Kendi kozanda tatil yap

Deniz, kum, güneş... 'Tatil' deyince aklımıza gelen bunlar. Oysa artık bambaşka bir tatil modası çıktı ortaya: Retreat tatil. Bir tür 'kozaya çekilme'...

Kendi kozanda tatil yap

RÖPORTAJ: NİLÜFER KAS

[email protected]

Böylece yenilenme, stresten arınma, daha anlamlı vakit geçirme, şifa bulma, dış etkenlere kapanarak kendiyle kalma, huzuru ve barışı sağlama mümkün hale geliyor.

Tatilciler dış dünya ile irtibatı kesiyor, içe dönüyor. Meditasyon ve Kişisel Gelişim Uzmanı Ezgi Sorman, Türkiye’de uygulamaya başladığı yeni tatil trendini anlattı.

Yolunuz Hint asıllı doktor ve şifacı Deepak Chopra ile nasıl kesişti?

17 yaşımda dil öğrenmek için İngiltere’ye gittim. Sonra New York’ta finans okudum. Çok iyi derecelerle mezun oldum. Aynı kentte bankacılık yapmaya başladım. Kitapları tüm dünyada bestseller olan Deepak Chopra kendine bir ‘portföy menajeri’ arıyormuş. Buluştuk. İlk görüşmede “Bankacılık hayatının amacı mıdır?” diye sordu. 30 yaşımdaydım ve o güne kadar bunu hiç düşünmemiştim. Materyalist bir dünyada yaşıyordum. Paraya ‘para’ demiyordum. Kariyerimin en üst noktasındaydım. Ama o soru ile kendimi sorgulamaya başladım.

Sonra ne oldu?

“Başarılı olmak istiyorsan parayla ilgili bir şeyler yapmalısın” diye yetiştiriliyor insanlar. Biraz düşündüm, Chopra’ya “Hayatımın amacı bu değil” cevabını verdim. O da “Eminim yollarımız yine kesişecek” dedi. İstifa ettim, Karayipler’e taşındım, bir restoran açtım. Üç ay sonra aslında değişen bir şey olmadığını gördüm. New York kafasıyla gitmiştim Karayipler’e... Herkes adanın keyfini çıkarırken ben restorancılıkta da deliler gibi koşturuyordum. Sakinleşmek için Deepak’ın bana verdiği meditasyon CD’sini taktım, kumsalda meditasyon yapmaya başladım. Çok iyi geldi. Beni sakinleştirdi ve hayatı daha net görmeye başladım.

 Karayipler maceranız ne kadar sürdü?

Fark ettim ki gelenler iki-üç haftalık tatil de yapsalar dinlenemeden işe dönüyorlardı. Çünkü kafaları yine işle meşguldü. Hepimizin eğlenmeye ihtiyacı var ama ruhumuzun gerçeğine inerek dinlenmeye daha çok ihtiyaç duyuyoruz. Bir yıl sonra New York’a döndüm. Ama yeniden bankacı olmak istemiyordum. Parkta ne yapmam gerektiğini düşünerek yürürken Dr. Deepak Chopra ile karşılaştım. Durumumu anlatınca “Sabahları ne için uyanıyorsun?” diye sordu. Sadece meditasyon için uyanıyordum. O zaman bana “Ne yapacağını biliyorsun işte. İnsanlarla hikayeni paylaşacak, meditasyon öğreteceksin. Nasıl olacağını sorma, çünkü bu senin sorunun değil. Sen iste, nasıl olacağını, detayları evren sana gösterecek” dedi.

“Kelebeğe dönüşen tırtıla benziyoruz”

Aradan kaç yıl geçti? Bugün ne yapıyorsunuz?

7 yıl geçti. 4 bini aşkın kişiye ulaştım. Onlarla çok şey paylaştım. 12 şehirde 100’den fazla seminer verdim, work shop’lar, özel seanslar yaptım. Öğrencilerim o seansların uzamasını isteyince birkaçıyla Kaz Dağları’na, Büyükada’ya iki günlüğüne gitmeye başladım. İnsanların neye ihtiyacı olduğunu artık öğrenmiştim.

Bu yüzden mi alternatif tatil arayışı içine girdiniz?

Çalışanların neye ihtiyacı olduğunu biliyorum. İnsanların tatilden beklentisi değişti. Artık klasik tatil anlayışı yerine, daha anlamlı vakit geçirme ve şifalanma peşindeler. Daha fazla doğayla iç içe olmak istiyorlar. Çünkü insanın bilinci ve farkındalığı arttı.

Nasıl bir alternatif bu?

Özel alan, sessizliğe ve huzura ayrılan zaman, öze yaklaşmak üzere içe çekilme, daha enerjik ve net olabilmek için kabuğuna girme anlamına gelen “retreat” kavramı yeni bir tatil anlayışı. Batı ve Amerika bunu yıllardır uyguluyor. ‘Retreat’ adı verilen bu geziler sayesinde dünyada birçok insan, ait olduğu düzene döndüğünde kendini zinde ve yenilenmiş hissediyor. Tırtıl nasıl kendi kozasını örüp içinde yeterli zamanı geçirmeden kelebeğe dönüşemiyorsa, insan da kendi içine dönmeden dönüşüp, dinlenip, gerçek huzuru ve keyfi yakalayamaz.

Bu gerçeğin farkına kimler varıyor?

Özellikle bankacılar, avukatlar... Daha anlamlı bir hayat yaşamak istiyorlar. Gelişimlerine sadık davranırlarsa aradıkları soruların yanıtını buluyorlar. Bunu bulmak çok ulvi bir şey değil. İnsanlar bunu çok abartıyor. Aslında su içmek kadar basittir.

İLETİŞİM YASAĞI

Dünya ile iletişimi kesiyorsunuz. Bunu insanlar nasıl kabulleniyor?

Kişinin kendisiyle iletişimi arttıkça dış dünya ile olan iletişimi azalıyor. Zihinsel vıdı vıdı çoksa iç huzur yoktur. Meditasyonla kafanın içindeki konuşmaları azaltıyoruz.

Neler yapılıyor ‘retreat tatil’de?

Gidilen yere ve programın temasına göre birçok aktivite oluyor. Dağlarda yapılan kamp gezisinde nehirde yüzüyor, tamamen doğal gıdalar alıyor, pilates ve yoga ile huzur arıyoruz. Önemli olan tatilde katılımcıların içe kapanarak yenilenmesi. Bu yüzden bazı kurallara uymak gerek. Zorunlu haller dışında dışarıdan kimseyle iletişim kurulmuyor.

Üç günde insan kabuğuna çekilebiliyor mu?

Gün sayısı değil, ne olduğu önemli. İnsanlar kendilerine güvende hissetmiyor. Ne zaman işini kaybedecek, ne zaman başımıza atom bombası yağacak, ne zaman ve kim tarafından ihanete uğrayacak... Kozalağının içine girmesi zihinsel olarak ‘güven’ mesajı veriyor. Güven duygusunu aldığımız anda kendi gerçeğimize dönüyoruz.

Ne aradığını bilmeyenlere öneriniz var mı?

Kendilerine şu üç soruyu sorsunlar: 1- Yaptığım işten memnun muyum? 2- Hayat bana ne kadar akıyor? Çünkü hayatta zorlanıyorsanız, bir şeyleri yanlış yapıyorsunuz demektir, yönünüzü değiştirmeniz gerekiyor. 3- İstediğim sonuçları elde edebiliyor muyum? İstediğinizi alıyorsanız doğru yoldasınız, almıyorsanız yeni bir yola ihtiyacınız var demektir. Bilgi almak isteyenler www.ezgisorman.com veya www.bodyandmindeventsturkey.com internet adreslerine girebilir.

Retreat tatilin maliyeti ne?

Seçilen yere göre değişir. Bodrum’da kalınan yer 5 yıldızlı bir mekan. Üç günlük tatilin maliyeti yaklaşık 750 TL. Kaz Dağları daha uygun. Gerçek tatilin ne olduğunu öğrensinler diye ücretleri düşük tutuyoruz. En fazla 20 kişilik organizasyonlar yapıyoruz.

Türklerde mahalle baskısı

İş dünyasının yorgun savaşçıları, deniz-güneş-kum üçlemesi olmadan bu tatilden tatmin oluyor mu?

Çok daha güzel tatmin duygusu yaşıyorlar. Hem zaten organizasyonu Bodrum’da yaptığımız deniz-kum-güneş oluyor. Buna ilave olarak, meditasyon, sohbet, yürüyüş, doğal yiyeceklerle beslenme de var. Alkol ve sigara serbest ama zaten kimse içmek istemiyor.

Retreat tatilcilerini neler bekliyor?

Bazen dağlarda yolculuk, bazen sahillerde konaklama, bazen deniz aşırı seyahatler yapıyoruz. Bu tatiller, zihninizi zorlayabilir ya da duygularınızı sarsabilir ama sizi her zaman içinizdeki gerçeğe yaklaştırır. Samimiyet, sıcaklık, dürüstlük ve güvenin yarattığı enerjilerle kişi dinlendiğini, yenilendiğini, canlandığını hisseder.

Türk insanının enerjisi nasıl?

Türk insanı çok açık ama grup psikoloji çok yüksek. Mahalle baskısını çok ciddiye alıyor. ‘Ne derler’ onlar için çok önemli. Onlara başkaları için değil, kendileri için yaşamalarını öğretmeye çalışıyorum.

(02.04.2011 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)

5