İçinden moda çıkan filmler

Bazı filmler, döneminin giyim tarzını etkileyerek yeni bir moda yarattılar. İşte o filmler...

İçinden moda çıkan filmler

Yves Saint Laurent 1966 yılında kadınlara smokin giydirmeden tam 36 yıl önce Marlene Dietrich, Morocco adlı filminde smokin giymişti. O filmden sonra kadınlar smokin giymedi ama Marlene Dietrich bu erkek giysisi içinde bile o kadar dişi duruyordu ki; erkeklerin kalbini çarptırmayı başarmıştı. Moda tarihi ve sinema tarihi boyunca sinema modayı, moda sinemayı etkiledi.

Öyle filmler tarihe geçti ki, onlar kadın giyiminde devrim yarattı, yeni çığırlar açtı. Coco Chanel kadınlara küçük siyah elbiseyi hediye etmişti; ama bunu geniş kitlelere ulaştıran Beakfast at Tiffany (Tiffany’de Kahvaltı) filminde Audrey Hepburn olmuştu. Tüm kadınlar, Coco Chanel’in söylediği, “Her yerde sizi kurtarır” sözünü canlı olarak görmüşlerdi.

Audrey Hepburn gece gündüz o küçük siyah elbisesiyle her yere gidiyordu. Audrey’in filmde gözünden çıkarmadığı büyük güneş gözlüklerini ise kadınlar yıllarca taktı. Hatta birkaç yıl önce yeniden moda oldu. Faye Dunaway ve Warren Beatty’nin canlandırdığı Bonnie and Clyde filminden sonra tüm kadınlar bere takmış, erkek modasında da kruvaze ceketler 1967 yılına damgasını vurmuştu. Oysa film 30’larda geçiyordu.

1994’te Quantin Tarantino’nun ünlü filmi Pulp Fuction’da (Ucuz Roman) Uma Thurman ve John Travolta’nın dansı moda olmakla kalmamış, Uma’nın giydiği beyaz gömlek ve sigaret pantolon uzun yıllar modaya damgasını vurmuştu. Matrix’in uzun siyah deri pardesüsünü filmin vizyona girdiği 1999 sezonunda tüm moda devleri koleksiyonlarına kattı. Çünkü bütün gençler Keanu Reeves olmak istemişti. Ve geçen yıl Clint Eastwood’un yönetmenliğini yaptığı Changeling (Sahtekar) filminde, oğlu kaybolan bir kadını canlandıran Angelina Jolie’nin kıyafetleri. Filmin kostüm tasarımcısı Deborah Hopper, 1920’lerde geçen gerçek bir olayı anlatan filmin gardrobu için tarihçilerle röportajlar yapmış, kütüphaneleri dolaşmış, o yıllara ait kitapları okumuş, sonra Amerika’yı dolaşmaya çıkmış.

Bütün vintage mağazalarına uğramış, ve 1920’leri en iyi tanımlayan kıyafetleri Angelina Jolie’ye giydirmeyi başarmış. Film vizyona girer girmez müthiş bir şey oldu, Angelina Jolie’nin filmde kullandığı portföy çantalar, ‘clochet’ şapkalar, düşük belli elbiseler, broşlar, eldivenler ve dudağından eksik etmediği kırmızı ruj hemen moda oldu. Neredeyse herkes Angelina Jolie olmak istiyordu. Kadınların bu isteğine Roberto Cavalli, John Galliano gibi modacılar da destek oldu, onlara Angelina Jolie’nin filmdeki kıyafetlerine benzeyen kıyafetler hazırladılar.