Yandex.Metrica

Yeni Yazısı > Kadirizm'i kim bitirecek? - 28.02.2010

Kadirizm'i kim bitirecek?
28 Şubat 2010

Haneler’de (Kanal D) yeni bir lokomotife ihtiyaç vardı. Yaban karakteri zamanla kendini tekrar etmeye başladı. Türk Sineması üzerinden giden bir karikatürün çok da uzun ömürlü olmasını beklememek lazım belki de. Yine de işini yaptı; programa ilgiyi canlı tuttu hep...
Şimdi farklı bir lokomotife yüklenmeye başladı Haneler tayfası. Hormonal Emlakçı Kudret, geçen yılların fenomeni Bir Demet Tiyatro’daki Saldıray karakterinin modernize edilmiş hali gibi... Dükkandaki kitaplığında bile seks ansiklopedileri var Kudret’in. Pekmez düşkünü adamımız izdivaç programlarıyla meşrulaşan erkek hormonlarının sözcüsü oldu hakikaten. Dikkat edin diyorum; Yaban’ın en sıkı rakibi olacak. Kadirizm’in hakkından gelerek...

Şu benim küçük aram...
Hayatta beklenmedik bir sürü şey oluyor. Beklenmedik bir sağlık problemiyle de televizyonla sınavımıza biraz ara verdik. Merak edip soranlara teşekkür ederim. Hâlâ merak edenler için de makul olan yanıtı verdim sanırım...
Yazmadığım dört gün içinde bir sürü şey oldu ekranlarda. Onları yazacağız zaten. Ama en önemlisi de Sayın Başbakan’ın muhalif kalemleri patronlarına şikayet etmesiydi. Bazı köşe yazarları fikirleriyle toplumsal barışı zedeliyorlardı iddiasına göre...
Katılan katılır. Ben farklı düşünüyorum. Bakın, siyasetin en ateşli gününde; Balyoz gözaltıları başladığı gün, son dakika haberleri ilk yüz listesinde 50. sırayı bile göremedi...
Devam eden günlere bakın; birinci olan haber bülteni yok. Ama diziler, ama futbol, ama kuşak programları filan seyircisini hiç kaybetmemiş...
Gerilim de, gündem de, ilgi de diziler bazında devam ediyor Türkiye’de. Kurumlar arası çatışmayı gerilimin taraflarının dışında çok da takan yok bence...
En azından istatistik bilimi öyle diyor. Komik ama gerçek!

O stüdyoda sorulmaz!
Hülya Avşar Soruyor (HaberTürk) sormasına da o yeni stüdyosunun hali nedir öyle? Bir narsistin oturma salonu gibi. Ayna yerine ekran yerleştirilmiş sadece...
Ekran içinde bu kadar çok ekrandan Hülya Avşar’ı izlemek konuya odaklanmada sorun yaratıyor. Öyle çok Hülya var ki, hangisine bakacağını şaşırıyor insan...
Neyse. Bugünlerde yükselen konuk çıtasını hem o ekranlarla hem de stüdyodaki bir şeye benzetemediğim yeni ışık düzeniyle aşağıya çekiyor. Keşke eski dekoruna hatta Türkmax’taki müthiş tekniğine dönse. Sadelikle izletse kendini...

Diziler araba kurbanı!
Türk dizilerinin arabalarla sınavı bitmiyor. 34 AK 6182 plakalı cip, Adanalı ve Kapalıçarşı’dan (atv) sonra bir de Ömre Bedel’de (Fox TV) göründü. Vallahi pes...
Bir yeni pes de yine Adanalı’dan çıktı. Maraz Ali’nin kurşunlarıyla sıkıştırdığı Nazlı’nın arabası bir anda kevgire dönerken, tuzaktan kurtulup kaçmayı başardığında galeriden çıktığı haline döndü aniden. Kurşunla değil de sabunla yıkanmıştı sanki...
Polisiye dizilerde giderek artan dikkatsizliğin bu denli göze batar hale gelmesi, sahne devamlılığını takip edecek bir müfettiş kiralamayı gerektiriyor bana göre... Ne diyelim; ey yapımcılar kaçmayın bu masraftan!

PROGRAMLAR BÖLÜNMEYECEK!
Ve Star TV’de yeni bir dönem başladı. Doğan TV Grubu’nun CEO’su İrfan Şahin direksiyonun başına geçti. Hayırlı olsun diyorum. Bu arada dikkatli izleyicilerden kaçmamıştır; kanaldaki bütün program bölünmeleri kaldırıldı...
Bu orta vadede programların karne üstündeki değerinin ortaya çıkmasını sağlayacak. Ve asıl değer, tüm kanallar program bölünmelerini kaldırdığında netleşecek...
Önce Kanal D, şimdi Star TV; sahi sırada bu cesareti gösterecek hangi kanal var?

Aynı bedende iki oyuncu...
Aşk ve Ceza’da (atv) Nurgül Yeşilçay’ın canlandırdığı Yasemin, söz konusu bir çocuğu sevme sahnesi olunca o kadar içten bir fotoğraf veriyor ki; Nurgül’ü ayakta alkışlıyoruz...
Fakat travmalar ve aksiyonlar karşısındaki donuk halini görünce, “Bu da mı Nurgül Yeşilçay?” diyesi geliyor insanın.
Bir oyuncunun iki ayrı oyunculuk hali arasına sıkışan izleyicinin tepkisine kulak kabartmalı Nurgül Yeşilçay. Ya içten olmalı ya da donuk. İkisi birden olamıyor çünkü...
Bu arada, reklam dünyasını kimi zaman yerin dibine sokan diziye reklam veren ajansların meseleye nasıl baktığını hakikaten merak ediyorum...