Kanuni ile Polat arasında fark var...
04 Şubat 2011

Muhteşem Yüzyıl (Show TV) saraydan uzaklaşıp sefere çıkınca hikayeye bir hareket de gelmiş oldu. Ancak saray sahneleri ne kadar görkemliyse sefer sahneleri o kadar yerlerdeydi... Hani diyorum sadece jeneriğindeki ihtişamın ve efektlerin onda biri Budin Kalesi’nin zaptında kullanılmış olsaydı fena olmazdı... Bir de Kanuni’yi Polat Alemdar tarzıyla karikatürize etmek çok gerçekçi değil.

[[HAFTAYA]]

Hayali bir kahraman, bir ölümsüzlük abidesi değil çünkü... Belki bu yüzden, yaşamış ve tüm dünyada Muhteşem Türk olarak adlandırılmış bir hünkarı tehlikelerle dolu düşman dehlizlerine neredeyse yalnız başına göndermek tarihe de bugüne de haksızlık etmek olur... Ne dersiniz sayın dizi yazıcıları?

Haberci değil haber gözde...

Haber bültenleri arasındaki derin makaslar kapandı. Anchormanlerin etkisi azaldı demiyorum ama izleyicinin habere ilgisi haberin kendisinden kaynaklanmaya başladı... Belki bu yüzden uzun zamandır yarıştan kopan Ali Kırca son zamanlarda özellikle AB grubu izleyicide durumu toparlamaya başlayıp Show Haber sayesinde eski ilgi merkezine geri döndü... Fox Ana Haber ise özellikle sosyal konulardaki detaycılığıyla giderek zirveyi zorlamaya başladı. Mesela Defne Joy Foster’in ölüm haberini neredeyse en iyi işleyen bültendi önceki akşam Fox Ana Haber... İzleyici emeği seviyor. Masa başındaki adamın ne dediğinden ziyade sokakta kendisi gibi yaşayan başkalarının nasıl resmedildiğine bakıyor... Haberi değerli kılan fantezi değil gerçeklerdir çünkü!

O sesler neydi öyle?

Öyle Bir Geçer Zaman ki (Kanal D) dizisinde ya seslendirmeden değilse de sesli çekimden kaynaklanan fısıltıları da dinlemek zorunda kaldık... Cemile’yle kızının tartışma sahnesinde arka fondan gelen fısıltılar dikkatimizi dağıtıp durdu. Dün işin şairlik kısmına dalıp bu teknik detayı atlamışım ki, ayıp oldu hakikaten... Biliyorum yapımcılar bu tarz teknik hatalara karşı çok daha tetikte oluyorlar buralara not düşünce...

Konuşma günümdeyim

Petek Dinçöz’ün (TNT) konuğu olan Reyhan Karaca daha bir ay öncesinde başka bir kanalda konuk olduğu aynı programda anlattıklarını sil baştan anlatıp durdu... Giriş cümlesi kafanızı karıştırdıysa durumu daha küçük bir özetle anlatalım. Reyhan Karaca yine Petek Dinçöz’ün konuğuydu. Hani benim için sorun yok, Reyhan’ı severim, anlattıklarını bir kere daha dinlerim ama Petek’in sıkı takipçileri yeni kanalında başka mevzular arayacaklardır dinleyecek... Mesela bugün beni dinleyebilirler. Orada olacağım çünkü. Hahaha!

BU DA İLK KARNE

Yılın ilk ayının karnesi belli oldu. Tüm gün izlenme raporlarına göre toplam izleyicide Kanal D yine birinci çıktı. Ardından atv sıralamadaki yerin korudu... Yılın ilk ayında özellikle iyi dizilerle topladığı reyting sayesinde Show TV beşincilikten üçüncülüğe müthiş bir sıçrayış yaptı... Bu durum Star’ın dördüncülüğe düşmesine, Fox’un da karnede beşinci sırada yer almasına neden oldu. Bilginize...

Çocuk ne ö)renir süngerden?

Sünger Bob (CNBC-e, Nickelodeon), BEN 10 (Cartoon Network) gibi çizgi filmlere bakıyorum bir süredir. Belki animasyon izleyecek yaşı geçtiğim için tat vermedi bana... Sonra bu belki ihtimalini silip attım kafamdan. Hayır, son derece sevimli bulduğum Tom ve Jerry’i hâlâ zevkle izliyorum. Ya da gördüğüm yerde takıldığım Temel Reis, o muhteşem ıspanak konservesiyle heyecandan heyecana sürüklüyor beni... Yeni nesil çok şanssız sanırım. Hâlâ neye benzediğini kestiremediğim bir takım çizgi figürleri izleyip zaman öldürmek zorunda... Bir Heidi, bir Clementine, bir Şeker Kız Candy, bir Pembe Panter, bir Değerli, bir Red Kit, bir Ayı Yogi, bir Taş Devri yok hayatlarında... Dolayısıyla hayatı kırıp dökmeden öğrenme olasılıkları çok az. Eciş bücüş çizgi filmlerden ne çıkarırlarsa bahtlarına artık...

Soru yanlıŞ yerden geldi...

Canlı Para (Show TV) benzeri az görülür bir gafla kapattı önceki geceyi. İrfan kelimesinin anlamını bilemeyen yarışmacılar 1 milyonu bölmeden yanlış kefeye koyunca elendiler... Ve ne olduysa o an oldu. Yarışmacılardan birinin ağzından öyle bir küfür çıktı ki izleyici ekran başında dondu kaldı... İnsani bir refleksti karşılaşılan. Dolayısıyla ben “aaa ne kadar ayıp” diye kınamadım kimseyi... “Ama” dedim içimden; “Soru argo lügatinden gelseydi keşke”. Bir milyon hiç kaçmaz cebinde olacaktı yarışmacının...