Yeni Yazısı > İğne ve çuvaldız - 29.06.2014

İğne ve çuvaldız
29 Haziran 2014

“IŞİD, Musul’u kaç kişiyle ele geçirdiler? 900. Peki Musul’da Irak ordusu yok muydu? Vardı, ama “tüydüler”. Oysa Amerika, Irak’tan çekilmeden önce Irak ordusunu yeniden organize etmişti. Irak ordusuna tam tamına 27 milyar dolarlık modern teçhizat bırakmıştı. Irak ordusu şu anda son derece modern bir teçhizata sahip. Yok yok! Musul’da ABD tarafından oluşturulan Irak ordusunun 10 ila 20 bin civarında askerinin ve ekipmanlarının olduğu tahmin ediliyordu. Ve 900 IŞİD teröristi, en az 10 bin askeri püskürterek kenti ele geçirdi.

[[HAFTAYA]]

Düşünün bakalım bu nasıl oldu, niye oldu! Yanıtı çok basit. Bir ülkenin ordusu demek, tank, top, uçak, silah sayısı, harcanan para miktarı ve silah altındaki insan sayısı demek değildir. Bir ülkenin ordusu, o ülkenin “ruhunun” yansımasıdır. Hiçbir etnisiteye bakılmaksızın, ülke bildiğin topraklara olan sevgi, o ülkeye olan inanç, güven, bağlılık ve kendini o ülkenin insanlarına karşı sorumluhissetmektir. Eğer bunlar yoksa değil 27 milyar dolar, 270 milyar dolarlık silahın, teçhizatın olsa, tankların ve topların olsa, uçakların olsa, gemilerin olsa bir şey ifade etmez. Irak’ta işte bu ruh yok olmuş. ABD, Irak’a bir ordu kurmuş ama ülkenin ruhunu aldığı için, kurulan silahlı teşkilatın “ordu” olma özelliği kalmamış. O yüzden de 900 kişilik bir grup, kamyonetlerle gelerek, tankları, topları, uçakları olan bir ordunun elinden o kenti almış. Hem de savaşmadan. Çünkü ruhu olmayan ordunun askerleri, “Bize ne?” diyerek silahlarını ve hatta üniformalarını bırakıp gitmişler. Bu bir ülkenin başına gelebilecek en büyük felakettir.”

*

Fatih Altaylı dün köşesinde bir ülkenin ordusunun en önemli silahı olan ‘ruhunu’ bu ibret verici örnekle yazmış...

Yazıyı okurken gözümün önüne arka arkaya geçmişten sahneler geldi! Ergenekon Davası sırasında hapse atılan bir subayın, “Dünyaya bir daha gelsem yine asker olurdum ama Türk ordusunda değil” sözü geldi mesela...

Hukuksuzluğu onuruna yediremeyip intihar eden Yarbay Ali Tatar’ın kızına ve eşine yazdığı son mektup geldi... Dışarıdaki general sayısının Silivri’deki general sayısından az olduğu günler geldi... İndirilen bayrak, kucaklanan teröristler geldi...

“Zenginsen öde bedelliyi canın sağ olsun, fakirsen öl vatan sağ olsun” geldi...

*

Fatih Altaylı yazısını “Korktum, ürktüm, üzüldüm” diye bitirmiş. Ne yalan söyleyeyim, ben de!