Katilin cinayet mahalline dönmesi gibi
29 Eylül 2009

Bir süredir ara vermiştim İzdivaç’ı izlemeye. Zaten o da ekranlara ara vermişti. Zuhal Topal ile başlayınca da direndim bir süre. Bu tür kuşak programları oyuncuların (Ben Şükufe -Geniş Aile- hastasıyım) içindeki tevazuu alıp yerine vitrin mankeni koyarlardı. Değişim üzer beni... Neyse. Boşuna beklemişim. Eli yüzü düzgün bir iş yapıyor Zuhal. Oyunculuğunun getirdiği doğaçlama yeteneği de programa artı değer katıyor. Bu iyi...

Meseleye gelelim. Erdoğan isimli damat adayı 66 yaşında. Eşini yitirmiş. Kendi deyişiyle 55 yıl 9 ay 6 gün yaşamış eşi. Ve evlilik yıldönümlerinde ölmüş. Televizyon başında kahkaha atarken yığılıvermiş. Korkunç bir travma... Hayata küsmüş Erdoğan Bey. Deniz, spor, gezi filan derken televizyon izlememiş hiç.

Bir arkadaşının gazıyla ilk izlediği program İzdivaç olmuş. Şimdi ekranın içinde yeni bir eş arıyor kendine. Muhtemelen bulacak. Ve televizyon onun hayatında, hiçbirimizin olmadığı kadar derin çentikler açacak. Televizyonun öldürdüğü aşkını, televizyonda aramak. Katilin suç işlediği olay yerine mutlaka dönmesi gibi; ilginç!

Dizideki Nihal daha doğru...

Aşk-ı Memnu konağının küçük kızı Nihal, her bölümde biraz daha Bihter’in havasına giriyor. Belli ki üvey annesiyle sıkı bir rekabet içinde. Bel altı bluejeanler ve bluzlarda da görüyoruz bu rekabeti artık...Ama mevzu başka. Nihal’i önceki gün bir bisküvi reklamında gördüm.

Köyden gönderilmiş, buğday, tarhana vesaire paketini açıyor ve içinden çıkan kepekli bisküviyle, köyünün hayalini kuruyordu... Babası gaipten, “Aman bağlı olduğun toprakları unutma” deyince, kızımızın gözleri yaşarıyordu.

Bir konaktaki Nihal, bir de köyden okumaya gelmiş genç kız. “Hangisi daha gerçekçi?” dedim içimden. Konağın şımarık kızı ağır bastı... Dizilerin oyuncuları getirdiği yer kolay sarsılmıyor. O yüzden yeni bir karakter için çok uzun ara vermek gerekiyor. Ya da bir reklam için, durum ortada!

Yalnız değilmişiz!

Susma’nın (Kanal D) adı değişti. TV hayatında en sık ekip değiştirenlerden Seda Sayan. En iyisini istemenin bedeli bu. Ama bu kadar çabuk program ismi değiştireceğini kestiremiyordum... Susma ya da Yalnız Değilsiniz. İkisinin de meselesi aynı. Konuşulan manşetler ve yaşamın içinden ilgi çekici haberleri ekrana taşımak. Türkiye’nin en güvenilir markası hâlâ Seda Sayan ismi. Kimi zaman hor kullandı bu markayı Seda. Ama izleyicisi ona hep bir şans daha verdi... Dolayısıyla kendisi de yalnız değil, bilsin istedim. Bir de program canlı olacak ki, en sevindirici yanı bu gelişmenin. Seda da “canlı yayın” ikonlarından. Bant yayın, kumaşının ışığını alıyor. Oysa parlak bir yıldız Seda Sayan. Hayırlı olsun!

Kulaklarımız mahvoldu...

Digitürk 61. kanaldan yayın yapan Baby TV’deki şarkıları Türkçe’leştiren arkadaş. Tamam, melodinin orijinal sözlerinin içine ediyorsun. Peki neden aynı işkenceyi notalarda da yaşatıyorsun?.. O şarkıları dinleyen çocukların ruh sağlığı filan gelişmez. Gelişse de o ruhlardan hayır gelmez. Şarkının orijinal bestesine sadık kalın bari. Bırak şanı solfeji, gram kadar müzik kulağı olmayan adamlara seslendirtmeyin o melodileri. Müzik ruhun gıdası değil, zehri oluyor sayenizde!

Saba bu kez ağladı!

Her Şey Dahil, Show TV’de sunucularından birini değiştirerek başladı yine. Özlem Yıldız eksik bir televizyoncu. Uzun bir süredir ortalıkta yoktu. Çağla Şikel’in boşluğunu doldurabilir mi bilemem; ama aratmayabilir de. Neyse... İlk gün konuğu bizim bayan kahkaha Saba Tümer’di. İlginç bir seçim oldu. Çünkü Saba’yı ilk kez ağlarken gördüm. Bunu Bekir Hazar başardı. Sorduğu damar sorulara kahkahayla yanıt veremedi Saba. Tıkandı kaldı. Bu arada ağlamak da gülmek kadar yakışıyordu kızımıza... Yine de her şey dahil ise hayata, hep gülsün derim ben. Kahkahasıyla yırttı çünkü; kendi deyimiyle “prestijli ama kredi kartını ödeyemeyen kadın olmaktan”...

 Leyleğe devam!

Devlet Bakanımız Sayın Selma Aliye Kavaf, dizilerdeki sevişme sahnelerinin şifrelenmesini istemiş. Buna göre mesela, Behlül duştan çıkıp Bihter’e yanaşınca hop şifre konulacak yayına. Parasını ödeyen şifreyi açarak kesintisiz devam edecek izlemeye. Ya da ona benzer bir şey... Eskiden “konusuz” diye bilinen porno filmler olurdu. Sıradan filmler oynatan sinemalarda araya “parça” adıyla konulurdu. Maalesef toplumun önemli bir bölümü hastalıklı cinselliği buradan ediniyordu. Neyse... Belli ki bu sansürleme işine fazla direnemeyecek ekranlar. Ve biz leylekli dönemlere döneceğiz. Sansür şifresinde ebeveynlerimizin leylek olduğunu sanarak... Ah, bu arada yaşadığımız yılı hatırlatalım; 2009. Yaşatılmak istenene de siz karar verin!