Yeni Yazısı > İlk eşe pay yok - 03.12.2009

İlk eşe pay yok
03 Aralık 2009

İkinci evliliğimi yaptım. Birinci eşimden bir, ikinci eşimden iki çocuğum var. Ölümümde eski eşim mirasçı mı? İlk eşimden olan çocuk mirasçı mı? M.M.

Bu ‘ölümüm halinde’ veya ‘ölümü halinde’ diye sorulan sorulara öyle zor yanıt veriyorum ki. Hele yazı ile değil de büroda karşıma geçip ‘öldüğümde’ veya ‘bizim bey öldüğünde’ diye başlayan sorulara ‘yanınızdaki bey öldüğünde’ diye yanıt vermek ne kadar zor. İyi ama ölüm de hayatın bir gerçeği değil mi? Tabii öyle de, işte en acı gerçek. Bu tür soruların ikinci zorluğu şu: Kimin önce öleceği belli mi? Zira ölüm sırasına göre paylaşım da haklar da değişiyor. Şimdi nihayet geleyim soruya. Şayet herkesten önce siz ölecek olursanız eski eşiniz mirasçı değil. Peki kim mirasçı? Önce siz ölecek olursanız ve ölümünüz anında eşiniz hayatta ise sizin mirasçılarınız hayatta kalan eşiniz, ilk hanımdan olan bir, ikinci hanımdan olan iki çocuğunuz. Eşiniz dörtte bir hisseye sahip, geri kalan dörtte üç de üç çocuk arasında paylaşılacak. Sizin aile tablonuza göre herkes eşit pay alacak. Benden size, sağlıklı ve uzun ömür dilemek kalıyor.

Madde geçerli

Kira sözleşmemizde bir ayın kirasını ödememem halinde tüm kiraların talep edileceği yazılı. Bu geçerli mi? K.L.

Kira bedelleri, kira sözleşmesinde yazılı tarihlerde ödenmelidir. Şayet, her ay peşin ödeneceği yazılı ise bu her ayın beşi akşamına kadar demektir. Her ayın başı peşin, denildiğinde bu ayın biri demektir. İşte sözleşmede yazılı tarihte veya her ay peşin yazılı ise ayın beşi akşamına kadar kira bedeli ödenmezse kiralayan, kiracı aleyhine takip yapabilir. Takiple ödenmeyen ayın kirasını ister. Ancak okuyucumun sorduğu şekilde, sözleşmede bir madde varsa bu madde geçerlidir. Dolayısı ile bu halde kiralayan kiracıdan sadece ödenmemiş ayın kirasını istemekle kalmaz, kira döneminin sonuna kadar tüm kira bedellerini talep eder. Elbette anlaşılacağı gibi bir ayın kirasını ödeyemeyen birkaç ayın kirasını ödeyemeyeceğinden tahliyesi gündeme gelir. Bu nedenle kiracıların ödemelerine dikkat etmelerini önermek durumundayım.

Örneği az

Oğlum bir fakültenin bir bölümünü kazandı. İngilizce hazırlık okuyacaktı, bir yıl okula gitti geldi. Okul sapa bir yerde. Bir yıl boyunca her türlü maddi imkansızlığa göğüs gerip gönderdim. Hem oğlum yıprandı hem maddi yönden ben. Derken sene sonu İngilizce hazırlığı kaldırdık dediler. “Peki bizim bir avantajımız olmayacak mı?” dedik, “Olmayacak” dediler ve okulu yeni kazananlarla birlikte birinci sınıfa başladı. Bu durumda bizim bir hakkımız doğmaz mı? S.E.A

Doğrusunu isterseniz çok karşılaşılan bir durum değil. Yani size, “İşte bunun örnekleri var, sonuç şöyle oldu” demek mümkün değil ama mutlaka bir örnek olması gerekmez. Hukuk mantığı içinde olaya baktığınızda evet mağduriyetiniz söz konusu. Hiç olmazsa sizin bir yıl boyunca yaptığınız masrafın tazmini ve bir hedefe varmak için başladığınız işte o hedefe varamamanın yıkıntısı için de manevi tazminat talep hakkınızın olduğunu kabul etmek lazım.

Bu iş yanlış

Bir firmada ambar şefi olarak çalışıyordum. Bir gün malları naklederken patlama oldu üç kişi öldü. Patronlar benim onları suçlamadan beyanda bulunmamı istediler. Bana bakacaklarını söylediler. Ben de öyle davrandım, ceza aldım cezaevine girdim. Çıkınca benim yüzüme bile bakmadılar. Şimdi manevi tazminat davası açabilir miyim? S.D.

Şimdi kısaca diyeceğimi diyeyim sonra bir açıklama yapacağım. Şayet işverenler size iftira atarak ceza almanıza neden olsalardı da siz sonradan suçsuz olduğunuzu ispat etseydiniz manevi tazminat hakederdiniz. Ancak siz kendi beyanınızla yani ikrarınızla mahkum olmuşsunuz. Artık tazminat falan alamazsınız. Evet şimdi de söyleyeceklerim: Hiç böyle bir pazarlığa girilir mi? Hiç durduk yerde bakılma taahhüdü nedeni ile cezaevine girilir mi? Bunu kabul eden sonucuna da katlanacaktır. Bunu soruyu soran okuyucum için yazmıyorum, böyle bir durumda kalan veya kalacak olan bütün okuyucularım için yazıyorum. Sakın ola ki böyle bir taahhüt altında yanlış iş yapmayın. Unutmayın her koyun kendi bacağından asılır, anlaşıldı değil mi?