Kafkaslar'da taşlar yerinden oynuyor
17 Ekim 2009

Türkiye ile Ermenistan arasında, Ali Babacan’ın dışişleri bakanlığı döneminde hızlanan görüşme trafiği, çarşamba günü Bursa’da oynanan maçla yeni bir aşamaya girdi.

Abdullah Gül’ün 6 Eylül’de Erivan’da oynanan ilk maça giderek büyük adımı atmasından sonra Serj Sarkisyan da Bursa’ya rövanş maçına geldi.

Bir futbol maçı, onlarca yıla yayılan büyük sorunları elbette çözemez ama Bursa’daki sıcak buluşmayı iki ülke arasındaki psikolojik engelleri aşmak ve karşılıklı güveni artırmak adına önemli bir adım olarak görmek lazım. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Bursa’daki Almira Otel’de maçın oynandığı gece verdiği resepsiyon çarpıcı görüntülere sahne oldu.

Gül ve Sarkisyan, aralarında ciddi meseleler bulunan iki ülkenin cumhurbaşkanı gibi davranmadı. Her ikisi de yıllardır görüşen iki dost gibiydi. Bunları hiç abartmadan söylüyorum, benim orada gördüğüm manzara buydu. Almira Otel’de tanık olduğum havadan rahatlıkla şunu söyleyebilirim, her iki ülkede de en üst seviyedeki liderler arasında meseleleri çözmek yönünde kuvvetli bir irade var. Gül, resepsiyona katılan neredeyse herkesi tek tek Sarkisyan ile tanıştırdı. Sarkisyan’ın da gördüğü ilgi ve sıcaklıktan etkilendiğini hissettim. Hatta o kadar ki, Karabağ meselesini sorduğumuzda “Biz daha önemli konuları, aramızdaki ilişkileri konuşuyoruz” cevabını verdi. Erivan yönetimi, Türkiye Ermenistan ilişkilerini doğrudan Karabağ ile ilişkilendirmekten kaçınıyor. Başbakan Tayyip Erdoğan ise bir ölçüde Azerbaycan’ı da rahatlatmak için Karabağ konusunda ilerleme olmasını beklediklerini söylemişti.

Resepsiyonda Gül ve Sarkisyan’la konuşma imkanı buldum. İki cumhurbaşkanının sohbetine bir ara İsviçre Dışişleri Bakanı Micheline Calmy Rey de katıldı. Geçmişte Türkiye’de en çok nefret edilen yabancı liderler arasında yer alan Calmy Rey’in bu tarihi buluşmayı desteklemek için Bursa’ya gelişi anlamlıydı.

Abdullah Gül’ün, dışişleri bakanı olduğu dönemde de Ermeni mevkidaşı Vartan Oskanyan ile belli bir diyaloğu olduğunu bildiğim için “Bu süreçte biraz Ermenice kelimeler öğrenebildiniz mi?” diye sordum. Güldü, şimdilik birkaç Ermenice kelime bildiğini söyledi ancak Sarkisyan’ı işaret ederek “Türkçesi gayet iyi” dedi. Gül’ün de söylediği gibi Sarkisyan’ın Türkçe’yi anladığı resepsiyonda da hissediliyordu. Türkçe olarak sorulan sorular daha kendisine çevrilmeden belli bir onay işareti yaparak anladığını gösteriyordu.

Sarkisyan’a, dünyanın en büyük sanatçıları arasında gösterilen Ermeni asıllı Fransız vatandaşı Charles Aznavour’un verdiği desteği de sordum. Geçmişte Türkiye karşıtı sert açıklamalar yapan Aznavour, süreci sonuna kadar destekleyeceğini söylemişti. Sarkisyan, Ermeni aydınlarının ve sanatçılarının bu yakınlaşmaya büyük katkı sağlayacağını ifade etti.

Geceye son noktayı Gül koydu, bugün gelinen noktanın 2-3 yıl önce hayal bile edilemeyeceğini vurguladı. Gül’ün de altını çizdiği gibi Türkiye’nin hamlesi Kafkaslar’da taşları yerinden oynatıyor.