“İslam'da kadının yeri çok büyük”

Son zamanlarda bir çok kişi tasavvuf, din, aile gibi konularda bilgi sahibi olmak için onun kitaplarını okuyor, katıldığı programları izliyor...

“İslam'da kadının yeri çok büyük”

Bir gönül sohbetinde tanıma fırsatını bulduğum Cemalnur Sargut Hanım, insanların kalbine sevgiyle, Allah aşkıyla dokunan ender isimlerden biri.

Dünya üniversitelerinde kürsüler kuran mutasavvıf Cemalnur Sargut ile bitmesini istemediğim bir sohbet yaptık, konuşulmayanı konuştuk. Herkese ışık dolu bir yol açması dileğiyle...

ESRA KARAYEL

[email protected]

Büyük sıkıntılar yaşamışsınız: Çocuk yaşta verem, babanızın idam talebiyle yargılanması, evladınızı kaybetmeniz...

6 yaşındayken vereme yakalandım. Babam 1960’daki ihtilalde tutuklanıp idam isteğiyle yargılanmıştı. Onu götürdüklerinde annemin “Çok şükür Allahım” diye secde ettiğini hatırlıyorum. Allah’ın bize sunduğu imtihanlardan biriydi.

Önce felsefeye ilgi duyduğunuzu biliyorum.

Aklımla kalbim birleşmezse hiçbir şeyi kabul etmem. Lisede felsefeye merak sardım. 18 yaşında hayatımı değiştiren Mesnevi’de her sorumun cevabını buldum.

Dindar bir aileden geliyorsunuz. Böyle değilsek bu yola giremez miyiz?

Siz daha şanslısınız. Çünkü sonradan Müslüman olanlar gibi, Allah’tan çok itibar görürsünüz.

Çocuklarda dini eğitim ne zaman başlamalı?

Hemen. Anne, hamile kaldığında yalan söylemeyi bırakacak, ahlaklı olacak, haramdan kopacak, bebek anlamıyormuş gibi konuşmayacak. Çünkü anne karnındaki çocuk herşeyi bilir, idrak eder.

Biz o çocuğu Allah’a götürmekle mesulüz. Ama “Şöyle yapacaksın, böyle yapacaksın, Allah seni cezalandırır” diye değil. Kendimiz göstereceğiz. Namaz kılarak, oruç tutarak, bunu zevk haline getirerek.

“Her ihtiyaç sahibine karşılıksız yardım edin”

Fakirlere yardım konusunda neler diyeceksiniz?

Fakirlere yardım, Allah’ın kula yaptığı “Seni seviyorum” hitabını almak demektir. Önemli olan ayrımsız verebilmek. Yani “Bundan hoşlanmadım, buna vermeyeyim” dememek. Kim size elini uzatırsa ona verebilmek.

Sadece para mı?

Hayır. Bizim ilmimize sahip olmayan birine ilmimizden de vermek önemlidir. Sahip olmayan birine Allah aşkından vermek... Evladımızın diyeti olarak yetime yardım etmek...

Evimize davet etmek, güzel yüz göstermek. İhtiyacı varsa sizde tek ya da az olanı, istemeseniz bile verebilmeniz, Allah için çok makbul. Bir hadisinde Peygamber Efendimiz “Senin sadaka olarak verdiğin para, önce yüce Allah’ın eline düşer” diyor.

Otellerde çok zengin iftar sofraları kuruluyor. Bu sizin anlattığınıza ters düşüyor.

Oralarda bazen yiyecekler ziyan ediliyor. Mümkün olduğu kadar evimizde verdiklerimizde de dışarıda yediklerimizde de aşırıya kaçmamalıyız.

Kadir Gecesi çok önemli. O gece neler yapılmalı?

Peygamber Efendimiz “Kadir Gecesi’nde yetim başı okşayın” diyor. O geceyi mümkün olduğu kadar af dileyerek, ibadetle geçirmeli. O gece Sevgili’ye, yani Allah’a yanaşma gecesi.

Kimisinin içinden ibadet etmek gelmiyor. Neden?

İbadet edebilmek büyük bir lütuf. Allah istemezse hiçbir şey olmuyor.

Huzurlu olmak, güzel yaşamak için ne yapmalıyız?

Niyetimiz, önce Allah’ı memnun etmek olacak. Bu hal, seni, aczini hissetmeye götürür. Benlikten, egoizmden kurtarır. Yargılamayı hayatımızdan çıkaracağız. Tamam, onu beğenmeyebilirim. Ama yarın benim ne yapacağım belli değil.

Yanlış gördüğümüz bir şeyi söylemeyecek miyiz?

Söyleyeceğiz. Ama edep dahilinde ve o yanlışı yapabileceğimizi düşünerek. Hocam, yaptığım yanlışı kendi yaptığı yanlış gibi anlatırdı ve ben utancımdan iki büklüm olurdum. Bu tasavvufi terbiyedir.

“Allah ile irtibat kuranda DEDİKODU OLMAZ”

Hayata nasıl bakmalıyız?

Üç tip gözlük vardır: Birinci tip gözlük sadece yakını gösterir. Bunu genellikle, bu dünya hırsı içinde olanlar takar. İkinci tip gözlük, uzağı gösterir. Sırf öbür dünya ile meşgul olup bu dünyanın gerçeklerinden habersiz olanlar tarafından takılır.

Üçüncü tip gözlükte ise ikisi bir aradadır. Bunu takmak lazım. Bu gözlüğü taktığım zaman birine hizmet götürürken, o kişi için değil ‘Allah benden memnun olsun’ diye yapıyorum. Bundan daha büyük bir özgürlük olabilir mi? Bir kere kulun methinden kurtulmuş oluyorsun.

Son zamanlarda nefs ve ego çok kullanılan iki kelime. İkisi aynı şey değil mi?

Nefsin tekamül etmemiş ham haline ego deniyor. Daha sonra birazcık tekamül edince kendini suçlamaya başlıyor. Allah’a dönüyor. Nefs çok önemli. Tekamülü sağlar.

Yeter ki egoda kalmasın. Ama akıl ve nefsin el ele verip tekamül etmesi lazım. Yani akıl, o egoist haldeki nefse sormalı: Madem o kadar büyüksün, niye Allah’ın verdiği acıyı dindiremiyorsun?

Nefs şaşırır. O zaman akıla şunu der: Sen de çok şey mi biliyorsun? Akıl cevap verir: Hayır, ben de çok şey bilmiyorum. O zaman gel ikimiz birlikte öğrenelim. Ve gönüle başvurulur. Kalp çok önemli. Çünkü orada Allah’ın nuru yanar.

Kararlarımızı gönül gözüyle mi almalıyız?

Her kalp gönül değildir. Kalbim henüz Allah’ın nuruyla aydınlanmadıysa kalben aldığım kararlar yanlıştır. Öncelikle nurlanmaya, yani Allah ile irtibata ihtiyaç var.

Dedikodu hayatımızın her alanında... Nasıl yok edebiliriz?

Allah ile irtibatta olanda dedikodu bulunmaz.

Günümüzde öfke de sorun.

Kur’an-ı Kerim’i okuyup başımıza koyuyoruz. “Allah öfkeli insanı sevmez” ayetini de öpüp başımıza koymuş oluyoruz. Ve öfkeleniyoruz. O zaman biz öpüp başımıza koyduğumuz ayeti çiğniyoruz.

Bizi öfkelendirecek sebeplerden uzak duralım. Beslenmemizden uykumuza kadar herşeyde orta noktayı bulalım.

“Kadınsız erkek tekâmül edemez” 

Ya kadına şiddet?!!

Mutlaka tedbir almalı. Yani uzaklaşmalı, uyarmalı. Şiddeti anlayamıyorum. Peygamber’e “Niye lanetlemiyorsun şu karşına gelenleri” demişler. “Bizim dinimiz lanet dini değil, sevgi dini” cevabını vermiş. İnsan, hayvana bile hürmet etmekle görevli.

İslam, kadına nasıl bakıyor?

Kur’an-ı Kerim’de erkek ve kadın zevc ve zevce olarak geçer. Çift eşit değildir ama ancak ikisi bir araya gelince işe yarar. Kadınsız bir erkeğin tekâmülü olmaz. Kadının değeri islamda çok büyüktür.

Günümüzde boşanmalar çok arttı. Sizin bakışınız ne?

Evliliğe “ben” diye girmemek lazım. Evlilik kararında eşiniz, sizi Allah’a ulaştıracak kişi olmalı. “Üç arabası var, mühendis, doktor” diye evlilik kararı verilmemeli. ‘Ahlaklı mısın, dürüst müsün, Allah’a bağlı mısın, imanlı mısın?’ sorusu sorulmalı.

“Edep çerçevesinde flörtte sakınca yok”

“Dualarımız kim olduğumuzu belirler” diyorsunuz.

Dua, bana kim olduğumu öğretir. “Zengin olayım” diye dua ediyorsan tam olmamışsındır. Maddisindir. “Çocuğum şu üniversiteyi kazansın” diye dua eden çok insan gördüm. Sonra çocuk o üniversitede kötü alışkanlığa sahip oldu. Hakkında hayırlı olan için dua etmek lazım.

Gençler nasıl birbirini tanımalı?

Erkek-kadın ilişkisi illa ki cinsiyete dökülmemeli. Arkadaşlık ve dostluk olmalı. Aynı konularda anlaşmak, Allah’a beraber gitmek... Birbirine güvenmek... Erkek arkadaşınızla dostsanız, edep çerçevesinde görüşüyorsanız bir sakınca görmüyorum.

(03.08.2013 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır. )