Yeni Yazısı > Hünkar Lokantası - 31.10.2010

Hünkar Lokantası
31 Ekim 2010

Nişantaşı’nda Osmanlı mutfağının yılmaz bekçisi Hünkar Lokantası, içinde bulunduğu bina yıkılıp yeniden yapılıncaya kadar aynı sokağın az üstünde gezindikten sonra, müjdeler olsun, eski yerinde yeniden icra-ı sanata başladı. Hem patron hem aşçı Feridun Ügümü dostumuz da biraderi Galip Ügümü ile buluştu ama ne yazık ki, babaları ve hocaları kadim dostum Talip Bey artık onlarla değil, meleklerle birlikte yaşıyor.

[[HAFTAYA]]

Liste zengin, yemek seçmek zor

Önce yeni mekandan söz edelim: Eskiden iki katta birer salon vardı, şimdi tek ama daha ferah ve büyük bir salondayız. Terası da daha geniş. Şık ama sade bir dekor. Yemek vitrini de artık daha uzun. Tabii liste zengin olunca yemek seçimi daha da zorlaşıyor; tencere yemeklerinden ızgara ete, günün balıklarından tatlılara. Neyse, terbiyeli paça çorbasını görünce hiç tereddütsüz siparişimi verdim ve de afiyetle içtim. Sonra her zamanki gibi bir zeytinyağlı: Bu kez tercihimi lahana sarmadan yana kullandım; nefis. Ana yemek olarak Adana usulü güveç: Porsiyonu cömert, lop koyun eti pek güzel, lakin havalar soğuyunca tek çare olan olan sera patlıcanın lezzeti tarla patlıcanınınkini doğal olarak aratıyor. Yemeğimi ayva tatlısıyla noktalıyorum, keyifle. Eh üstüne de sade bir kahve iyi gider, değil mi? Yılların deneyimli personelinin servisi her zamanki gibi kusursuz. Fiyatlara gelince: Adam başı 30-40 TL’ye de çıkabilirsiniz, 70-100 TL’ye de; yediğinize, içtiğinize bağlı. Pek ucuz değil elbet ama bu özen ve kaliteye değer. Yuvana hoş geldin Hünkar’ım! (Mim Kemal Öke Cad.No:21, Nişantaşı-İstanbul Tel: 0212 225 46 65)

Öz Karadeniz Pide: Çolak Osman’ın Yeri

İsim uzun: Öz Karadeniz Bafra Pide ve Kebap Salonu. Ama burasını herkes Çolak Osman’ın Yeri diye bilir. Aslında, Çolak lakabı Osman’a, bir tarihte fabrikada çalışırken elini makineye kaptıran babası Ali’den miras kalmış... Sıradan ama şirin bir pideci. Ayrıca Osman’ın eşi Naciye Hanım’ın elcağızıyla yaptığı çorbalar, kuru fasulye ve kara lahana sarma başta olmak üzere, sulu yemekleri de var. Şu sıralar hamsi güveç ve hamsi tava da yapıyorlar (3 kişilik bir tava 15 TL). Kısacası orta direk, tipik bir aile lokantası. Ömer Kumaş ustanın odun ateşiyle yanan taş fırında hazırladığı Bafra pidesiyle başlıyorum. Yanında karışık turşu. Pidem çıtır çıtır. Soğanla kavrulmuş kıymalı harcı mükemmel. Üzerine Samsun’dan özel gelen tereyağı sürülmüş, pek lezzetli vesselam (7 TL). Dileyen, Bafra pidesini peynirli ister. Porsiyonu da cömert. Kuşbaşılı ve karışık pideleri de var (9 TL). Ama benim başka bir şey yiyecek halim yok. Yine de, Rize usulü kuru fasulyenin (6 TL) tadına bir iki çatal da olsa bakmadan geçmeyeyim. Fena değil; ancak tereyağı o kadar bol ki, insanın kolesterolünü azdırır alimallah. Pirinç pilavı (2.5 TL) ise tane tane, pek güzel. Özetle porsiyonu bol, fiyatları pek makul, ortamı sıcak bir mekan burası. Çolak Osman’ın Yeri’ne muhakkak uğrayın diyen İstinye taksi durağının şoförleri haklıymış. Size de öneririm, bir Boğaz gezisinde maaile uğrayın. Yerini bulmak da zor değil. Sahilden, kapatılan İstinye deresi üzerindeki yeni caddeye sapın, demir parmaklıkların bittiği meydanda sorun, hemen gösterirler. (Çayır Cad. No 46 İstinye-İstanbul Tel: 0212 229 63 43)