KEYİFLİ TATİL İYİ Mİ, KÖTÜ MÜ?
19 Şubat 2011

Çok üzgünüz doğrusu, bir sömestir tatili daha bitti. Öyle keyifli geçti ki bu tatil. Kısa bir kayak tatili, ardından bir hafta full aktiviteli günler, geceler... Ne Pinokyo Müzikali kaldı gidilmedik ne Mickey’nin Müzikali! Ne Body Worlds kaldı ne Frida Kahlo-Diego Rivera sergisi... Pera’dan Haliç’e, Bağdat Caddesi’nden İstinye’ye, İstanbul kazan biz kepçe gezip tozduk! Gece geç saatlere kadar film seyrettik, gençlik dizilerini, konserleri izledik! Bu kadar çok gezip eğlenirken dersleri de unutmadık. Her sabah veya akşam, bir saat de olsa derslere yoğunlaştık. Ve itiraf edeyim, ancak bitirdik! Derslerin dışında da hiçbir şey yapmadık! Yapamadık da. Bu yıl sömestirde, adı üzerinde, tam anlamıyla tatil yaptık! Zaten uzmanlar da öyle diyor: Bırakın, çocuklar tatil yapsın!
Uzmanlara göre, tatilin ilk amacı dinlenmek olmalı. Tatili akademik hayatın devamı niteliğinde ve yoğunluğunda geçirmek, çocuğun yeni döneme hazır başlamasını güçleştirir. Sadece karne ve notlara göre tatili planlamak, çocuğun okul sürecinde gösterdiği çabayı hiçe saymak demektir. Bu nedenle karnede gelen notlara göre değil, çocuğun okul sürecinde sergilemekte zorlandığı becerilere göre bir plan yapılmalı. Bakalım, uzmanların önerileri ve bizim yaşadığımız bu büyük keyif nasıl sonuç verecek? Bakalım, ikinci yarı yıla nasıl başlayacağız ve devam ettireceğiz?.. Umudum, tatilin verdiği keyifle dört elle derslerine sarılan çocuklar... Herkese başarılı ikinci yarıyıl diliyorum.

Bu yazı 12 Şubat 2011 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır