'Hürrem olmak asla istemezdim!'

'Hürrem olmak asla istemezdim!'

Her şeyin bittiği noktada kendini hatırlayan kadın... Karanlıklar içinde, kendi ışığıyla aydınlığa çıkmayı başaran, onun gibi dibe vuran insanlara ümit olan bir kadın... Özgürlüğüne kavuştuktan sonra yazdığı son şarkısı ’bitti‘yle geçmişi tümüyle kapatan, kendisini ve ona bunca acı çektiren herkesi, her şeyi, affedebilmiş bir kadın, Deniz Seki. Yoğun duygular yaşadığı ve çok yorduğunu söylediği kalbini nadasa bırakmış... Çilelerini, acılarını, sel olup akan gözyaşlarını notalara dökmüş... Onunla, Sheraton Oteli’nin en üst katında, Kubbe’de buluştuk... Kendini bulmanın, kıymetini anlamanın ve yepyeni bir hayata başlamanın heyecanı okunuyordu gözlerinden...

Oya Germen

[email protected]

Yeni albümünde, gözyaşların söz yaşları olarak dökülmüş notalara...

İstersen önce, yaşadığın bunca acıya, yüklediğin anlamları paylaş bizimle? Çok zorlu, karanlık bir dönem var hayatımda ama kalbimin içinden ışık olup çıktım... Maneviyatı çok yüksek, çok fazla derinliği olan bir ışık... Ki buna ruhen yatkındım. Bana kattığı pek çok artısı oldu o karanlık yolun... 

Böyle zamanlarda kendisini sorgular insan. Nerelerde hesaplaştın kendinle?

Kendimi çok sorguladım, her konuda. Önce kendime duyduğum kızgınlıkları affettim. Sonra, kızgın olduğum her şeyi ve herkesi affettim. Barıştım birçok şeyle. Affedişler üzerimdeki yükü hafifletti. Duygusal olarak hafifledim.

Nasıl başardın kendini ve özellikle başkalarını affetmeyi?

Bunu başarmamam için aptal olmam gerekirdi. Çünkü Tanrı bana; şer gibi ama sonu hayır olacak bir yol çizdi. Ben de O’nun bana neyi göstermek istediğini anladım. O’nu yüreğimde hissettim, O’nunla çok sohbet ettim, konuştum... Kendimle de... Asıl hafifliğimin, kendimi affettikten sonra olabileceğini gördüm. Zaman içerisinde, hayat bize neler getiriyor, neler götürüyor belli olmuyor. Önemli olan; hayatın bize getirdiği bir sürü hüznü, acıyı, derin boşlukları; kendi kendimizin doktoru olup tamir edebilmemiz. Yalnız kaldığım süre içinde, o kadar kendime döndüm, iç dünyamda yolculuk yaptım ki; meğer ben ne kadar pozitif, ne kadar güçlü, ne kadar ışıklı, derinliği olan, özel bir kadınmışım. Kendimi methediyorum gibi oluyor belki ama kıymetimi anladım. Geç kalan bir anlayış bu...

Kendimi unutmuşum dedin, bu söz çok dokundu bana... Nasıl fark ettin bu gerçeği?

Yaşadığım şartlar içinde anlamamak mümkün değildi. İnsan kıymetini önce kendi bilmeli ki, başkaları da, daha iyi bilebilsinler... O sert kabuğun içinde, inci tanesi olduğumu fark ettim...

Önceliğin başkaları mı olurdu?

Kendimi hiç ön plana almamıştım... Hep başkaları benim için daha önemliydi...

Yaşadığın acılardan, güçlenerek çıktın. Tersi de olabilir, karanlığa gömülebilirdin. Senin çektiğin acılarla yaşayan insanlara umut olduğunu söyleyebilir misin?

Bu söylediklerimi aynen yazarsan gerçekten çok mutlu olurum... Katıldığım radyo programlarında, internet ortamında ve diğer yerlerde mesaj gönderen arkadaşlar; benim onlar için ışık olduğumu yazıyorlar... Çok zor durumda, depresyonda olanlar, çıkış yolu bulamayanlar için ümit olmak beni çok sevindirdi, çok mutlu etti... Çünkü biz, birbirimizin aynasıyız, gerçek budur.

İnsanın hayatta tek tutanağı kendisi mi?

Aynen öyle! İnsanız hatalar yapabiliriz. Ne olursa olsun, ne yaşarsak yaşayalım, başımıza ne gelirse gelsin, içinden bir güzellik çıkartmak gerekiyor mutlaka. Öbür türlü hayat çok manasız zaten. Ölümlü bir dünyada yaşıyoruz. Ölüp gideceğiz zaten, bunu bile bile yaşadığımız bir dünyada, bize ağırlık yapan yüklerimizi hafifletmek, kişinin kendi elinde.

Hayatında silemediğin izler kaldı mı?

Hayatımdan silemediğim, iz bırakan hiçbir şey yok...

Albümdeki son şarkını ‘Bitti’yi, özgürlüğüne kavuştuktan sonra yazdın. Orada sanki kalbinle konuşuyorsun. Ona yeni bir hayat vaat ediyorsun...

(Söylemeye başlıyor şarkıyı, güzel ve dokunaklı sesiyle ) Kalbi asıl etkileyen ve yoran duygusal yolculuğumuz... Kalbimiz, bizim nefes almamızı, ayakta durmamızı sağlıyor. Onunla hissedebiliyoruz her şeyi. Hissetmek yaşamak demektir. O nedenle kalp sağlığına dikkat ederken, sadece Omega 3 almak ya da oksijen almak yeterli olmuyor elbette! Onun bir ruhu var. Onun ne demek istediğine, ne hissettiğine, içinde neler sakladığına kulak vermek gerekir...

Haklısın, kalp yorgunluğunu iyi bilirim... Ama bazen neden içimizden başka bir insan çıkıyor, bizim bile tanımadığımız?

Çünkü ipin ucunu kaçırıyoruz...

İpin ucunu kaçırtan aşk mı?

Evet, karşı cinsle yaşadığın büyük aşk şuursuzlaştırıyor insanı... Dengelerini bozabiliyor. Her ne kadar mutluluk katıyorsa, bir o kadar da beraberinde getireceği farklı tatları, acıları barındırıyor içinde. Ama karşı cinse aşık olmadan da, hayat bir şekilde devam ediyor. Hayata ve kendine aşkla bağlı olmak çok önemli. Allah aşkı, doğa aşkı, insan aşkı, meslek aşkı, hayvan aşkı bunların hepsi birer aşktır.

Aşk kadını, kalbinin kapılarını kapattı mı?

Aşka kapım kapalı değil. Sadece kalbimi nadasa bıraktım... 

Aşk için verdiğin savaş yordu mu seni?

Yoruldum, çok yordum kalbimi ve kendimi... 

Korkuların var mı?

Korkularımdan arındım, Allah korkusundan başka korkum kalmadı, şükürler olsun. Çünkü korktuğun zaman, korkuyu çağırıyorsun, çağırdığın şeyi tekrar yaşıyorsun. O yüzden korktuğum hiçbir şey yok. Sadece kalbimi nadasa bıraktım çünkü ikimiz de yorulduk. Dinlenmek ikimize de iyi geldi. Yarın bir gün ne olacağı hiç belli olmaz...

Aşk, neden her defasında yeni sırları ve oyunları da getiriyor?

Çözemediğimiz bir bulmaca olduğu için...

Oyunsuz aşk olmuyor mu?

Olmaz. Aşkın içinde bir sürü oyun var. Aşk çok oyuncaklı bir kelime aslında. Üç harften ibaret ama farklı tatları ve derinliği olan bir kelime aşk. Güzel yaşanırsa, karşılıklı olursa tadından yenmez.

Aslında, bir bütün olamadığın zaman devam eden bir şey değil mi aşk?

Doğru söylüyorsun... Aslında, kavuşulamayan durumlarda, aşk olarak adını tarihe kazıyor...

Kadınlar neden erkeği istediği kıvama getireceğini zanneder?

Pek öyle düşünmüyorum. Kalbimin sesini dinleyen bir kadınım. Kalbimi onun için çok yordum. Ama kalbim de, ben de akıllandık!

Sence, aşkta mutlu olamayanlar hep aynı tarz adamları mı seçiyorlar?

Ben öyle değilim. Aynı tarzın devamı olmadı. Kalbimi, duygularımı dinledim hep. 

Erkekler, kadınları çözebilmenin mümkün olmadığını söylerler...

Kadınları çok iyi tanımayan erkeklerin söylediği laflar bunlar. Erkek de çözülemez. İki cinsin birbirine enteresan gelme nedeni, birbirlerini çözemedikleri içindir. Kadınlar da bulmaca, erkekler de bulmaca...

Kendilerinin düz, kadınların oyuncu olduğunu da iddia ederler...

Ben kişiye göre değişeceğini söylüyorum. Bunun kadını, erkeği yoktur. Kadınlardaki özelliklere sahip olanlar da var, erkekteki özelliklere sahip olan da. Düz adamlar da var, bulmaca gibi olanlar da. Aynı durum kadınlar için de geçerli. Ama heyecanı ayakta tutan, bulmaca gibi olmaktır. Düşünsene, seni tanımış, her şeyini anlamışım. Huyunu suyunu, her bir özelliğini öğrenmişim. Bana, bu duruma geldikten hemen sonra sıkıcı gelirsin. Öyle düşünmek lazım. Biraz renkli olmak lazım. Bizler zaten renkli insanlarız öyle olmasak bu mesleği yapamayız...

Aşk için her şey yapılır mı?

Her fedakarlığa katlanmak gerekir mi? Sevmek, fedakarlık gerektirir. Aşk zaten, ‘aşkım ben’ diye titremeye başladıysa; o zaten fedakarlığın en büyüğüne imzasını atmıştır. İki taraf da aşk ateşini alevlendirdikçe aşk yaşar.

Yaptığın en büyük fedakarlık ne oldu aşk için?

Kendimi unutmuş olmam. Kendini ikinci plana atmak, dünyadaki en büyük fedakarlık değil midir?

Pişman mısın?

Şöyle söyleyeyim; bazen bazı şeyler iyi ki olmuş demeyi öğrendim.İyi ki olmuş ki; bugün böyle muhteşem şarkılardan oluşan, ‘söz yaşlarım’ albümüm çıktı ortaya. İyi ki olmuş ki; ben bu kadar olgunlaşmış ve büyümüşüm. İyi ki olmuş ki; kendime dönmüş, kendimi yaşamayı, kendime sarılmayı öğrenmişim... İyi ki olmuş. Olmuşla, ölmüşün çaresi yok zaten!

Hayatıma hiç girmeseydi dediğin biri oldu mu?

Keşkelerim yok. Çünkü onlar benim hayat hikayem. O zaman, bütün hayatıma hakaret ve haksızlık etmiş olurum. Kaderimde böyle bir şey varmış. Önemli olan, bu karanlığın içinden, nasıl aydınlığı bulup çıktığımdır.

Dizi seyrediyor musun?

Bayılıyorum dizi seyretmeye...

Muhteşem Yüzyıl’ı?

Çok muntazam olmasa da takip ediyorum. 

Kadınların savaşını, iktidar hırsını nasıl değerlendiriyorsun?

Çok yorucu bir durum. Asla, o dönemde yaşamak, asla Hürrem olmak istemezdim...

Mahidevran olmak ister miydin?

Hiçbirinin yerinde olmak istemezdim.

Erkek kim olursa olsun, iktidar kadının elinde.

Erkeklerde değişen bir şey var mı günümüzde?

En azından bu kadar çok cariyeleri yok!!!

Bu yazı 20 Ocak 2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır

4