'Kendi fikirlerin uğruna ölmelisin Yanal!'
11 Ağustos 2013

“Daha da ötesi bir gün nasıl olsa düşeceksiniz ve bana göre kendi fikirleriniz uğruna ölmeniz çok daha iyidir” diyordu ya Hollandalı efsane Johan Cruyff, Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal, bu cümleyi mutlaka ama mutlaka oturduğu odanın duvarına yazdırmalı hatta her an aklına gelmesi için saatine ya da cep telefonunun ‘hatırlatmalar’ bölümüne yazıp sabah kalktığında kaderini belirlemesi için çok önemli bir fırsat sunan yol haritasına gözünü dikip güne başlamalı! Özellikle kaybedilen bir kupa maçının ardından önünde ‘kocaman’ bir sezon varken, kum saati devrildiği andan yani bu dakikadan itibaren daha sonra dönüp pişman olmamak adına!

İktidar beste yapsın!

Ersun Yanal için müthiş bir tecrübe olan Fenerbahçe ile Galatasaray’ın  375. derbi randevusunda adres Kayseri Kadir Has Stadı ve hedef TFF Süper Kupa’ydı. Bu maçın ilkleri arasında belki de tribün dışındaki en önemli ‘gelişme’ stada girerken yapılan alkol kontrolüydü. “Tribünde siyaset istemiyoruz” söylemi altında kendi ideolojisini pompalayan iktidara, yandaş taraftar grupların attığı destek de gözden kaçmadı. Demir Lady Thatcher’ın iki büyük facianın ardından İngiliz tribününde hayata geçirmeye çalıştığı uygulamalara sığınan iktidarın işine geldiğinde sporu siyasete alet etme mahirliğinin altı mutlaka ama mutlaka kırmızı çizgilerle çizilmelidir.

Neler gördü bu tribünler neler!

Gezi Parkı protestolarında aldıkları tavırla durdukları zaviyeyi gösteren ve iktidarın eleştirilmesine tahammülleri olmadıklarını gösteren gruplar Polis Evi’nde buluşup, “Stadlarda siyaset istemiyoruz” fikrine şu güzide cümlelerle katkıda bulundular:  “Kardeşi birbirine düşüren, tribünlerden başka türlü bağırtanlar ve baskılar var”  Bu memlekette tribünler 90’lı yıllarda milliyetçiliğin av sahası haline gelirken, “Adam gibi adam Recep Tayip Erdoğan” pankartı asılırken, Başbakan’ı evinde ziyaret ederken hiç siyasete bulaşmayan tribünler ve tribün grupları Gezi Parkı protestolarına destek verince her ne hikmetse ‘aşırı siyasi’ bulunup huzur bozan ‘anarşist’ ilan edildi.  

Savunmanın kafası karışık

7. Süper Kupa mücadelesinde maça başlayan takım Fenerbahçe’ydi ve Kadlec yerine Hasan Ali tercihi Fenerbahçe defansının kurgusunu tamamen değişmesine neden oluyor ve birbirine alışık olmayan dörtlünün acemilik çekmesine neden oluyordu.  Kaleci Volkan Demirel’in de cezalı olması defansta en önemli sorumluluğu Bruno Alves’e yüklüyordu ki  birçok kez ters kademeye girip önemli atakları kesen Bruno Alves defansı sigortasıydı. Mehmet Topal birçok kez uyumsuz dörtlünün arasına girip müdahale etmek zorunda kaldı.

Mert’in sorumluluğu arttı

Galatasaray’ın atakları çoğaldıkça Fenerbahçe defansının acemiliği ve şaşkınlığı iyice suyüzüne çıkıyordu. Mehmet Topuz’un sağ bekteki yetersizliği, birbirini tanımayan üçlünün eksik performansına eklenince kaleci Mert Günok’un sorumluluğu da  kat be kat artıyordu. Orta sahada Emre Belözoğlu, Selçuk İnan’a sürekli baskı yapıp rahat top dağıtmasını önlemeye çalıştı. Felipe Melo’nun öne çıkıp attığı şutlar Fenerbahçe kalesinde sıkıntı yarattı. Galatasaraylı futbolcular kaleyi görür görmez  uzaktan attıkları şutlarla kaleyi yoklarken Mert Günok iki yüzde yüzlük golü kurtardı.

Değişken üçlü dengeyi bozdu

Fenerbahçe, Galatasaray’a önde basıp hataya zorladı ve rakibini şaşırttı. Zaman zaman baskı yiyen Galatasaraylı oyuncular topu çıkartmakta zorlanırken, Emre Belözoğlu ve Christian Baroni’nin çıkışları Ersun Yanal’ın “hücum felsefesi”ni zamanla takıma yerleştireceğinin en net göstergesiydi. Dirk Kuyt, Moussa Sow ile Pierre Webo’nun maçın her anında  yer değiştirerek oynamaları sarı kırmızılı defans oyuncularının dengesini bozdu.  İlk yarının son beş dakikasında Fenerbahçe hücumu il savunması arasındaki mesafe çok açıldı ve defanstaki hatalar Galatasaray’ın daha çok pozisyona girmesini sağladı.

İkinci yarı orta saha çöktü

İkinci yarının başında tablo değişmedi. Galatasaray Mehmet Topuz’un kanadından yüklenmeye devam etti. Sarı lacivertliler Galatasaray’a çıkarken baskı yapıp kaptıkları toplarla en hızlı şekilde pozisyon üretmeye dayalı Ersun Yanal stilini sahaya yansıtmaya çalıştı. Wesley Sneider’in füzesini çıkaran Mert Günok kendinden emin bir görüntü çizerken ikinci yarının ilk 10 dakikasının hakimi Galatasaray’dı. Bunun sebebi Fenerbahçe’nin düşen orta sahası Hamit Altıntop ile Selçuk İnan’ın oyuna ağırlığını koymasıydı.

Defansın sigortası çabuk patladı

Ersun Yanal bu çöküşe çare olarak Alper Potuk’u  sahaya sürdü. Christian Baroni’yi kenara alıp orta sahada mücadele gücü daha yüksek ismi oyuna sokarak Selçuk İnan’ı kilitlemeyi amaçladı. Savunmayı toparlamak adına birçok kritik müdahalede bulunan ve yorulan, arkadaşlarını sinirli bir şekilde uyaran Bruno Alves, çizgiye yakın bir yerde gereksiz faulde sarı kart aldıktan sonra ikinci müdahalede kırmızı kartla takımını 10 kişi bıraktı. Defansın sigortası tanımlamamız da ne yazık ki 63. dakikada patladı.

Gol geliyorum diye bağırdı

Eksik Fenerbahçe kendini toplamaya çalışırken Galatasaray art arda bulduğu pozisyonları cömertçe harcadı. Fenerbahçe’nin 15 dakika içinde kendine gelememesi gelecek golün habercisiydi. Galatasaray Umut Bulut ve Erman Kılıç’ı sahaya sürerken Ersun Yanal Pierre Webo yerine Michal Kadlec’i oyuna soktu. Bülent Yıldırım’ın icat ettiği faulün ardından gelen serbest vuruş az kalsın Galatasaray’ın ilk golü olarak tabeladaki yerini alacaktı. Kadlec girer girmez iki gollük pozisyonu savuşturdu.

Kupayı kaybetti Mert’i kazandı!

90 dakika golsüz tamamlanırken uzatmalarda Fenerbahçe’nin hedefi tartışmasız maçı penaltılara götürmekti. Galatasaray ise golü atıp kupayı iş fazla uzamadan müzeye götürme çabasındaydı. Mert Günok kalesinde devleşip, Galatasaraylı oyunculara geçit vermedi derken baskıyı artıran Galatasaray, Drogba’nın golüyle kupaya uzandı. İlk yarı iyi bir oyunun ardından 2. yarıda çöken orta saha ile birlikte bütün hakimiyeti rakibine bırakan Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal’ın bu maçtan çıkaracağı dersler var. Karşısında yalnızca rakiplerin olmadığı gerçeğiyle başlayarak aynayı bir an evvel kendine tutmalı. Ya kendi tarzını takımına yansıtacak, ilk yarının 35. dakikasına kadarki ve gol yedikten sonra 10 kişi olmasına rağmen sahayı rakibine dar eden anlayışla sahada yer alacak. Ya da kendisine ait olmayan fikir ve tarzla çıkış arayacak!