'İkoncanlar yaratık gibi giyiniyor'

Televizyon dünyasının renkli ve sivri Hilli ismi Armağan Çağlayan, bir süredir Tiyatrokare'nin 'Büyük İkramiye' adlı oyunuyla tiyatro sahnesinde

'İkoncanlar yaratık gibi giyiniyor'

Nereden esti tiyatro yapmak?

Nevra Serezli beni aradı, "Bir rol var, Nedim Saban seni istiyor" dedi. "Anlamam o işlerden" dedim ama kendimi oynayacağımı ve zorlanmayacağımı söyleyip aklımı çeldiler. Çok zorlanmadım da çünkü tiyatronun gerektirdiği disiplin bende vardı. Sadece sesimi doğru kullanmayı öğrenmem zaman aldı. Bir de seyirciyle göz teması kurmamam gerekiyor ama tiyatroda reyting seyirci olduğu için, gülüyorlar mı diye bakmadan duramıyorum.

 İlk selam anında, alkışları duyduğunuzda ne hissettiniz?

Televizyonda alkışlanmaktan farklı değildi. Tiyatro alkışının daha kutsal olduğunu düşünmüyorum.

Bugüne dek hep jüri koltuğundaydınız ama artık başkaları jüri konumunda. Nasıl tepkiler?

İnsanlar, tahmin ettiklerinden çok daha iyi bir performans sergilediğimi söylüyor genellikle.

 Tiyatro artık hep olacak mı?

Bilmiyorum. Tiyatroya büyük bir tutkuyla bağlanamadım. Çok uzun ve sizden çok şey götüren bir çalışma süreci var. Para da kazanamıyorsunuz. Bu kadar zamanı televizyona harcasam, iki tane villa alırdım.

KAPRİSLİ BİR ADAM DEĞİLİM


 

Bence oyunda kendinizi oynamıyorsunuz. Gerçekte açıksözlü birisiniz. Oyundaki Armağan ise küstah, insanlara tepeden bakan, fakirleri hor gören bir adam...

Çoğunluk gerçek hayatta da öyle olduğumu sanıyor. Kaprisli olduğumu düşünüyorlar ama benim abuk sabuk isteklerim, kaprislerim yoktur. Sadece dilimin kemiği yok o kadar! Sıradan zevkleri olan bir insanım. Kasabada büyüdüm; kapuska yerim, kıymalı ıspanağa bayılırım. Bahar gelse de annem Hereke'deki demiryolunun etrafındaki yabani otları toplayıp mancar yapsa diye beklerim. Ama maalesef insanların bana yönelik algıları tamamen farklı!

Bu konuda sizinle aynı kaderi paylaşan başka ünlüler var mı?

Deniz Akkaya, toplumdaki imajının aksine sıcacıktır, mütevazıdır, çok iyi arkadaştır. Ebru Gündeş de öyle! İkisine yönelik algı da yanlış!

Bu oyuna sadece sizi izlemeye gel en çok insan var. Reytinginizi kaybetmekten korkuyor musunuz?

Altyapısız ünlüler, "Reytingimi kaybedersem ne yaparım?" diye paniğe kapılabilir ama ben korkmuyorum. "Bugüne kadar yaptığım işlerden keyif aldım, para kazandım" deyip yol uma bakarım. Kendilerinden isim leriyle bahseden ünlülerden değilim. "Ben, Armağan Çağlayan'a bunu yaptırmam" tarzında cümleler hiç çıkmadı ağzımdan. Oysa etraf, kendine kendi isminden bir başkasıymış gibi söz edecek kadar yabancılaşmış ünlülerle dolu! Bunlar sahte insanlar! Reytinglerini kaybettiklerinde ne yapacaklarını onlar düşünsün!

Bu kadar sahte bir dunyanın içinde aşka inancınız kaldı mı?

Bu dünyada ilişki yok, egolar savaşı var. Sosyete evliliklerinin çoğunun temelinde, kendinden güçlü biriyle birlikte olma arzusu yatıyor. Hep daha güçlüsü ve soylusu olacağı için de, aldatmak kaçınılmaz hale geliyor. Şu an yalnızım ve aşkı aramıyorum. Aşk beni bulursa, yaşarım.

ÜLKEMİZİN TEK GERÇEK İKONCANI BÜLENT ERSOY'DUR!



Gerçek hayatta da sizden, kendilerinden ikoncan yaratmanızı isteyenler oluyor mu?

Olmaz olur mu? Onlara, "Ben kimseye sihirli değnek değdiremem" diyorum.

Oyunda, "Yumuşacık kadın bir yaratığa dönüştü" deniliyordu...

Bizim ikoncanlar ve sosyetikler, başta fazla estetikten yaratığa dönüşüyor. Kıyafetleri de yaratık kıyafeti! Deniz Berdan'ın giydiklerini normal birinin sokakta giyme ihtimali sıfır! İkoncanlık 'benim giydiğimi kimse giyemesin' mantığı üzerine kurulu bir müessese olduğu için Türkiye'nin tek ikoncanı Bülent Ersoy'dur! Kalanlar ikoncan değil! Onun giydiklerini Deniz Berdan da giyemez, Ivana Sert de! Tarzı var! Lady Gaga'ya tasarlanan etten kıyafeti, dünyada bir de Bülent Hanım taşıyabilirdi. İkoncan geçinenlerin tek derdi, "Bir sonraki davette daha abuk ne giysem de fotoğrafımı çekseler" demek. Her davette bir öncekinden daha saçma giyiniyorlar çünkü bundan besleniyorlar. Bu sayede gündemde kalıyorlar.

Habertürk

3