İfade özgürlüğü için sürekli mücadele
12 Ekim 2010

Gazetecilik zor iş. Ama asıl zor olan işi yapmak değil, linç kampanyaları ve yalanlarla mücadele etmek. Ama olsun, sonunda doğru olan kazanıyor. Olumsuzluklar bir yana, hafta sonu İstanbul’da Bilgi Üniversitesi’nde ‘Düşünce Özgürlüğü İçin 7. İstanbul Buluşması’ gerçekleştirildi. Buluşmanın şeref konuğu Amerikalı yazar ve düşünür Noam Chomsky idi. Ben de konuşmacıydım. Yaşadığım olayları ‘Tanıklık’ başlığıyla anlattım. Devletin gözetimi altında öldürülen ve cinayeti aydınlatacak delillerin iktidarın koltuklarında tuttuğu devlet görevlilerince karartılan Hrant Dink cinayeti ile ilgili konuştum. Devlet görevlilerinin Dink cinayetindeki sorumluluklarına dikkat çektiğim için ben bir gazeteci olarak 32.5 yılla yargılanırken tek bir polisin, tek bir MİT’çinin yargı önüne çıkmamasını, jandarmaların ise sadece 6 ay hapis istemiyle yargılandığını anlattım. Benim dışımda 10 konuşmacı daha vardı.

[[HAFTAYA]]

Radikal’den İsmail Saymaz, ‘Terörle Mücadele Yasası’ndan tutuklanan Azadiya Welat’tan Vedat Kurşun, hapis ve para cezasına çarptırılan Express Dergisi Yazı İşleri Müdürü Merve Erol ile muhabir İrfan Aktan da oradaydı. Araştırma için gittiği Diyarbakır’da ‘canlı bomba’ sanılarak 2.5 gün gözaltında tutulan araştırmacı-yazar Hülya Tarman da yaşadıklarını anlattı. ’Tanıkların’ tamamı gerçeğin peşinde koşmanın zorluklarından söz etti ve herkes “Bizi yıldıramazlar” dedi. Ama en güzel söz Noam Chomsky’den geldi; “İfade özgürlüğü için sürekli mücadele gerekir”.

ÇGD’nin açıklaması her şeyi anlatıyor

Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay bir açıklama yaptı. İşte o açıklama: “Gerçekleri halka açıklamaya, duyurmaya çalışan bazı meslektaşlarımızın son günlerde yargı tehdidinin yanı sıra ekranlarda, yine iktidara yakın duran kimi meslektaşlarımız tarafından adeta linç girişimlerine maruz kaldıkları ibretle izlenmektedir. Hanefi Avcı’nın kitabının ardından televizyon tartışmalarında, evrensel meslek ilkeleri, düşünce ve ifade özgürlüğü hiçe sayılarak bazı meslektaşlarımıza karşı tetikçilik yapılması, gazetecileri itibarsızlaştırma, yalnızlaştırma, hedef gösterme çabaları dikkat çekmektedir. Hrant Dink cinayeti başta olmak üzere toplumsal olaylarla ilgili konularda toplumu doğru bilgilendirmekten öte kaygısı olmayan Nedim Şener, İsmail Saymaz, Belma Akçura gibi arkadaşlarımızın, medya içinde iktidar uygulamalarına toz kondurmayan bazı gazete yazarları tarafından TV ekranlarında linç edilmeye çalışılması, hedef haline getirilmesi, küçük düşürülme çabaları asla hoş görülemez. Meslektaşlarımızın, meslektaşlarımıza yönelik sorumsuz tutumlarının, linç kültürünün egemen olduğu toplumumuzda Nedim Şener, İsmail Saymaz ve Belma Akçura’nın yaşamını ve mesleğini tehdit altına soktuğunu hatırlatmak isteriz”.

Taraf’a teşekkür

Habercilik yaparken insanın başına çok şey geliyor. Ama en iyilerinden birini geçen hafta yaşadım. Taraf Gazetesi geçen hafta bir muhabirden özür diledi. O muhabir benim. Taraf’ta, twitter köşesinde, “Nedim Şener’deki, Kılıçdaroğlu sessizliği” başlığı altında bir yazı yayınlanmıştı. Taraf özür metninde şunları yazdı; “Gazeteci Nedim Şener’e çok ayıp ettik. Nezaket sınırlarını zorlayan haksız ve yakışıksız ifadeler nedeniyle dün Nedim Şener’den telefonla özür diledik. Şimdi de bu sayfadan yeniden hem Nedim Şener’den hem de okurlarımızdan özür dileriz”.

Teşekkürler Yasemin Çongar, teşekkürler Taraf Gazetesi...