İslam kardeşliğinin neresindeyiz?

Müftüler, vaizler cemaatlerine hep kardeşliği anlatır. Acaba sözlerimizde olduğu gibi günlük yaşamda da boy gösteriyor mu kardeşliğimiz. Sözde mi kardeşiz yoksa özde mi?

İslam kardeşliğinin neresindeyiz?

Çok kullanırız “Kardeşlik” sözünü. “Kardeşiz, din kardeşiyiz, kardeş yaşamalıyız...” der dururuz. Allah (C.C) da Peygamber (S.A.V) de “Kardeş” ilan etmiş biz inananları. Üstelik kardeşliğimizin esas ve incelikleri ayetlerle, hadislerle belirtilmiş. Daha da ilerisi İslam Uleması kılı kır yararcasına inceleyerek durmuş bu konu üzerinde. Müftüler, vaizler, hatipler cemaatlerine hep konuşur dururlar kardeşlik konusunda. Amma gel gelelim ki acaba sözlerimizde olduğu gibi günlük yaşayışımızda da boy gösteriyor mu kardeşliğimiz. Sözde mi kardeşiz yoksa özde mi? Kardeşliğimiz icraat yönünden hangi boyutlarda? Din kardeşleri olarak maddeten ve manen birbirimizi görüp gözetme hususunda hangi derecelerdeyiz?

Şayet;

- Kardeşlerimizi en az kendimizi kadar düşünebilirsek...

- Kendimize nasıl muamele edilmesini istiyorsak, başkasına da o şekilde muamele edebiliyorsak...

- Kendimiz için sevdiğimiz hususları başkaları için de aynen sevebiliyorsak...

- Elimizle, dilimizle ve hareketlerimizle başkalarına zarar vermiyor, aksine fayda sağlayabiliyorsak...

- Camide saf halinde omuz omuza vererek sergilediğimiz birliğini cami dışında her işimizde ve hayatımızın her safhasında gösterebiliyorsak...

- Bütün Müslümanların derdini kendi derdimiz gibi dert edinebiliyorsak...

- Kendi menfaatimize koştuğumuz hızda din kardeşlerimizin menfaatine de koşabiliyorsak...

- Bize gelen zarara karşı, karşı koyduğumuz ölçüde din kardeşlerimize gelecek zarara da karşı koyabiliyorsak

- Düşen her kardeşimizin elinden tutabiliyorsak...

- Kardeşimizle beraber seviniyor, kardeşimizle beraber üzülebiliyorsak...

- Malımızı kendimize harcar gibi gerektiğinde kardeşimize de harcayabiliyorsak...

- Kendi malımızı korumada gösterdiğimiz titizlikle kardeşimizin malını da koruyabiliyorsak...

- Kardeşimizin yüzüne karşı söylediğimiz iyi ve övücü sözleri yokluğunda da söyleyebiliyorsak...

- Kardeşimizin başına sıkıntılar geldiği zaman, onu sıkıntılarından kurtarabilmek için tüm gücümüzle çırpınıp uğraşabiliyorsak...

- Her türlü kırgınlık, küskünlük ve çekememezliklerimizden vazgeçebiliyorsak...

- Bölücülükten ve tefrika çıkarmaktan uzak kaldığımız gibi bölücülere ve tefrikacılara asla müsaade etmiyorsak...

- Birbirimizi kıskanmıyorsak ve birbirimize düşmanlık beslemiyor, bilakis sevmede, saymada, acımada ve korumada bir tek vücut olabiliyorsak...

- Gereğinde birimiz hepimiz, hepimiz birimiz olabiliyorsak...

O zaman sözde, özde ve fiil de tam kardeşiz demektir.

İslam ahlak ve edep dinidir

İslam dini, insanı insan etmekte ahlaki ve edebi faziletleri esas kabul etmiştir. İnsanlık dışı ahlaksızlık kurallarının her fırsatta yasalamış ve insanı ahlak ile süslemek istemiştir. Yüce Kur’an İslam’ın Peygamberi Hz. Muhammed’i (S.A.V) “Sen en büyük ahlak üzeresin” diye meth etmiştir. Bir ahlak ve fazilet numunesi olan Hz. Peygamber de “İslam ahlak güzelliğinden ibarettir” sözüyle İslam’ın bir ahlak dini olduğu belirtmiştir. “Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” diyerek de İslam dini ile güzel ahlakın önemini ifade buyurmuştur.

‘Kişinin edebi, malından hayırlıdır’

İslam dini ahlaka böylesine yüce bir değer verdiği için inananların ahlaklı, temiz, doğru, dürüst ve her türlü kötülükten uzak olmasını istemiştir. Edebin insan için en mühim varlık olduğunu ayet ve hadislerle belirtmiştir. Mevlana Celaleddin Rumi “İnsanoğlunun edepten nasibi yoksa adına insan demek layık değildir; zira insanla diğer varlıklar arasındaki fark edepten ibarettir” buyurmuştur. İbn-i mübarek “Bize faidesiz çok bilgiden ziyade, edep ve yüksek ahlak lazımdır” demiştir. Atalarımız “Kişinin edebi, malından hayırlıdır” diyerek edebin ve yüksek ahlakın maldan çok kıymetli olduğunu dile getirmişlerdir. “Sedirde edepsizlik eden, eşiğe red, eşikte terbiyesizlik eden, dışarıya atılır” diyerek de edebsizin ve ahlaksızın toplum tarafından kınanacağını, kabul görmeyeceğini ifade etmişlerdir. Sümbülzade “Setreder ayıbını insanın hep; ne güzel came imiş sev-bi edeb” beyitiyle edebin insanların diğer ayıplarını da en güzel şekilde örten bir elbise olduğunu vurgulamıştır. Yüce Peygamberimiz “Beni Rabbim terbiye etti ve edebimi de ne güzel eyledi” diyerek peygamber olarak çok mühim olan edebin Cenab-ı Allah tarafından kendisine verildiğini ifade etmiştir. Sa’d bışam “Peygamberimiz efendimiz vefat ettikten sonra onun edep ve ahlakını Hz. Aişe validemize sorduğumda, Hz. Aişe Validemiz “Siz hiç Kur’an okumuyorsunuz, onun ahlakı Kur’andan ibarettir” diye cevaplamıştır. Bir edep sahibi “Edep insanların başında ilahi nurdan bir taçtır. O tacı başına koy, istediğin yere git” diyerek edebin insanları yükselttiğini ifade etmiştir.

 

Günün Ayeti

Ey inananlar! Zannın çoğundan sakının, zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin suçunu araştırmayın; kimse kimseyi çekiştirmesin; hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır? Ondan tiksinirsiniz; Allah’tan sakının, şüphesiz Allah tevbeleri daima kabul edendir, acıyandır. (Hucurat 12)

Günün Hadisi

“Birbirinize hiddetlenmeyin, düşmanca davranmayın, birbirinize hased etmeyin, kıskanmayın, birbirinize arka çevirmeyin: Ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helâl olmaz.” (Buhari, Edep 57)