Yeni Yazısı > İkisinden bize kalan - 20.12.2009

İkisinden bize kalan
20 Aralık 2009

Çalışma odasına girdiğimde babamın gözlerinin dolu dolu elindeki sayfaya baktığını görüyorum. ‘Ne okuyorsun?’ diye sorduğumda ‘Çanakkale şehidi Zahid Üsteğmen’in mektubunu okuyorum. Tokat’ta şehit düşen Fatih’le kaderi aynı. O günden bu güne hiçbir şey değişmemiş’ diyor babam ve elindeki yazıyı bana uzatıyor.
Milliyet gazetesinin usta kalemlerinden Nedim Şener, Çanakkale’de savaşmak için evini terk ederken arkasında bir kuruş bile bırakamayan Zahid Üsteğmen’in hikayesini yazmış.
Şehit olmadan önce eşine bir mektup gönderiyor Zahid Üsteğmen. Diyor ki mektubunda ‘Vatan yolunda şehit olursam bana ne mutlu. Ancak sana bir nasihatim var. Birincisi ben ölürsem sakın ağlama. İkincisi, emanete bıraktığım saatimi ve tabakamı sat, mihrini al. Üste para kalırsa bana bir mevlit okut. Eğer bunlar sana borcumu ödemezse hakkını helal et...’
Tıpkı, askerde aldığı 129 liranın 100 lirasını yoksul ailesine gönderen ve Tokat’ta şehit düşen Fatih Yonca’nın hikayesi gibi, Zahid Üsteğmen’in satırları da boğazımızda düğümleniyor...
İkisinden bize kalan ise onlarla duyduğumuz şeref ve onur...

İyi ki gitmedi galaya

Beren Saat başrolünde oynadığı filmin galasına katılmış olsaydı eğer, emin olun ‘Gecenin Kanatları’ adlı filmin bu kadar çok haberi çıkmazdı. Saat’in galaya katılmaması filme yaradı. Bir film, vizyona girmeden önce, kadın başrol oyuncusunun göğüslerinin göründüğü sahnelerle gündeme düşürülüyorsa eğer, film o sahnelerden ibaretmiş gibi görünüyor. Film değil, sadece bu sahneler konuşuluyor. Haliyle, kariyerinde sağlam adımlarla yürümek isteyen genç kadın oyuncu hem özel hayatında hem de meslek yaşamında zor bir duruma düşürülüyor.
Ha tabii erkek oyunculara bir şey olmuyor, onların belki işine geliyor ama kadın oyuncuların işi gerçekten zor. Hem ‘Soyunmayı kabul etmeyen oyunculuğa soyunmasın’ deniyor, hem de soyunanların başına bin bir türlü iş açılıyor.
Öyle ya da böyle, Beren Saat galaya katılmamakla bir duruşu olduğunu gösteriyor, gayet de iyi yapıyor.

Yakışır sana Hillary
Washington kulislerinde Amerika Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın 2016’da Demokrat Parti’nin başkan adayı olacağı konuşuluyormuş. Denen o ki, Başkan Obama’nın şu anki yardımcısı 2 yıl içinde görevini Bayan Clinton’a devredecek, bu görevde başkanlığa ısınacak olan Clinton, 2016’da başkanlık için mücadele edecekmiş. Yapılan anketler Bayan Clinton’ın popülaritesinin yüzde 62’yi bulduğunu gösteriyormuş.
Hillary Clinton olağanüstü azimli, güçlü ve son derece karizmatik bir kadın. Eşi Bill Clinton’ın başkan seçilmesinde hatırı sayılır bir payı olan Hillary, sabır göstererek ve sebat ederek başarıya ulaşılabileceğinin en canlı örneklerinden biri. Uzun yıllar eşi için çalışan ama arka planda değil, eşinin tam yanında duran Hillary’nin başarı öyküsü oldukça etkileyici.
‘ABD’ye bir siyahi başkan, bir de kadın başkan olmaz’ diye düşünülüyordu ya, biri gerçekleştiğine göre şimdi sıra diğerinde. İnşallah bizlere de örnek olur demek istiyorum ama hakkımızı Tansu Çiller’le kullanıp yitirdik mi yoksa(!).

Forever New genç kızlara hitap ediyor
Cafe Crown’da yazılarımı yazarken bana keyif veren şeylerden biri de üniversitelilerin sohbetlerini dinlemek. Zaman zaman konsantrasyonumu kaybetmeme sebep olsalar da, genelde hoşuma gidiyor yan masama düşen gençlerin dünyasına girmek.
Şu sıralar çoğu yılbaşı gecesi ne yapacaklarını planlamaya çalışıyorlar. Kimi Uludağ’a gitmeye hevesleniyor, kimi İstanbul’daki mekan fiyatlarının mukayesesini yapıyor, kimi de en iyisinin ev partileri olacağını düşünüyor. Erkeklerin pek umurunda değil ama kızlar baş başa kalır kalmaz ne giyeceklerini konuşmaya başlıyor.
Geçenlerde Metrocity’de keşfettiğim Forever New adlı bir mağaza tam da yirmili yaşlarını süren genç kızlara uygun alternatifler sunuyor. Fiyatları oldukça uygun olan bu mağaza özellikle de gece elbiseleriyle iddialı görünüyor.
Mağaza yetkililerinden, Palladium ve Neomarin AVM’lerinde, İzmir ve Ankara’da da şubeleri olduğunu öğrendiğim Avustralya kökenli bu marka yılbaşı gecesinde ne giyeceğini düşünen genç kızlar için uygun bir adres olacağa benziyor.

HAFTANIN NOTLARI
Tarım Bakanı Mehdi Eker GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) ile ilgili yapılan haber ve yorumlara savaş açmış. İki sayfalık bir GDO metni hazırlatan Eker, bu metni bakanlık adresinden e-mail yoluyla 5 milyon kişiye ulaştırmayı hedefliyormuş.
(Amanın, 5 milyon kişiye nasıl ulaşılacak acaba? ‘Bu maili 7 kişiye göndermezseniz...’ tarzında ilerleyecekse bu iş yandık desenize! Spam’de ya da junk’ta Tarım Bakanı’ndan gelmiş bir mail görmek enteresan olur tabii ama bu konuda bilgilenmeye ihtiyacı olanların kaçta kaçı internet kullanıcısı acaba?)

Danimarka’nın başkenti Kopenhag’daki Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi sürerken dünyanın dört bir yanında yapılan protestolarla liderlere küresel iklim değişikliğiyle ilgili acil eyleme geçme çağrısı yapılmış. Avustralya’da düzenlenen ‘Isınmaya Karşı Yürü’ organizasyonuna 40 bin kişi katılmış. Benzer gösteriler Hong Kong, Cakarta ve Filipinler’de de gerçekleştirilmiş.
(Dünya düşmüş iklim derdine, biz hala uğraşıyoruz mikro milliyetçilikle, kimlik politikalarıyla vs. ile. Tüm dünyanın gündeminde küresel ısınma birinci sırada, bizim alakamız bile yok bu konuyla)