heykeli" dedi.
Başbakanın heykeli yıkması durumunda tarihe geçeceğini belirten Kılıçdaroğlu, "Heykel yıkan Başbakan olarak da tarihe geçsin. Ne olacak? Hep yolsuzlukla tarihe geçecek değil ya, baskı rejimi kurmak, yargıyı ele geçirmek için çabasıyla tarihe geçecek değil ya, bir de heykel yıkan Başbakan olarak tarihe geçer" diye konuştu.

AKP DERİN DEVLETİN PARÇASI

Kemal Kılıçdaroğlu, "bir kalem efendisi" diye nitelendirdiği Gazeteci-Yazar Abdi İpekçi’nin ölümünün üzerinden 30 yıl geçtiğini, ancak cinayetinin arkasındaki güçlerin hala aydınlatılamadığını söyledi.

Bu ve benzeri cinayetlerin aydınlatılması için CHP olarak çaba harcadıklarını, ancak AK Parti’nin aynı çabayı göstermediğini ileri süren Kılıçdaroğlu, "halkın iktidarında aydınlatılmamış faili meçhul cinayet bırakmayacaklarını" söyledi.

Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:
"Yurttaşlarımın şunu çok iyi bilmesini isterim; AKP, artık derin devletin bir parçasıdır. Kendi egemenliğini devlette hissettiren bir partidir. O konuma gelmiştir. Her alanı kendi egemenliği altına almak istemektedir. Onun için faili meçhullerin aydınlatılmasını istememektedir, üzerine kararlılıkla gidememektedir, onun için Hizbullah sanıklarını yakalayamamaktadır, yakalamamaktadır. Artık o derin devletin bir parçasıdır."

-"AMAÇLARI GİRESUN’DA MİLLETVEKİLİ SAYISINI BİRE İNDİRMEK"-

Hafta sonunda Ordu ve Giresun illerini ziyaret etiğini, bu kentlerde vatandaşlara ve sivil toplum kuruluşlarıyla biraraya geldiğini anlatan Kılıçdaroğlu, iki kentin ortak idealleri olduğunu söyledi.

Ordu ve Giresun’un ortak bir havaalanı ihtiyacı olduğunu, bunu bir an önce hayata geçirilmesini beklediklerini aktaran Kılıçdaroğlu, fındık üretimiyle iki kentin ekonomik açıdan da kader birliği yaptığını ifade etti.

Fındık üreticisinin büyük sıkıntı içinde olduğu iki kentte fabrikaların kapandığını, işsizliğin giderek arttığını anlatan Kılıçdaroğlu, CHP iktidarında bu sorunların çözüleceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Biz AKP’nin yaptığı söz verip sözünde durmayan bir parti olmayacağız. Ne söylediysek ölçüp, tartarak ne söylediysek yerinde ve zamanında söylemeye özen gösteriyoruz" dedi.

Kılıçdaroğlu, Fiskobirlik’i’de ziyaret ettiklerini, birliği halkın iktidarında yeniden çiftçinin kara gün dostu yapacaklarını, fındık borsası aracılığıyla fındık fiyatının yerli üretici tarafından belirlenmesine olanak sağlayacaklarını anlattı.

Ordu ve Giresun’un giderek artan sorunlar nedeniyle göç veren iller arasına girdiğini, özellikle Giresun’da işsizliğin hızla arttığını bildiren Kılıçdaroğlu, bu kentlerde yaşayan vatandaşlara "Yarın Başbakan sizin ilinize de gelecek. Belki bazı arkadaşlarınız gidip alkışlayacaklar, onlara sözüm şu: Sizi göç etmek zorunda bırakan, milletvekili sayınızı düşüren, fabrikalarınızı kapatan bir siyasal iktidara destek veriyorsanız, destek verin, çünkü onların amacı Giresun’da milletvekili sayısını bire indirmek. Bu ekonomik politika, bunu getiriyor. Ordu ve Giresun’un gerçekten ayağa kalkmasını istiyorsanız, AKP, o bölgeden çekilmeli" diye seslendi.

Kılıçdaroğlu, Ordu ve Giresun’un başarılı yerel yönetimlere örnek teşkil ettiğini ve Ordu belediye başkanı Seyit Torun’un da CHP’ye katıldığını ifade ederek, herkesi CHP çatısı altında güç birliği yapmaya çağırdı.

Kemal Kılıçdaroğlu, 2004 yılında don nedeniyle fındıkta hasar yaşandığını, bu hasar nedeniyle oluşan zararın yüzde 44’ünün ödendiğini, ancak AK Parti iktidarının 2009 yılında yaptığı yasal düzenleme ile kalan yüzde 56’lık payı ortadan kaldırdığını ileri sürdü.

Fındık üreticilerinden hakları olan bir parayı yasal düzenlemeyle ellerinden alan siyasal iktidara destek vermemelerini isteyen Kılıçdaroğlu, "Bunlar bereketsizdir, bereketsizliğini de sizler gördünüz" dedi.

Ordu’nun limanı olmayan tek sahil kenti olduğunu da belirten Kılıçdaroğlu, "Halkın iktidarında Ordu’da liman olacak, o limana gelen ilk geminin adı da Ordu olacak" diye konuştu.

-"ÖFKENE HAKİM OLAMIYORSAN SİYASETİ BIRAK"-

Ordu’nun Ünye ilçesinde halka hitap ederken konuşma yaptığı meydandaki AK Parti İlçe Teşkilatı binasından kendisini izleyenlere de selam gönderdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, kendilerinin iyi niyetle davrandığını ve kimseyle kavga etmek istemediklerini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"Kavga etmeyeceğiz, iyi niyetle, güler yüzle, demokrasi içinde vatandaştan oy isteyeceğiz. Biz bu kadar iyi niyetliyiz. Ama bir baktım biz oradayken Sayın Başbakan da Burdur ve Denizli’ye gitmiş, esmiş gürlemiş. Neler varsa ağzından kontrolsüz bir şekilde çıkıyor. Anlamak mümkün değil. Biz iyi niyetliyiz; o esip gürlüyor. Esip gürlese bir şey olsa ’eyvallah’ diyeceğiz. Esiyor, yaprak kımıldamıyor. Gürlüyor, bir damla bile yere düşmüyor. Ne esip gürlüyorsun kardeşim? Adam gibi otur, konuş. Eleştireceksen adam gibi eleştir. Ne bağırıp çağırıyorsun? Bağırıp çağırmaktan ne elde ediyorsun. Bağırıp çağırıyor da doğruyu söylese ’eyvallah’ diyeceğiz. ’Ben de insanım’, ’Ben de öfkeme hakim olamıyorum’ diyor. Hakim olamıyorsan siyaseti bırak. Kimse sana zorla siyaset yaptırmıyor. Siyasetçinin görevi sakin olmak, eleştiriyi sabırla dinlemek, söylediği lafın itibarlı olmasını sağlamaktır."

-"BİR BAŞBAKANA YAKIŞIR MI?"-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın "Denizli ziyaretinde bir vatandaşın CHP’nin hesaplarıyla ilgili kendisine sorduğu soruya yanıt vermediği" şeklindeki sözlerine de tepki gösteren Kılıçdaroğlu, "Yani meşhur bir laf var ya ’atma Recep din kardeşiyiz’ diye aynen öyle" dedi.

Sorunun sorulduğu salonda vatandaşlar, basın mensupları ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin bulunduğunu, soruyu soran kişinin de bir AK Parti’li olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, soruyu sonuna kadar dinleyerek ayrıntılı bir şekilde yanıt verdiğini anlattı.

Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Çıkıyorsun kürsüye, önünde toplanmış millet, onlara doğruyu söylemiyorsun. Bir Başbakana yakışır mı? Sana yakışır mı? Oturuyorsun bir de namaz kılıyorsun, camide miting yapıyorsun kalkıyorsun millete yalan söylüyorsun. Ben o sorunun yanıtını herkesin huzurunda verdim. Ama benim merak ettiğim bir şey var. Adalet ve Kalkınma Partisinin de hesapları incelendi Anayasa Mahkemesi tarafından. Onlarda da bazı giderler kabul edilmedi bizim gibi. Örneğin bir yıla ait 11 milyar 526 milyon lira kabul edilmedi. Başka bir yıla ait 47 milyar 809 milyon lira kabul edilmedi. Biz hiçbir zaman çıkıp ’neden bu giderler kabul edilmedi sen de hortumcusun’ demedik. Neden? Biz de gider yapmışız, o da gider yapmış, ama Anayasa Mahkemesi bazı giderleri ’kabul etmiyorum’ diyor, saygı duyuyoruz. Burada çalınan bir para yok. Ama bizlerle onlar arasında bir fark var. Bizde hiçbir zaman parti yöneticilerinin parfümleri, kişisel bakım ürünleri partinin hesabından ödenmez. Yok öyle bir şey. Kendi cebinden alırsın, bakarsın kendine. Şimdi Başbakana soruyorum: Senin şu parfüm merakın nereden geliyor? Senin şu kişisel bakım ürünlerin nedir? Bir çık anlat bakalım. Sen bunları niye tutuyorsun da Adalet ve Kalkınma Partisine fatura ediyorsun? Çık millete bir anlat bakalım. Biz konuşmak istemiyoruz, ama zorla diyorlar ki ’bizim bu kirli yüzümüzü de millete gösterin’. Senin yüzünü göstereceğim, maskeni indireceğim."