Kayserispor'a gecikmiş bir teşekkür mektubu
26 Ekim 2010

Kayseri’nin çığlığını duyan yok

İstanbul oligarşisini oluşturan Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’la yatıp kalkarken yine Anadolu’dan yükselen çığlığa kulaklarımızı kapatıyoruz. Sivasspor’un zorladığını fakat yıkılmaz sanılan şatoyu Bursaspor’un hakkıyla yerle bir ettiğini ne çabuk aklımızdan çıkarıyoruz. Oyun adına hiç de tat vermeyen derbimizin ardından Kayserispor Beşiktaş’ı yenmese bu takıma hak ettiği değeri veren bir yazıya rastlayamayacağımızdan adım gibi eminim.

Temeli atanları unutmayalım!

Evet ben şimdi Beşiktaş galibiyetinden bir kelime bile söz etmeden Kayserispor’un çoktan hak ettiği cümleleri yazmaya çalışacağım. Öncelikle yakalanan başarıda takımı daha önce çalıştıran ve bugünün temellerini atan Ertuğrul Sağlam ve Tolunay Kafkas’a selamlarımı yolluyorum. Bugün Şota Arveladze’yle dokuz maçta altı galibiyet alıp 20 puan toplayarak üçüncülük koltuğuna oturan takımda her ikisinin de emeği olduğunu görmezden gelemeyiz.

Hayatı yapılan tercihler belirler

Kayserispor yönetiminin Tolunay Kafkas’ın ardından her sene kulüpler arasında gidip gelmekten başı dönen kurtarıcı etiketli teknik direktörlerimiz yerine Louis van Gaal ile Dick Advocaat'ın yardımcılığını yapan Şota Arveladze tercihine dikkat çekmek gerek. Aldığı ve alacağı sonuçlar ne olursa olsun böyle bir tercih birçok kulübe teknik direktör seçiminde ışık tutmalıdır.

Onları neden görmüyorsunuz!

Milli takıma fenerle sol bek ararken Kayserispor’un 1989 yılında Almanya’da doğan oyuncusu Hasan Ali Kaldırım’ı görmemek de direnenlere sitem dolu bir gönderme yapmaktır belki de bu mektubunun yazılmasını sağlayan. Ya da Yoseph Yobo’ya övgüler düzerken Kayserispor’un defansının sigortası Serdar Kesimal’dan neredeyse hiç bahsetmememizdir beni yaralayan.

Kayseri’deki Mesut’lara bakalım...

Takımın kaptanı Mehmet Eren Boyraz’dan, Almanya doğumlu 21 yaşındaki virtüöz adayı Ufuk Selim Teber’den söz etmek için Beşiktaş galibiyetini beklememiz nedeniyle bir adım daha ileri gidemiyor Türk futbolu... Çünkü biz sadece Alman formasını giydiği için Mesut Özil’e küfür etmeyi marifet biliyoruz elimizdeki Mesut’ları bahtiyar etmeyi bir an olsun düşünmeden...

Üç büyükler ilk üçte yok

Eğer Türk futbolunun gelişmesi ve ciddi bir rekabet ortamı oluşturmak istiyorsak Kayserispor’a yokmuş gibi davranmaktan bir an önce vazgeçmeliyiz. Bursaspor’un halen ligin lideri olduğunu ve şu an ilk üçte Beşiktaş’ın da Galatasaray’ın da Fenerbahçe’nin de olmadığını fark etmeliyiz.

Kesintisiz devrimin kaderi sizin elinizde

Şampiyonluğun üç büyük takımın tekelinde olmadığını göstermek ve devrimi kesintisiz hale getirmenin kaderi bir bakıma Kayserispor’un elinde. Bursaspor’un açtığı yolda yürümeleri ve ligi son haftasına kadar zorlamaları hem kendileri hem de Türk futbolu adına büyük önem taşıyor. Bu gecikmiş özür mektubunu bitirirken alacakları sonuçlar ne olursa olsun ligimize renk katan Kayserispor’u gönülden kutlayıp serüvenlerini merakla takip edeceğimin sözünü veriyorum...