İnternet üzerinde 1 Nisan şakası!
02 Nisan 2011

Sabahtan beri haberleri izliyorum, köşeleri okuyorum, herkes suç işlemek için yarışıyor. Ben de suç işlemek istiyorum, Ahmet Şık’ın imha edilmiş kitabına internetten ulaşmaya çalışıyorum ama girdiğim bütün siteler engellenmiş! Suç işleyemiyorum. Acaba başucumda duran Nedim Şener’in “Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen ve Cemaat” kitabını okusam aynı etkiyi yapar mı? Terörist bir faaliyet yapmış olur muyum? Ama bu kitap yasak değil ki. İtiraf edeyim, şimdiye kadar hepsini okuyamamıştım.

[[HAFTAYA]]

Tıpkı Hanefi Avcı’nın kendisini içeri attıran “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabının baş kısmını okurken çok sıkılıp bitiremediğim gibi... O arada posta kutuma Savcı Öz’ün bir kahraman olduğuna ilişkin mektuplar düşüyor! Önce biri ironi yapıyor sanıp sonuna kadar okuyorum ama yoo, ciddi ciddi kahraman olduğunu iddia ediyorlar! Aslında kitabı bastırabilmiş olsaydı Ahmet Şık da aynı iyi hisleri besleyebilirdi Savcı Öz için. Ama internetten bedava indiriliyor işte. Cumhurbaşkanı’nı bile sadece kitabın satış geliri ilgilendirdiğine göre... Ne de olsa Kayserili tabii! Cumhurbaşkanı demişken: Günlerdir gazetelerde hani şu çok benzediği söylenen George Clooney pozları...

Çıplak ayaklar, Afrikalı bir balıkçıyla sohbet ediyor. Diyabetlileri kabul etmiş köşkte önceki gün. Kader işte, yol arkadaşı, Irak’ı fethettikten sonra İngiltere’ye gitti. Önce Barzani, sonra Kraliçe ile görüştü. Yetmedi, şimdi de başkan olmak istiyor, “tartışın da ortam hazırlansın” havasında. Onun başkan olması demek, Gül’ün o sivil toplumla oyalandığı cumhurbaşkanlığı görevini bile boşaltması demek! Başbakan Erdoğan, bu seçimlerde yüzde 50 ve üzerinde oy almayı umuyor. Yeni yapacağı anayasa ile yargıdan kalanları da dümdüz eder.

Zaten “Yargı bana karışmasın” demedi mi? Bir de referandum çakıp başkanlığı da kabul ettirirse sadece ‘tek adam’lığını meşrulaştırmaz, first ladylik sorununu da halleder. Bu arada şu komisyon başkanı da umreye gidecek zamanı bulmuş yani, otur da Kanun Hükmünde Kararname’yi çıkart bir zahmet, TSK’yı boşaltma işlemi bitmedi ki daha. O da demiştir ki “Olsak ne yazar, olmasak ne yazar, maksat imzayı atmak değil mi, atarız gider. Umre daha önemli!”... Bakiim, bir daha deneyeyim, şu kitaba girebilecek miyim... Vallahi, tam da 1 Nisan’da, kitabın internette tıklanma rekoru kırması Savcı Öz’e soğuk şaka oldu mu oldu!

Gelinciklerin artık avukatı var!

Ünlü bir televizyon sunucusu, genç güzel bir kadının “Kocamdan korkuyorum, beni öldürecek” şikayetiyle mahkemeden kocasının eve yaklaşmama kararı aldırdığını okuyunca, gerçekten biz kadınların, kim olursak olalım, bir gün şiddetle karşı karşıya kaldığımıza bir kez daha inandım! Üstelik göz göre göre gelen bu şiddete karşı yanınızda kimse yok! Aile çoğu zaman şiddete göz yumuyor, mahalleli çığlıkları duymamak için kulaklarını kapatıyor, görmemek için gözlerini... Kadın dernekleri tek başına kadına hayata tutunması için yardımcı olmaya çalışırken...

Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu aradı. Gelincik Projesi’ni heyecanla anlattı. Gelincik, en sevdiğim çiçeklerden biri. Kırmızının en güzeli, incecik, narin bir yeşil sapın üzerinde yükseliyor. Nadide bir mücevher gibi ama dağda, kırda, bayırda kendi kendine açıyor. Yok oluverecekmiş gibi duruyor ama dayanıyor. Tıpkı kadın gibi. Gelincik Projesi de adını bu güzel çiçekten, bu özelliklerinden ötürü almış. “Biz avukatlar, bu acımasızlığın, sistemin ve toplumsal baskıların çaresiz bıraktığı mağdurların acısını yüreğimizde hissediyoruz” diyen Ankara Barosu avukatları, şiddet mağduru kadın ve çocukların karakolda, savcılıkta, adli tabibe giderken, kadın sığınma evine yerleştirilene kadar yanında yer alacak.

Şiddet gören kadınların boşanma, nafaka, tazminat, velayet ve benzeri davaları baro tarafından açılacak. Kadınların haklarını aramak için eğitimlerinin de yer aldığı projeye bakanlık, belediyeler, sivil toplum örgütleri ve kurumlar destek veriyor. Ama tabii en önemlisi, Ankara Barosu’nun gönüllü avukatları... Bugün basına açıklanacak Gelincik Projesi’ni izleyin, hakkınızı arayın!