Yeni Yazısı > Karagül yerinde kaldı! - 19.06.2014

Karagül yerinde kaldı!
19 Haziran 2014

“Karagül” 40 bölüm yayınlanma garantisiyle mevcut kanalı FOX’ta kaldı. Bunun anlamı şu. Gelecek yıl cuma geceleri yine FOX’un elinde olacak... Oradan aldığı reytingle de kanal en azından Acun Ilıcalı rüzgarıyla birlikte esinti yaratan tv8’in altına düşmeyecek... Ancak bir kanalı kurtarabilmek için tek dizi ile kafa göstermek yeterli mi; ondan çok da emin değilim... Gelecek yıl her kanalın şapkasını önüne koyup aslarını parlattığı ve yeni aslar peşinde koştuğu bir yıl olmak zorunda. Yoksa genişleyen rekabet bir kara deliğe dönüşüp önüne geleni yutacak... O yüzden sezon finali yapmak yerine, maça devam demek bana göre en akıllı taktiktir. Şu sıralarda Kanal D ekranında olduğu gibi!

[[HAFTAYA]]

Ne kupaymış ama...

Önceki gece “Küçük Ağa” (Kanal D), “Survivor” (Star TV) ve Brezilya-Meksika Dünya Kupası maçı (TRT 1) üçlemesinin arasında kalan ne kadar program varsa deyim yerindeyse “vay haline” psikolojisi yaşadı... Olan son zamanlarda reytingini bir hayli yükselten “Kaçak” (atv) dizisinin sezon finaline oldu. Üç ayak arasında kalan dizi deyim yerindeyse bir hayli cılız bir veda ile izleyicisine “önümüzdeki sezon görüşürüz” dedi... Diziden akılda kalan Haluk Bilginer’in Robinson Crusoe’yi hatırlatan saç sakal dağınık hali oldu. Haluk Bilginer’in seneye bir berberin koltuğundan kalkarak diziye sağlam bir giriş yapacağını anladık. Neyse... Diyeceğim o ki, Dünya Kupası maçları dört yılda bir gelen ve reyting dengelerini altüst eden bir kasırgaya dönüştü... Bu yıl Brezilya’da yapıldığı için saat farkı dolayısıyla prime time diliminin tam da göbeğine denk gelen maçlar “Survivor” hariç hemen tüm programları savurdu... Allah beterinden saklasın diyelim!

Yol yakınken isim değişemez mi?

Kanal D ekranında yaz ayları boyunca yayınlanacak olan “Alabora” isimli bir nevi “Deniz Survivoru” modeli yarışma için kanal kendi parlatacağı bir sunucunun peşine düşmüştü... Çeşitli denemelerden sonra “Alabora”yı sunma işini genç oyuncu Anıl İlter üstlendi. “Kızılelma” dizisinde çıkardığı performans ve sosyal paylaşım sitelerinde yayınladığı fenomen videolarıyla tanınan Anıl İlter iyi bir seçim olarak zihnime kazındı... Geçtiğimiz günlerde kendini talihsiz bir polemiğin içinde bulan genç oyuncunun “Alabora”yla hem ruhunu dinlendireceğini hem de seyirciyi coşturacağını düşünüyorum... Tek itirazım yarışmanın ismine. İlk bakışta algıda ciddi bir olumsuzluk yaratıyor. İnsan “bu isimle tutmaz, alabora olur” diye de içinden geçirebiliyor... Henüz yayına girmemişken bir isim rötuşu fena olmaz diye düşünüyorum, bilmem siz ne dersiniz?

Aldatma ve kıskandırma parkurları!

“Güneşi Beklerken” (Kanal D) dizisinde Zeynep, Kerem’i yatakta kız kardeşi Melis ile yakaladı ve ardından malum ayrılık fasıllarından biri daha yaşandı. Bu arada Zeynep, Kerem’i kıskandırmak için Bora’yı devreye soktu ve malum “kıskandırma” etaplarından biri daha tamamlanmış oldu... “Bugünün Saraylısı” (atv) dizisinde Ayşen, Savaş’ı başka bir kadınla yatakta görünce o da daha önce olduğu üzere “güle güle şekerim” moduna girdi. Ardından da Fatih olarak bilinen elemanla “Bebek’te üç beş tur atarım” nispetini yaptı. Şimdi tabii bu arkadaşlar bir dönemin o ünlü şarkısında olduğu gibi “Ne seninle ne sensiz” kafasında takılıp gidiyorlar... Hayır, kıskanacaksan neden aldatıyorsun, aldatacaksan neden kıskanıyorsun; onu çözebilmiş değilim. Var mı itirazı ya da yanıtı olan?

Beni Kuzey Güney ile affet!

Köşemizin nöbetçi gözlerinden Cüneyt Tan not düşmüş; “‘Beni Affet’ (Star TV) dizisinde Sevgi ve kızı Kader, evin babası Şahin’in diğer eşi Şebnem ve kız kardeşinin evine yemeğe davet edildi... Bu tuhaf ilişkiyi anlamak için çabalarken bir de ne göreyim; evin bir dolu hizmetçisi olmasına rağmen Sevgi Hanım servisi üstlenmeye çalıştı. Tabii el ayak tutmayınca ortalık sakar pazarına döndü. Kırılıp döküleni temizlemek için davrandığında Sevgi’nin içine “Kuzey Güney” dizisindeki Handan’ın ruhunun kaçtığını düşündüm... Malum Handan da Sinaner Ailesi’nin evine gittiğinde servisi üstlenmeye çalışmış ve kimine göre tatlı bir görgüsüzlük abidesi olarak aklımıza kazınmıştı... Zenginin ihtişamının fukaranın ayağına dolaştığı bu türden sahnelere gülüp geçmek mümkün mü? Bilmem, benim ağırıma gidiyor, ne yalan söyleyeyim!”...